Türkiye ekonomisindeki gelişmeler dünyadan ayrışmaya başladı. Ama bu kopuş tek başına bir ayrışma değil. Dünyadaki kamu finansmanının gevşetilmesi, kredi musluklarının açılması sonucunda oluşan ve Çin, Hindistan gibi bazı ülkelerle birlikte yaşanan blok kopuşlardan biri… Dünyayı bir ekonomi laboratuarı haline getiren, dört mevsimi bir arada yaşatan gelişmelerin gidişi, aradan ilk ve son baharı atıp, ya yaz ya da kış mevsimini tercihe zorlatacak gibi.
Bir yıl önce, krizi ortaya çıkaran düşünce seviyesiyle, krizin çözülemeyeceğini söylemeye yeltenenlerden biri olarak (bkz. “dil ile bağlanan diş ile çözülmez”) gelişi matematiksel olarak belli olan bugünlerin beklenmeyen günler değil, “ehven-i şer” olarak algılanması gerektiğini düşünmüştüm. Dünya ekonomisi krize karşı likidite verip piyasayı canlandırmakla, ileride (yani şimdi) ortaya çıkacak borç sarmalına razı olmuştu. Türkiye’nin de içinde bulunduğu birkaç ülke kredi musluğunu, bırakınız açmayı sıktı. Kamu harcamalarında kısıtlı bir artış, gelirlerde ise geçici vergi indirimlerini tercih etti. Milli paranın değerlenmesi riskini kabul ederek, dış ticaretin kısıtlı olduğu bir dönemde azalan dış ticaret açığını daha da azaltma yolunu seçmedi. Bugün Çin’in üzerinde parasını devalüe etmesi yönünde baskı var ise benzer şekilde dünya ekonomisine göre ayrışma yolunu tercih etmesinden kaynaklanıyor. Ekonomide Büyük Ayrışmanın Eşiğinde… yazısına devam et
Editör dostum İbrahim Şamil mesleği itibariyle arşiv konusuna meraklıdır. Kendisi medya okuryazarlığı üzerine de çalıştığından olsa gerek şimdilerde gazetelerimizin eski yıllarda manşetlerinde neler söylediklerine odaklanmış. Yüzünde muzip bir gülümsemeyle büroma gelip de bana Hürriyet Gazetesi’nin 26 yıl öncesine ait bir manşetini hatırlatması bundandır. Yazının sonuna kadar sıkılmadan okursanız bu manşetin bugünümüze ilişkin ne kadar da çok mesaj taşıdığını siz de anlayacaksınız.
Merkez Bankası verilerine göre kamu bankaları, tüketici için kritik önem taşıyan taksitli kredi kartlarında geçen yıla göre % 96,2’lık artışla tüketimin finansmanında önemli bir rol oynadı.
Manisa’daki sanayi kuruluşlarına bir bütün olarak bakmak krizin etkilerini azaltma konusunda birkaç önemli konuyu gündeme getirebilir.
Krize belki de gereğinden çok yer verenlerden biriyim. Kötümser tahminciler için yapılan şakalar arasında en etkileyici olanı “tahmin ettiği son beş krizin ikisi doğru çıktı” esprisi. O kadar çok kriz söylemi geliştirdik ki; birine tesadüf etmesi kaçınılmazdı.