Açılım aşınızı yaptırdınız mı?

Açılım mı...

Son zamanlarda ülkemizde hızla yayılan ve tedavisi tam olarak bilinmeyen bir hastalık var biliyorsunuz. Hastalığın asıl risk grubu “seçmenler”; hele işsizlik ve durgunluk sebebiyle işleri kesat olanlar arasında bu hastalık çok daha yaygın. Neyse ki siyasiler, bağışıklık sistemleri(!) güçlü olduğu için risk grubuna dahil değiller.

Tabii “Açılım Aşısı” yalnızca tek bir hastalığa karşı bağışık kılmıyor. Hani hepimiz olduk küçükken, bir BCG aşısı vardı, tıpkı onun gibi, çok yönlü, etkili ve kalıcı. Biz önce hastalığa bakalım. Açılım aşınızı yaptırdınız mı? yazısına devam et

Kusura bakmayın ama bu kriz savaş çıkarır!

Soğuk Savaş yoksa hiç bitmedi mi?Yanlış hatırlamıyorsam lisans eğitimi sırasında, nükleer silahlanmanın etkileri ile ilgili bir kompozisyon yazmamız istenmişti. Yaşımız itibariyle muhtemelen bir parça marjinal görüşler yazıp ukalalık yapmak gayretiyle, “nükleer silahlanma yarışı barışı korumaya yardımcı olur” diye yazmış “çünkü çift kutuplu bir dünyada hiçbir ülke bu boyutta yok edici silahları kullanmaya cesaret edemez” diye de devam etmiştim.

O vakitler son demlerini yaşayan Doğu Bloğu ile başını ABD’nin çektiği Batı, nükleer silahlanma yarışındaydı. Zaman zaman, iki bloğun sahip oldukları silahları kullanmaları halinde menzillerinin nerelere kadar ulaşacağı, hangi kentlerin bir anda yok olabileceği gazetelerde hem de renkli grafiklerle gösteriliyordu. Bering Boğazı ile Alaska sınırlarında gösterilen SSCB denizaltılarından atılacak bir füzenin Washington’a hangi hızla ulaşabileceği; radarda tespit edilen bir Rus füzesine karşılık ateşlenecek bir ABD füzesinin diyelim ki Moskova’daki insan yaşamını nasıl sona erdireceği konusu özellikle yaz aylarında haber sıkıntısına düşen gazetecilerin, olası bir Türk-Yunan savaşından sonraki ilk akla gelen konusuydu. Kahvehanelerde, emekli amcalar siyasi eğilimlerine göre kül tablasını Varşova Paktı, sigara paketini NATO kuvvetleri olarak resmeder; çakmak Rus denizaltısı olur, attığı balistik füze Manhattan’ın ortasına düşünce, sigara paketi masadan alınıp sehpanın üzerine konulurdu. Kusura bakmayın ama bu kriz savaş çıkarır! yazısına devam et

Yeşilkart mı Greencard mı?

Greencard ya da YeşilkartKamu açıklarıyla ilgili sıkıntılar gündeme geldiğinden beri, ağırlıkla vergi gelirleri ile ilgili tedbirler su yüzüne çıktı. Devlet, yeni gelir kapıları ararken, vergi mükellefi de “zaten krizdeyiz, yoksa yeni vergiler mi geliyor?” endişesini yaşıyor.

Vergi gelirlerinin tahsilâtı için kamu gücünün verdiği tüm cebri tahsilât imkânları kullanılıyor. Hesaplara bloke uygulanıyor, araç yakalama emirleri imzalanıyor. Bu arada, bütçe imkânlarının ekonomik ve fonksiyonel sınıflandırması itibariyle değerlendirilmesinde ortaya çıkan gerçekler, gelir artışı sağlamanın dışındaki olanakların da zorlanmasına gereksinim duyulduğunu vurguluyor. Kamu giderlerini azaltıcı müdahalelerden bahsediyorum. Devlet harcamalarındaki uygun dağılımın sağlanması ile ilgili konuları gündeme getirmek istiyorum. Yeşilkart mı Greencard mı? yazısına devam et

Vergi tahsilâtı mükellefi gücünün ötesinde mi zorluyor?

