Grönland İçin Bir Referans Daha: İbn-i Battuta

Son zamanlarda Grönland’a, hemen her gün bir ülke asker ve silah sevk ediyor. Bazı ülkeler dışında, NATO bile ABD’nin son işgalci girişimini etkisizleştirmek için sembolik girişimlerde bulunuyor.

Konunun tarafları, ABD’den gelen tepkiye göre teşebbüslerini artırıp azaltıyorsa da Avrupa ülkelerinin Grönland’a gönderdiği asker sayısı, yalnızca 37 (otuz yedi!). Hatta, Trump’ın Grönland politikasına köstek olan ülkelere ek vergi uygulama tehdidi üzerine, Almanya geri adım atarak gönderdiği 15 (on beş!) askerini de geri çekme kararı aldı.

‘Sessiz ticaret’, Pigmelerden Kartacalılara, Sibirya halklarından Kızılderililere varıncaya kadar tarihin farklı dönemlerinde, farklı coğrafyalarda uygulanmış bir model. Herodotos Tarihinde de bahsi geçiyor, İbni Battuta’nın Seyahatnamesinde de… Bu ticaret türünü, bana kalırsa en iyi hikâye eden İbni Battuta’dan okuyalım:

“… Bu uçsuz bucaksız alanda [Bulgar şehrinden (Volga boylarındaki tarihi Bulgar şehri) yola çıkarak] kırk menzil ilerleyen yolcular Karanlık Ülkenin [Sibirya] sınırında dururlar. Herkes getirdiği eşya ve malı oraya bırakır. Ve her zamanki menzillerine geri dönerler. Ertesi gün tekrar oraya geldiklerinde bıraktıklarının alındığını, onların yerlerinde samur, sincap ve kakum kürklerinin bulunduğunu görürler. Eşya bırakan kişi oradaki kürkleri yeterli görürse alışveriş̧ tamamlanmış̧ demektir. Kendi malına karşılık bunları az bulursa, her şeyi olduğu gibi oraya bırakır. Meçhul alıcılar ya kürklerin sayısını artırırlar yahut tamamen kaldırıp en başta aldıkları eşyayı geri bırakırlar oraya! Alışveriş̧ hep böyle cereyan eder. Onlar kimdir, nereden gelirler bilinmez; in midirler cin midirler şimdiye kadar hiç̧ kimse onlardan birini görmüş̧ değildir.” (İbn Battûta Seyahatnâmesi, Ebû Abdullah Muhammed İbn Battûta Tancî, İstanbul, Yapı Kredi Yayınları, C. I, s. 481.)

Bir yoruma göre sessiz ticaret, birbiriyle temas etmemiş toplulukların aralarındaki olası anlaşmazlıkları önlemek ya da hastalıkların bulaşmasını engellemek için başvurulmuş bir yöntemdir. Günümüz finansal teknolojisi, özellikle kripto para gibi piyasalar da söz konusu tekniğin dönüşüme uğramış modeliyle yürütülüyor.

Motivasyon, çeşitli nedenlerle güvensizlik olduğunda ya da yüz yüze gelmek istenmediğinde diplomasinin ikamesi de maalesef ‘sessiz ticaret’ hâline geldi. Fakat bu ticaret, getirilen ürünlerin değişimi değil tehditlerin değiş-tokuşu üzerinden yapılıyor. Öyleyse ‘Negatif Sessiz Ticaret’ denilse yeridir çünkü bu şekliyle ‘diplomasi’ olarak kavramlaştırılması uygun değil. Çünkü diplomasi, sadece zararların değişiminden ibaret değil, faydaların değişimini de içeren bir zeminde gerçekleşir.

Nereden bakarsak bakalım, merkantilist ekonomi felsefesinin uluslararası ilişkilere yansıması, en azından bir süre ‘negatif sessiz ticaret’ ya da ‘kaybet-kaybet’ şeklinde ‘dizayn edilecek’ gibi görünüyor.

İzlemeye devam edelim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir