ugur dundar tarafından yazılmış tüm yazılar

Mali Dengeden Ekonomik Dengeye…

Ekonomik dengeÇarşamba günü (11.02.2009) açıklanan bütçe gerçekleşmeleri, Türkiye ekonomisinde uzun süredir sorun yaşanmayan bir konuda tehlike çanlarının çalmaya başladığını gösteriyor gibiydi. 1994 ve 2001 krizlerinin öncesinde, kamu açıklarıyla ilgili sorunlar, ekonomik sorunların liste başındaki yerini işgal ediyordu. 2001 krizi sonrasında yıllara yaygın olarak sağlanan bütçe disiplini, kamu açıklarını yönetilebilir bir duruma getirdi. Bugün kamu açığının yükselmesi riski ile yeniden karşılaşınca, eski tartışmalar yeniden gündeme gelecektir. Ancak, durum bu kez çok farklı. Mali Dengeden Ekonomik Dengeye… yazısına devam et

Yerel Seçimler, Yerel Ekonomi

Yerel seçimlerle ilgili projeler bir bir açıklanıyor. Klasik belediyecilik hizmetleri ile ilgili sorunlardan ziyade kentlerin vizyonu ile ilgili çözümler ilgi görüyor. Dünyadaki eğilime paralel olarak, bizde de yerel kalkınma konusunda çarpıcı görüşler ileri sürülüyor. Yerel Seçimler, Yerel Ekonomi yazısına devam et

2009 için Beklentiler…

2008 yılı ekonomik ve siyasal alanda değişimin başlangıcı oldu. Ekonomik sistemin önünde duran ertelenmiş sorunlar sahnedeki yerini aldı. Bedellerin bir bölümü ödendi. 2009’da da hesabın geriye kalanı görülecek. Türkiye’ye özgü önemli birkaç beklentiyi sıralamak için de kahin olmaya gerek yok. 2009 için Beklentiler… yazısına devam et

Para Politikaları

para, para, para...

ABD Merkez Bankası FED’in faiz indiriminin ardından, doların yurtdışındaki değer kaybına, Türkiye’deki piyasalar da benzer tepki verdi. Doların değer kaybı, IMF ile imzalanacak bir stand-by’la devam edebilir. Dolar kurunun Türkiye ekonomisi üzerinde geniş etkisi var. Devlet borçları ve özel kesimin bir kısım borçları dolar kuru üzerinden değerlendiriliyor. Dolardaki faiz haddinin bu denli aşağıya çekilmesi, dünya ekonomisindeki durgunluk korkusunun ne düzeyde algılandığı hakkında yeterince fikir veriyor sanıyorum. Para Politikaları yazısına devam et

“El Elin Eşeğini Türkü Söyleyerek Arar”

Peki eşek ne yapsın?Krizden önce “felaket tellallığı” ile suçlanan bu satırların yazarı, kriz çıktı diye sevinecek değil. Ortada genel bir sorun varsa bundan herkes gibi biz de etkileneceğiz. Aklıma 1999 depreminden sonra yapılan yorumlar geliyor. Bir bilim adamı; “Çok güzel bir deprem oldu, büyük bir depremin tüm aşamalarını gözlemleyebildik” mealinde sözler söylemişti. Gülelim mi, ağlayalım mı şaşırmıştık. “El Elin Eşeğini Türkü Söyleyerek Arar” yazısına devam et

İşsizlik ve Büyüme Dengesi

Allah kimseye iş aratmasın!

Geçtiğimiz hafta açıklanan işsizlik verileri dikkate değer bazı unsurlar içeriyordu. Gündem yoğun olduğu için değinememiştik. İşsizlik kronik bir sorun ama, Ekim ayı itibariyle durumun hiç de iç açıcı olmadığı anlaşılıyor. Özellikle tarım dışı istihdam ve genç işsizlik konuları dikkat çekici. 

İşsizlik rakamlarının büyüme oranı ile ilişkisi dikkate alındığında, ekonomi politikası için bazı ipuçları elde edebilmek de mümkün. Türkiye krizi aşarken enflasyonu da göz ardı etmeyecekse işsizlikle ilgili bazı saptamaları gözden geçirmekte yarar olacak.