Pano01Yılbaşından bu yana gelişen ekonomik olaylar Türkiye’nin bütçe dengesini olumsuz yönde etkiledi. Özellikle Mart ayındaki yerel seçim ve ardından gelen vergi teşvikleri hem vergi tahsilâtını düşürdü hem de kamu giderlerini artırdı. Kasım 2002’den Mayıs 2009’a kadar üç AK Parti hükümetinde de aynı görevi icra eden Kemal Unakıtan’ın koltuğunu Mehmet Şimşek’e devretmesi de bu döneme ait bir gelişmedir.

Aslında yerel seçim sürecinin yaklaşması ile tahsilâtlar üzerinde beklenen gevşeme eğilimi, seçim sonrasındaki bakan değişikliği ile yeniden ele alındı. Ancak vergi taksitlendirmesine başvuran pek çok mükellef, taksitlendirmenin ilk aylarını müteakip, krizin artan etkisi ile ödemelerini aksatmaya başladı. Ödemeler aksayınca da taksitlendirmelerin bir bölümü iptal edilmiş oldu. Vergi tahsilâtı mükellefi gücünün ötesinde mi zorluyor? yazısına devam et

“Nefes” i Kesilmeyen Kısa Türkiye Tarihi ve Kurtulamadığımız “Zübük”ler

nefesHer yıldönümünde geçmiş ile ilgili değerlendirmeler yapmak ve gelecekle ilgili öngörülerde bulunmak adettendir. Ben de âdete uyarak 86. Kuruluş yıldönümü dolayısıyla, Cumhuriyet’le ilgili bir yazı yazmak istedim. Ama böyle zamanlarda pek çoklarının yaptığı gibi dostlar alışverişte görsün kabilinden değil tabii.

Geçmişin muhasebesinin ve geleceğin tahminlerinin çokça umut ve bazen de karamsarlıkla dolu olması son derece anlaşılır bir şey. Bu yüzden Cumhuriyet denilince seksen altı yıl gibi her yönüyle dopdolu bir dönem ister istemez gözümün önüne geliyor; tabii, kendi referanslarımın ve algılarımın yönlendirdiği kadarıyla. Yani her zamanki gibi bir parça noksan bir parça farklı… “Nefes” i Kesilmeyen Kısa Türkiye Tarihi ve Kurtulamadığımız “Zübük”ler yazısına devam et

Hatırlatması Bizden Çözümü Sizden!

turgut ozalEditör dostum İbrahim Şamil mesleği itibariyle arşiv konusuna meraklıdır. Kendisi medya okuryazarlığı üzerine de çalıştığından olsa gerek şimdilerde gazetelerimizin eski yıllarda manşetlerinde neler söylediklerine odaklanmış. Yüzünde muzip bir gülümsemeyle büroma gelip de bana Hürriyet Gazetesi’nin 26 yıl öncesine ait bir manşetini hatırlatması bundandır. Yazının sonuna kadar sıkılmadan okursanız bu manşetin bugünümüze ilişkin ne kadar da çok mesaj taşıdığını siz de anlayacaksınız.

Hürriyet Gazetesi 7 Aralık 1983 tarihinde sürmanşetten tam olarak şöyle seslenmiş:

Hürriyet’ten Mesaj: “Hatırlatması Bizden Çözümü Sizden… Özal’ı Bekleyen 7 Sorun”

1. Konut sıkıntısı, 2. Enflasyon, 3. Orta Direk, 4. Vergiler, 5. Enerji Darboğazı, 6. Bürokrasi, 7. İşsizlik Hatırlatması Bizden Çözümü Sizden! yazısına devam et

Yabancılara “Sıfır Stopaj” Uygulamasına Dokuz Ay Süre

Anayasa MahkemesiAnayasa Mahkemesi, yabancıların finansal yatırım araçlarından elde ettiği kârlara sıfır stopaj uygulamasını iptal etti. İptal edilen düzenlemeye göre, hisse senedi dışındaki işlemlerden yerli yatırımcılardan %10, yabancı yatırımcılardan ise sıfır oranında stopaj kesintisi yapılıyordu.

