Bugünlerde IMF ve Dünya Bankası yetkililerini izliyor musunuz?
Bir çok diğer konunun yanı sıra küresel eşitsizliklerden; kadın girişimciliğinin destekleneceği mikro kredilerden bahsediyorlar.
Devletlerin yatırımcılar için fon üretmeye devam etmesi gerektiğini vurguluyorlar.
Bir milyar obezle, açlık tehlikesi altında yaşayan bir milyar insanın aynı gezegende yaşadığına inanamıyorlar.
Yenilenebilir enerji, çevre sorunları ve gelir adaletsizliğinden dem vuruyorlar…
“Dünya’yı biz bu hale getirdik” itirafını gün içinde şık, akademik sunumlarla, gece de Boğaz kıyısında yazdıkları “bilgi notu” adlı elektronik postalarla paylaşıyorlar. Bir Facianın Hikâyesi: Bir Liberalin Vicdanı* yazısına devam et
Tam da “bayram değil seyran değil…” durumu. Uluslararası derecelendirme kuruluşları Türkiye’ye teveccüh gösteriyor! Aynı kuruluşların krizden önce batan bankalara tam not vermiş olduğunu hatırlamazsak son derece olumlu bir gelişme.
Son bir yılda %3 oranında artan işsizlik oranı, Hükümeti yeni teşvik paketleri uygulamaya yönlendiriyor.
Açılımla ilgili konular tartışılırken konunun ekonomik boyutunu da gözden kaçırmamak gerekir. Bunu yaparken, demokrasinin gelişimi ile piyasa ekonomisinin yerleşikliği arasında bilinen bağlantıları tekrarlamaya gerek var mı, bilmiyorum. Ama açılımın dolaylı da olsa bir “gelir dağılımı” meselesi olduğu ortada.
KOSGEB tarafından verilecek hizmetler ve desteklerden yararlanacak Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelere İlişkin Sektörel ve Bölgesel Önceliklerin Belirlenmesi Hakkında Karar 18 Eylül 2009 tarih ve 27353 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Çarşamba günü (16.09.2009) açıklanan Orta Vadeli Program (OVP) başta IMF olmak üzere pek çok kesimden övgü aldı. Hedefler gerçekçi bulundu. Önlemler sıralandı.
Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren kararname ile 31.12.2009’a kadar birleşen KOBİ’lerin kurumlar vergisi oranı Bakanlar Kurulu tarafından indirim hakkının tamamı kullanılarak yani %75 oranında azaltılarak %20’den %5’e indirildi. Ancak, bu avantajdan yararlanmak isteyenlerin bazı şartları yerine getirmesi gerekiyor.
Açıklanan büyüme rakamları (9 Eylül 09), beklendiği gibi bir küçülme ile karşı karşıya olunduğunu gösterdi. Tahminlerin büyük oranda %8’ler civarında oluşmasına rağmen küçülmenin bir puan daha düşük gerçekleşmesinin tabii ki çeşitli nedenleri var. Ama satır aralarında harcanmaması gereken gerçek, ilk çeyreğin büyüme hızı ile birlikte 2008 yılının büyüme rakamlarının da revize edilmiş olmasıydı. Ekonominin gidişatı ile ilgili en önemli fikri veren bilgilerin bu denli revize edilmesi düşündürücü. 