Bugünlerde Dünyada olup bitenleri takip ederken, iki romanın (İki Şehrin Hikâyesi ve Sardalye Sokağı) giriş cümleleri aklıma geliyor. Cümlelerin ortak özellikleri, ‘bakış açılarına göre karşıtlıkların bir araya geldiği bir Dünya tasavvuruna sahip olmaları’ denilebilir. Yine ‘diyaloji’ yani olguların önceki kullanımlarla ilişki içerisinde olması… Modernizmin müthiş imkânı ve tuzağı ya da karşıtlıklarla açıklanan bir Dünya tahayyülü de diyebiliriz.
Charles Dickens’ın romanı “İki Şehrin Hikâyesi” kaleme alındığı 1859 yılında, anlattığı olay örgüsünün üzerinden 70 yıl geçmişti. Ama aynı yıl Süveyş Kanalı için kazı başlamış, ilk petrol kuyusu ABD’de açılmıştı. Darwin’in meşhur ‘Türlerin Kökeni’ de aynı yıl yayınlandı. Hatta Güneş Patlaması sonucu kısa bir süre Dünya alışılmadık şekilde aydınlanmıştı. Dünya’da ‘bir şeyler oluyor’ ama tam anlamıyla tarif edilemiyordu. Görünen o ki asıl mesele 1857 yılında Amerika’daki ‘panik’ adı verilen ekonomik krizdi. Krizi elbette bir savaş ama ‘iç savaş’ izledi. İç savaş hem yeni bir büyük sorun hem de krizin çözümü olmuştu.



Küresel ekonomide 2008 krizi sonrasındaki en iyi öngörüler 2018 ile ilgili… Gelişmiş ekonomiler için ortalama %2-3; gelişmekte olanlarda %4-5 civarında büyüme bekleniyor.
Gündelik ekonomik göstergeler ile biriken riskler arasındaki dengede ibre bugünlerde yine güncel olandan yana. Ancak Türkiye’nin güneyinde kaynayan kazanın açıktan açığa Türkiye aleyhine geliştiğini görmezden gelmek doğru olmasa gerek: NATO Zirvesi’nde ABD’nin talebi doğrultusunda NATO güçleri IŞİD karşısında kullanılacak. Uluslararası güçler IŞİD’den ele geçen bölgeleri eski sahiplerine yani Araplara verecek. Bu arada ABD tarafından IŞİD’e karşı YPG’yi kullanarak sürdürülecek mücadele için söz konusu terör örgütüne teslim edilecek silahların listesi Kongre’ye sunuldu.
Savaş çığırtkanlığı yapmak işin kolayı. Buna karşın tarihsel referanslar Suriye’den etrafa yayılan kokunun sadece barut olmadığını da gösteriyor.
Ziya Paşa’nın Latincedeki ünlü “si vispacem para bellum” yani “barış istiyorsan savaşa hazır ol” sözünü bir şiirinin içinde kullandığı veya bu sözden esinlendiği bilinir. Bugünün asimetrik savaşları için nasıl bir ekonomik hazırlık yapılmalı diye düşünürken aklıma geldi. Geçen yüzyılın topyekûn savaş atmosferi, ekonomiler bakımından savaşa hazırlığın da savaşa uyum maliyetinin de daha okunaklı olduğu bir döneme karşılık geliyordu.