Anayasa Mahkemesi’nin kararına göre, hükümet sıfır stopaj uygulaması konusunda yeni bir düzenlemeyi dokuz aylık süre içerisinde tamamlamak zorunda. Süre tamamlanmadan önce, hükümetin ya yabancıların işlemlerine de stopaj uygulamasına gitmesi, ya da yerli yatırımcının da sıfır oranından yararlanabilmesini sağlaması gerekiyor. Yabancılara “Sıfır Stopaj” Uygulamasına Dokuz Ay Süre yazısına devam et

Manisa’nın Gündemi Medyanın Halleri

yerelbasinManisa’da düzenlenen 18. Yerel Medya Semineri’nin ilk gününe İstanbul’dan gelen yönetmen dostum Ardıç Özçinik’le birlikte katıldık. Daha önce Türkiye’nin çeşitli illerinde yapılan seminerin başlangıcını müteakip, yerel basınla ilgili fotoğraf sergisinin açılışına da çevre illerden birçok basın mensubu katıldı.

Anemon Otel’deki semineri Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Valimiz Celalettin Güvenç, Belediye Başkanımız Cengiz Ergün, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, RTÜK Başkanı Prof. Dr. Davut Şahin, Türkiye Gazeteciler Federasyonu ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Atilla Sertel, Manisa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ertuğrul Aytaç ile Afyon, Aydın, Denizli, Muğla, Burdur ve Manisa’dan yerel medya mensupları takip etti. Manisa’nın Gündemi Medyanın Halleri yazısına devam et

Borsa yükseliyor mu yoksa ısınıyor mu?

bigstockphoto_stock_market_crash_46302[1]Ekonominin %10’dan fazla küçüldüğü bir dönemde borsa endeksinin iki kattan fazla artması tartışmaları beraberinde getirdi. Borsa ile ilgili güncel yorumlara bakılırsa birkaç görünür neden yok sayılmaz. Ama aslında küçük yatırımcının mağdur olması için gerekli tüm şartların oluştuğu bu dönemde, borsa gerçekten yükseldi mi yoksa şişti mi bunu tartışmak gerekir. Ne de olsa bizde borsa ancak 1980’li yılların ikinci yarısında faaliyete geçebildiği için, sadece endeks değeriyle İMKB’yi tartışmak hatanın en büyüğü olur.

Borsanın, şirketlerin halka açılmasına imkan sağlayarak “sermayenin demokratikleşmesi” işlevini sağladığı Batı iktisat tarihi açısından bilinen bir gerçek. Çünkü sanayileşmenin ilk dönemlerinde gelişen pazarlara büyük yatırımlarla ulaşmak isteyen sanayiciler, borsayı, şirketlerini halka açarak finansman sağlama amacıyla kullanmışlardır. Bu sayede küçük yatırımcı firmaların artan karlılıklarından nemalanmış, aynı zamanda firmalarının yatırımlarını da finanse etmişlerdir. Borsa yükseliyor mu yoksa ısınıyor mu? yazısına devam et

Merkez Bankası Bu Kez Hedefi Tutturacak Gibi!

durmus-yilmaz-dan-ozelestiri_b[1]2006 yılından bugüne hedeflediği enflasyon oranını tutturamayan Merkez Bankası, enflasyon hedefleri konusunda 2009 yılı sonu itibariyle rüştünü ispat etmeye hazırlanıyor.

Uluslararası kuruluşların övgüsünü kazanan Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, enflasyon hedefinin %10’un altında bulunduğu 2009, 2010 ve 2011 yıllarındaki hedeflerin tutması için kamu açıkları gibi pek çok konuya dikkat çekmişti. Merkez Bankası Bu Kez Hedefi Tutturacak Gibi! yazısına devam et