2006 yılından bugüne hedeflediği enflasyon oranını tutturamayan Merkez Bankası, enflasyon hedefleri konusunda 2009 yılı sonu itibariyle rüştünü ispat etmeye hazırlanıyor.
Uluslararası kuruluşların övgüsünü kazanan Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, enflasyon hedefinin %10’un altında bulunduğu 2009, 2010 ve 2011 yıllarındaki hedeflerin tutması için kamu açıkları gibi pek çok konuya dikkat çekmişti. Merkez Bankası Bu Kez Hedefi Tutturacak Gibi! yazısına devam et
Tam da “bayram değil seyran değil…” durumu. Uluslararası derecelendirme kuruluşları Türkiye’ye teveccüh gösteriyor! Aynı kuruluşların krizden önce batan bankalara tam not vermiş olduğunu hatırlamazsak son derece olumlu bir gelişme.
Açılımla ilgili konular tartışılırken konunun ekonomik boyutunu da gözden kaçırmamak gerekir. Bunu yaparken, demokrasinin gelişimi ile piyasa ekonomisinin yerleşikliği arasında bilinen bağlantıları tekrarlamaya gerek var mı, bilmiyorum. Ama açılımın dolaylı da olsa bir “gelir dağılımı” meselesi olduğu ortada.
Çarşamba günü (16.09.2009) açıklanan Orta Vadeli Program (OVP) başta IMF olmak üzere pek çok kesimden övgü aldı. Hedefler gerçekçi bulundu. Önlemler sıralandı.
Açıklanan büyüme rakamları (9 Eylül 09), beklendiği gibi bir küçülme ile karşı karşıya olunduğunu gösterdi. Tahminlerin büyük oranda %8’ler civarında oluşmasına rağmen küçülmenin bir puan daha düşük gerçekleşmesinin tabii ki çeşitli nedenleri var. Ama satır aralarında harcanmaması gereken gerçek, ilk çeyreğin büyüme hızı ile birlikte 2008 yılının büyüme rakamlarının da revize edilmiş olmasıydı. Ekonominin gidişatı ile ilgili en önemli fikri veren bilgilerin bu denli revize edilmesi düşündürücü.
Kocabaşlar bir haftadır “açılım” mı “saçılım” mı karar veremezken ve gelişmeler de ekonomik gündemden rol çalarken durum “kaçınım” haline geldi. Ama piyasa ekonomisi hala krizden çıkış senaryolarını emanet ettiği kâhinlere ihtiyaç duyduğuna göre, önümüzde uzun bir yol var demektir.
Merkez Bankası verilerine göre kamu bankaları, tüketici için kritik önem taşıyan taksitli kredi kartlarında geçen yıla göre % 96,2’lık artışla tüketimin finansmanında önemli bir rol oynadı.
Son yazısında (Manisa Haber Gazetesi, 12 Ağustos 2009, “Ekonomi ve Dış Politika“) İktisadi Vizyon köşesine bir soru sorarak pas atan -krizin ortaya çıkardığı cevval köşe yazarı- Sayın İdris Şendil’in pasını göğsümüzde yumuşatalım. Sayın Şendil şirket bilançoları zarar görünürken, borsa endeksinin nasıl olup da yükseldiğini; insanların zarar eden şirketlere niçin ortak olmak isteyebileceklerini açıklamamı rica etmiş. Elimizdeki verilere ve ekonominin gerçeklerine göre bu konuyu analiz edelim.
Borsa yükseliyor, faizler düşüyor, dış piyasalarda bir filizlenme var. Kur ve enflasyonun seyri de öyle. Bilançonun diğer tarafı içinse aynı şeyi söylemek mümkün değil. Tüketici güveni dışında sanayi üretimi ve milli gelir geriye doğru gitmeye devam ediyor. İstihdam ve sanayi üretimi hakeza, istihdam da öyle. Vatandaş bunları alt alta koyduğunda doğal olarak kafası karıştığı için, gerçekte gidişatın ne yönde olduğunu