
Şu gıda krizi başladığından bu yana IMF ile ilgili değerlendirmeleri gözden geçiriyordum. 2001 yılının şubat ayından bu yana yazdığım yaklaşık üç yüz yazıda, aralarında IMF’yi hayırla andığım birini bulamadım. Acaba, ben bu IMF’ye “takmış” mıydım? Haksızlık mı ediyordum? Çünkü, ekonomiyle yakından ilgilenenlerin camiasında, IMF’yi eleştirmek, geri kalmışlığın, faşistliğin, komünistliğin, ulusalcılığın, kimin aklına ne geliyorsa onun işaretiydi. Derken IMF’nin kasasındaki altınları satmaya başladığını, harcamalarını karşılamakta zorlandığını, bazı yurtdışı büro faaliyetlerini sona erdirdiğini öğrendik. Bir kere de IMF’ciler bulgur yesin, biz pirinç yemek istiyoruz! yazısına devam et
Borsada menkul kıymet alım-satımı yapan zengin bir işadamı, piyasada üstünlük elde etmek için iki yıl sonraki geleceğe yolculuk yapar. Oradayken zaman yolculuğuna başlamasından saatler sonra piyasada büyük bir çöküşün başladığını gazete arşivlerinden öğrenir. Sonra, tekrar bugüne dönerek bütün mal varlığını satarak elden çıkarır ve böylece haberini okuduğu çöküşü başlatmış olur. Piyasadaki hızlı ve ani düşüşte bütün zenginliğini kaybeden zaman makinesinin mucidi, açgözlülüğü yüzünden işadamını öldürür. 
Piyasalarda geçtiğimiz hafta başlayan dalgalanmanın şiddeti azalarak devam ediyor. Yine de hiçbir otorite, döviz, hisse senedi, faiz dengelerinin nasıl oluşacağını öngöremiyor. Amerikan Merkez Bankası’nın (FED) faiz hadlerinde yaptığı düzeltmeler, açıklamalar, durumu kurtarmaya yönelik girişimler. Bu noktada birkaç konuyu tartışmaya değer buluyorum.