Kategori arşivi: Makro Ekonomi

Bir İyi Bir Kötü Haberim Var

Ekonomi ile ilgili haberleri tararken karşılaştığım olumlu haberlerden biri cari dengenin pozitif yönde hareket ettiği yönündeydi. Bu haberi tek başına okusaydınız, yıllardır üzerinde düşünülen bir sorunun hal yoluna girdiği yorumunu yapabilirdiniz. Fakat diğer ekonomi haberleri ile birlikte değerlendirdiğinizde, çeşitli versiyonları olan bir fıkrayı hatırlamadan edemezsiniz. Hani ‘Baba, sana bir iyi bir kötü haberim var, önce hangisinden başlayayım’ fıkraları vardır ya… Bir İyi Bir Kötü Haberim Var yazısına devam et →

Krizle ilgili olarak demeçlerin dışında ne yapılacak?

Tekrarlayan demeçler insanları etkilemiyor.

Paranın zaman değeri artıyor. İşletmelerin, değerleme yöntemleri, operasyonlarında hangi departmanlara ağırlık verecekleri konusunda 2001 ve öncesi pratiklerini gözden geçirmeleri gerekiyor. İlginin üretimden nakite kaydığı dönemlerde, firmalar örnekleme yoluyla döneme özgü bir algı geliştirmeden büyük zararlara katlanmak zorunda kalabilirler.

Krizle ilgili olarak demeçlerin dışında ne yapılacak? yazısına devam et →

Bizde Böyle… Her şey Özelleştirilir, Kriz Kamulaştırılır

ekonomik krizLafın sonuna geldik. Zamanında yazdık, bitirdik, hatmettik. Fakat, asıl şimdi krizle ilgili değerlendirme yapmak farz oldu. Bu iş böyledir. Bir sene kriz yazarsınız. Ama, komşu teyzenin oğlu fabrikadaki işinden çıkarılmadan, kimse için kriz, henüz kriz değildir. Bizde Böyle… Her şey Özelleştirilir, Kriz Kamulaştırılır yazısına devam et →

“Demedim mi?” Krizi…

Eski Çin’de bir efendi, hekimler ailesinden bir hekime, meslekte hangisinin daha hünerli olduğunu sormuş. Adı Çin’de tıp bilimiyle özdeşleşecek kadar ünlenmiş bu hekim, şöyle yanıtlamış onu: “En büyük ağabeyim hastalığın ruhunu daha şekillenmeden görüp uzaklaştırır; bu nedenle adı evin dışına çıkmamıştır. Ortanca ağabeyim hastalıkları daha çok başlangıcında sağaltır; bu nedenle adı mahallenin dışına çıkmamıştır. Bana gelince, ben damarları deler, ilaçlar yazar, tene masajlar yaparım: Bu nedenle adım zaman zaman dışarı çıkıp efendilerin kulağına dek ulaşır” “Demedim mi?” Krizi… yazısına devam et →

Amerika aksırdı, Türkiye grip mi oldu?

Küresel ekonomik krizle ilgili yapılan yorumlar değerlendirildiğinde, Türkiye’nin krizden ne düzeyde etkileneceği hala bir muamma olarak görünüyor. Dış piyasalardaki sorunun öncelikle finansal nitelikli olduğunu bir kenara yazalım. İlk elde, Türkiye’deki mali kuruluşların ve üreticilerin dış kaynaklı sermayeye ulaşma şansının azaldığı anlaşılıyor. Bankaların dış kredi elde etme güçlüğüne düşmesinin de, doğal olarak piyasadaki kredilendirmeyi etkilemesi beklenmelidir. Amerika aksırdı, Türkiye grip mi oldu? yazısına devam et →

Şubat Ayından Bu Yana Maliyetler Üreticinin Üstünde Kalıyor

Temmuz ayı enflasyon verileri açıklandığında en çok dikkat çeken konu rakamların beklenenin üzerinde olduğuydu. Veriler geriye doğru incelendiğinde görülüyor ki, Türkiye’de enflasyon verileri üzerinden tartışılması gereken iki konu daha var:

Sanayinin fiyatlama politikası doğru mu?

Sanayici fiyat rekabeti nedeniyle ürünlerini doğru fiyatlayamıyorsa, kamu kesimi bu konuda ne yapabilir? Şubat Ayından Bu Yana Maliyetler Üreticinin Üstünde Kalıyor yazısına devam et →

2009’dan Sonra

Tünelin sonundaki ışık acaba ne?Ekonominin geleceği ile ilgili tahminler, istikrarlı dönemin bu yılın Ekim, Kasım aylarında başlayabileceğini gösteriyor. Ondan sonrası için oluşturulan modeller, özellikle Türkiye bakımından pozitif işaret taşıyor. Bugün, biraz olsun 2010 ve sonrasında geçerli olabilecek şartları tartışabiliriz diye düşündüm.

Dünyanın ekonomik ekseni, Batı’dan Doğu’ya doğru kayıyor. Talep açığı olan Dünya ekonomisi, büyük nüfus yoğunluğuna sahip Asya’nın, aynı zamanda üretici de olduğu bir yeni denge ile karşı karşıya. Güneydoğu Asya’dan Asya’nın Batı’sına doğru uzanan geniş coğrafya, sahip olduğu insan ve hammadde kaynağı ile iktisadi stratejinin yönünü değiştirdi. Daha da değiştirecek. Asya’ya komşu Ortadoğu ülkeleri, Kuzey Afrika, gelişmekte olan merkezler. Bu merkezleri haritada veya zihninizde bir araya getirip Batı’ya en yakın noktayı işaretlediğinizde, oranın Türkiye olduğunu görebiliyorsunuz. Asya kadar otoriteryen ve standart dışı değil ama, Batı demokrasilerinin işgücü piyasaları kadar da stabil olmayan bir ülke Türkiye. 2009’dan Sonra yazısına devam et →

Cari Açığı Kapatma Kararı

Kapatma davası açıldığından bu yana, ekonomideki beklentiler hayli bozulmuştu. Dışarıdaki ekonomik koşullarla, içeride enflasyon ve cari açığa ilişkin olumsuz gelişmeler, siyasi tablo, Ergenekon derken, 2008 yılı tümüyle kaybediliyor gibi göründü. Geçen yıl da Cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmaları ve genel seçimler, yılın üç çeyreğinin önemli siyasi sorunlar yüzünden kaybedilmesine sebep olmuştu. Cari Açığı Kapatma Kararı yazısına devam et →

Döviz Kuru ile Enflasyon Arasındaki İlişki Değişiyor…

Son aylarda daha çok maliyet kaynaklı enflasyon dikkat çekiyor. Faiz oranı, enflasyon oranı ile birlikte yükselince döviz kurunda da hareket beklendiğini gözlemliyorum. Kurdaki yukarı seyir beklentisinin ise birkaç sebebi olmalı. Türkiye ekonomisinin yakın geçmişinde enflasyonun döviz kurunun değerine bağlı olarak şekillendirilmesi ilk neden olabilir. Enflasyonu kontrol etmek isteyen bir çok hükümet, döviz değerini sabitleyip fiyat artışlarını kontrol etmeye çalıştı. Son altı yılda ise, döviz dalgalanmaya bırakıldı ise de, döviz arzının yabancı para girdisini çoğaltması nedeniyle kur yerinde saydı. Döviz Kuru ile Enflasyon Arasındaki İlişki Değişiyor… yazısına devam et →