Dışarıdaydım. Bir virüs kapmışım. Soğuk algınlığı zannettim. Önce ateş. Sonra vücutta döküntüler. Bildiğiniz “suçiçeği” çıktı.
Anneme sordum. Hatırlamıyor çocukken suçiçeği çıkarıp-çıkarmadığımı. Ateşim ara ara yükseliyor. Şu anki gibi. Yani, “Uğur Hoca’m, sen ekonomi yazıyordun n’apmışsın böyle?” diyen olursa, baştan söyleyeyim “raporluyum”. Ha, raporu da kabul etmeyen olursa, “efendim bu hafta serbest bilinç akışı yöntemiyle yazıyoruz” der çıkarız işin içinden. Ey okur! “başlığı sen seç, benim ateşim var” yazısına devam et
Borsada menkul kıymet alım-satımı yapan zengin bir işadamı, piyasada üstünlük elde etmek için iki yıl sonraki geleceğe yolculuk yapar. Oradayken zaman yolculuğuna başlamasından saatler sonra piyasada büyük bir çöküşün başladığını gazete arşivlerinden öğrenir. Sonra, tekrar bugüne dönerek bütün mal varlığını satarak elden çıkarır ve böylece haberini okuduğu çöküşü başlatmış olur. Piyasadaki hızlı ve ani düşüşte bütün zenginliğini kaybeden zaman makinesinin mucidi, açgözlülüğü yüzünden işadamını öldürür. 
Piyasalarda geçtiğimiz hafta başlayan dalgalanmanın şiddeti azalarak devam ediyor. Yine de hiçbir otorite, döviz, hisse senedi, faiz dengelerinin nasıl oluşacağını öngöremiyor. Amerikan Merkez Bankası’nın (FED) faiz hadlerinde yaptığı düzeltmeler, açıklamalar, durumu kurtarmaya yönelik girişimler. Bu noktada birkaç konuyu tartışmaya değer buluyorum.