Türkiye’de işsizliği başarılı bir şekilde azaltmanın yolu hızlı ve tempolu bir büyümeden geçiyor. Zira, tabloda görüldüğü üzere alttan gelen genç nüfus ile birlikte mevcut işsizlere de iş bulmak zorunda kalan bir ekonomik ve demografik dağılımımız var. İşsizlik oranını aynı seviyede tutmak için bile %6 düzeyinde bir büyümeyi sağlamak gerekiyor. ‘İşsizliği azaltacağım’ diyen bir ekonomi yönetimi, her halükarda %6‘lık büyüme haddini aşmak zorunda ki; bu bugünkü şartlarda teknik olarak mümkün görünmüyor. İşsizlik ve Büyüme Dengesi yazısına devam et

Krizden Çıkışla İlgili Görüş Ayrılıkları…

LEHMAN/CAPITALKrizin ne zaman sona ereceği ile ilgili farklı görüşler arasında en tutarlı olanı, 2009 yılının sonunda ekonominin rahatlamaya başlayacağını tahmin edenler olmalı. Şahsen benim görüşüm, 2009 yılının tamamıyla yitirilmeyeceği yönünde. 2009 yılının Ekim-Kasım aylarından itibaren ekonomide göreli bir rahatlamanın yaşanacağını düşünmek için yeterince teknik veri mevcut görünüyor. Krizden Çıkışla İlgili Görüş Ayrılıkları… yazısına devam et

Kriz Felsefesi

 Kriz insanı sersemletir mi?

Krizle ilgili değerlendirmeler, artık güncel iktisadi istatistiklerin yorumlanması aşamasını çoktan geçti. Yorumlar, bundan sonra dünyayı ve Türkiye’yi nelerin beklediği noktasında yoğunlaştı. Bu analizler içerisinde en değerli olanlar, ekonomik yaşamın bugünkü haliyle yeni krizler üreteceğini öngörebilenler olmalı. Bu açıdan önce, daha düşük bir denge düzeyinde oluşacağı anlaşılan talep-arz eşitliğinin hangi dinamiklerden beslendiğine bir göz atalım. Ardından, temel sorunların çözümü ile ilgili görüşlere değinelim. Kriz Felsefesi yazısına devam et

Krizin finansal göstergelerden başka anlamı yok mu?

rates, rates...

Tarih gösteriyor ki; ekonomik krizlerle siyasal yapılar arasında doğrudan bir ilişki var. Ekonomik krizin yol açtığı en kısa vadeli sonuç, kriz sırasında iktidarda olanların güç kaybettiği. Bugünlerde içinde bulunulan süreç, sadece tek bir ülke veya bölgede değil, tüm yerkürede hissediliyor. Öyleyse, önümüzdeki yıllarda bir çok ülkenin siyasi yapısında değişikler gözlemlenebilecek. Bu farklılaşmaların, ne yönde ve hangi şiddete olabileceğini ise ekonomik krizin etki gücü tayin edebilecek. Krizin finansal göstergelerden başka anlamı yok mu? yazısına devam et

Dil ile bağlanan, diş ile çözülmez!

Kaşgarlı MahmutKrize dair çözüm önerilerini değerlendirirken, Albert Einstein’a ait bir söz sıklıkla aklıma geliyor: “Problemler, onları ortaya çıkaran düşünce seviyesiyle çözülmez.”  Ülkelere derecelendirme notu veren kuruluşlar, hükümetler, merkez bankaları, yatırım bankaları, mevduat toplayıp, kredi veren binlerce banka, yatırımcı ve bir kısım tüketici el ele verip gelişine göz yumdukları krizle ilgili çözüm önerileri üretiyorlar. Bir kısmının doğruluk payı da oldukça yüksek. Doğru olmalarının nedeni de, krizin nasıl ortaya çıktığını birinci elden takip etmiş olmaları. Fakat Einstein uzun vadede haklı çıkacak da olsa, kısa vadede başlıktaki sözün sahibi Kaşgarlı Mahmut’a hak vermek gerekir.

Dil ile bağlanan, diş ile çözülmez! yazısına devam et