Bugünlerde borsanın umulmadık ölçüde hareketlenmesi, IMF ile imzalanacak bir anlaşmanın eli kulağında olduğu haberleri ve döviz kurunun seyri, 2010 yılının finansman planları konusunda hesapların yeniden gözden geçirilmesine ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor. Bu bakımdan, özellikle Türkiye ekonomisi ile ilgili bazı ezberlerin gözden geçirilmesi için çok uygun bir yıl olabilir 2010.
İlk ezberimiz, “yabancı sermaye olmadan büyüyemeyeceğimiz” konusunda.
Öncelikle, Türkiye’nin “üçüz açık”la ilgili sorunlarından hangisini veya hangilerini kendi imkânlarıyla çözüp çözemeyeceğimiz konusunda fikir yürütelim.
Nedir bu üçüz açık?
“Üçüz açık” probleminin birincisi dış açık, cari açık gibi adlarla anılan yani toplumda kabaca ithalatın ihracattan büyük olması şeklinde ifade edilen ama aslında sadece mal ve hizmet alım-satımından kaynaklanan döviz açığını ifade etmeyen “cari açık” sorunudur.
2010 yılında ihracatın hareketlenmesi nedeniyle ithal girdiler için gerekli dövizin, ihracatla elde edilen döviz girdisi ile elde edilemeyeceği anlaşılıyor. Döviz ihtiyacı bakımından ithal edilecek tüketim malları ve dış kredi geri ödemelerini de not etmek gerekiyor. 2010, Ekonomide “Ezber Bozan” Bir Yıl Olabilir… yazısına devam et
Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren kararname ile 31.12.2009’a kadar birleşen KOBİ’lerin kurumlar vergisi oranı Bakanlar Kurulu tarafından indirim hakkının tamamı kullanılarak yani %75 oranında azaltılarak %20’den %5’e indirildi. Ancak, bu avantajdan yararlanmak isteyenlerin bazı şartları yerine getirmesi gerekiyor.
Manisa’daki sanayi kuruluşlarının yeniden yapılandırılması ile ilgili yazımızda, kamunun verdiği desteklerden yararlanma alışkanlığının yerleşmediğinden bahsetmiştik. Çeşitli kişi ve kurumlardan bu ve benzeri konularda pratik bilgi verilmesi gerektiği yönünde istekler geldi. Ana başlıklarıyla söz konusu desteklerin bir bölümünden bahsetmek istiyorum.
Türkiye ekonomisinin seçimden önceki görünümü, özellikle sanayi üretiminde üretim ve kapasite kaybı, fiyat seviyesinde beklenenin altında bir artış, dış açıkta azalma, işsizlikte ise artış eğiliminin devam etmesi olarak özetlenebilir. Bu başlıkların ayrıntıları sorgulandığında ise enflasyon ve cari açıktaki olumlu seyrin aslında talep eksikliğinin doğal sonuçları olduğu görülebiliyor. Dünya genelindeki ekonomik daralmanın hammadde fiyatlarının ekonomi üzerindeki yükünü hafiflettiği de diğer önemli bir dönem profili. Son haftalarda döviz fiyatları üzerindeki yukarı yönlü hareketin, kamuoyunun dikkatini çeken önemli bir gelişme olduğunu da belirtelim.
Ekonomik yapıdaki değişiklikler, sanayi şirketlerindeki reorganizasyon hareketlerini güçlendirdi. Geçtiğimiz yıllarda imalat sanayi alanındaki bir çok uluslararası firma mülkiyet yapılarında değişiklikler yaptı. Satın almalar yoluyla büyüyenler, sermaye yapılarını güçlendirenler oldu. Bazı sanayi şirketleri ise, birleşmelerle büyümeyi tercih etti. Yurtdışında doğrudan yatırım yapan Türk şirketleri de sayıca artıyor.
Krize belki de gereğinden çok yer verenlerden biriyim. Kötümser tahminciler için yapılan şakalar arasında en etkileyici olanı “tahmin ettiği son beş krizin ikisi doğru çıktı” esprisi. O kadar çok kriz söylemi geliştirdik ki; birine tesadüf etmesi kaçınılmazdı.