İş idaresinde kabul görmüş genel geçer doğrular, Türkiye şartlarında tümüyle başka nedenlerle geçerlilik kazandı. Bugün dünyanın pek çok büyük şirketi üretimden elde ettiği cirosunu, toplam hasılatı içerisinde %10’a kadar düşürdü. Bu türden firmalara literatürde “boş şirket” adı veriliyor. Marka sahibi olmak, şirket merkezini sadece bir hizmet organizasyonuna dönüştürmeyi mümkün hale getirdi. Türkiye’de “boş şirket” tasarımını canlandırmaya gerek duyulması ise tercihten öte bir zorunluluk artık. Boş Şirket yazısına devam et
Kriz – Fırsat
Ekonomik krizler, iktisadi hayatın aktörleri bakımından nasıl fırsata dönüşebilir bir düşünelim.
O kadar çok yazıldı-çizildi ki… Çincede kriz anlamına gelen kelime aynı zamanda fırsat kavramının karşılığı olarak da kullanılıyormuş. Mutlaka duymuşsunuzdur.
Kriz, Firmalar Açısından Yeni İhtiyaçlar Doğuracak…
Şirketlerin finansal kuruluşlarla ilişkileri gerginleştiği için kamuoyunda şikayetler arttı. İş alemi, ekonominin istikrar dönemlerinde peşinden koşan bankalar ve diğer finansal kuruluşların krizde kendilerine kolaylık göstermediğini, bankalar da koşulların değişmesi ile geçmişteki kredi şartlarının geçerli olamayacağını belirtiyorlar. Durum, fıkradaki gibi, iki tarafı da haklı bulan Nasreddin Hoca’nın, ‘Kadı efendi iki taraf da haklı olur mu?’ diye itiraz eden üçüncü kişiye, ‘sen de haklısın’ demesine benziyor. Kriz, Firmalar Açısından Yeni İhtiyaçlar Doğuracak… yazısına devam et
“Çarşı Her Şeye Karşıydı” Şimdi “Her Şey Çarşıya Karşı”
Geçen hafta Ali İhsan Ağar’ı arayıp bu hafta yazamıyorum dediğimde, “Hayırdır Hocam ner’desin?” diye sordu. Beşiktaş çarşısındaydım. Bir gece önce yarı finalde Almanlara mağlup olan Milli Takım, futbolu gündem yaptığından olsa gerek, Ali İhsan Bey, şaka yollu “Hocam daha iyi, futbol yaz” dedi. Hava sıcaktı, şimdi internet bağlantısı falan deyip işi yokuşa sürdüm. Sağ olsun anlayış gösterdi. “Çarşı Her Şeye Karşıydı” Şimdi “Her Şey Çarşıya Karşı” yazısına devam et
Döviz Kuru ile Enflasyon Arasındaki İlişki Değişiyor…
Son aylarda daha çok maliyet kaynaklı enflasyon dikkat çekiyor. Faiz oranı, enflasyon oranı ile birlikte yükselince döviz kurunda da hareket beklendiğini gözlemliyorum. Kurdaki yukarı seyir beklentisinin ise birkaç sebebi olmalı. Türkiye ekonomisinin yakın geçmişinde enflasyonun döviz kurunun değerine bağlı olarak şekillendirilmesi ilk neden olabilir. Enflasyonu kontrol etmek isteyen bir çok hükümet, döviz değerini sabitleyip fiyat artışlarını kontrol etmeye çalıştı. Son altı yılda ise, döviz dalgalanmaya bırakıldı ise de, döviz arzının yabancı para girdisini çoğaltması nedeniyle kur yerinde saydı. Döviz Kuru ile Enflasyon Arasındaki İlişki Değişiyor… yazısına devam et
Kur, Faiz ve Endeks Tahminciliği Üzerine…
Ekonominin genel gidişatı ile ilgili bilgi, sezgi, deneyim karışımı tahminlerde bulunabiliyoruz. Bu kokteylin karışımında bilginin oranı arttıkça, tahminlerin doğru çıkma olasılığı artmayıp, azalıyor. Türkiye için deneyim bilgiden, sezgi de deneyimden önde geliyor. Kur, Faiz ve Endeks Tahminciliği Üzerine… yazısına devam et
“Koyunun Olmadığı Yerde, Keçiye Abdurrahman Çelebi” Dememek İçin…
Manisalı olup, çeşitli alanlarda kendini yetiştirmiş yüzlerce binlerce insan var. Bunların bir kısmı yurtdışında, bir bölümü Türkiye’nin çeşitli büyük kentlerinde. Manisa’yı iş ve özel yaşamının merkezi olarak seçmiş, ikamet bellemiş olanlar da yabana atılır sayıda değil. Ama, şurası kesin ki, organize edilmiş aydın hareketleri sınırlı. Çeşitli sivil toplum örgütlerinde çalışan nice değerli insan, siyasi görüşleri, yaşam tarzları, gelir ve harcama profilleri gibi ortak noktalarda buluşabiliyor. Manisa dışında Manisalılık ortak paydasında buluşturabilen organizasyonlar, Manisa’da yaşayıp sadece şehri için bir araya gelenlerden fazla olabilir. Görevi gereği şehirle ilgilenenlerin dışında, hemşerilik, aydın sorumluluğu gibi gönüllülük değerleriyle kentle ilgilenenleri kastediyorum. “Koyunun Olmadığı Yerde, Keçiye Abdurrahman Çelebi” Dememek İçin… yazısına devam et
Krizlerde Her Zaman “Anna Karenina İlkesi” Geçerlidir

Geriye dönüp krizlerin nedenlerini ve sonuçlarını düşünürken, Tolstoy’un ünlü romanındaki unutulmaz başlangıç cümlesi aklıma geldi: “Bütün mutlu aileler birbirine benzer; mutsuz ailelerin mutsuzluğu ise kendine özgüdür (farklı biçimlerde mutsuzdur)”. “Sadece bu cümle bile, bir yazarı, büyük yazar yapmaya yeter” diye düşündüm. Hatta , bu cümleyi bir fizyolog, hayvanların evcilleştirilmesi sürecine uyarlayıp, adına da “Anna Karenina İlkesi” demiş. (Jared Diamond, Tüfek, Mikrop ve Çelik, TÜBİTAK,1997) Krizlerde Her Zaman “Anna Karenina İlkesi” Geçerlidir yazısına devam et
Sanayiciye Verilen Teşviklerin Etkisi
Vergi ve sosyal güvenlik alanında işveren lehine adımlar atılıyor. Sanayiciyi yakından ilgilendiren yatırımlarda, özellikle araştırma-geliştirme (AR-GE) alanındaki vergisel teşvikin %40’dan %100’e çıkarılması, imalat sanayindeki AR-GE yatırımı arayışlarını artırdı. Sosyal sigorta mevzuatında işveren payının azaltılması ve genç istihdamın teşviki diğer tamamlayıcı parçalar. Sanayiciye Verilen Teşviklerin Etkisi yazısına devam et
Sanayi Şirketlerinin Yeniden Yapılanması Manisa’yı Yakından İlgilendiriyor…
Ekonomik yapıdaki değişiklikler, sanayi şirketlerindeki reorganizasyon hareketlerini güçlendirdi. Geçtiğimiz yıllarda imalat sanayi alanındaki bir çok uluslararası firma mülkiyet yapılarında değişiklikler yaptı. Satın almalar yoluyla büyüyenler, sermaye yapılarını güçlendirenler oldu. Bazı sanayi şirketleri ise, birleşmelerle büyümeyi tercih etti. Yurtdışında doğrudan yatırım yapan Türk şirketleri de sayıca artıyor.
İmalat sanayinde önemli yer tutan Manisa OSB, çevresindeki mal ve hizmet sağlayıcıları ile birlikte yeniden yapılanma hareketinden ayrı değerlendirilmemeli. Burnumuzun dibindeki ana sanayici grupların iktisadi kararları, bir çoğu Manisalı olan tedarikçileri yakından ilgilendiriyor. Sanayi Şirketlerinin Yeniden Yapılanması Manisa’yı Yakından İlgilendiriyor… yazısına devam et