TOBB’un kampanyası kapsamında yer alan sloganları izliyoruz. “Kimse işini kaybetmesin”, “pazara çık” gibi içeriklerin ortak noktası iç tüketim üzerindeki moral etkisini harekete geçirmek olmalı. İş aleminin ve hane halkının hassas olduğu kriz günlerinde, özellikle iç tüketim üzerinde moral önemli. Kampanya çerçevesinde, iç piyasadaki dinamikler üzerinde bazı görüşleri gözden geçirmek yararlı olabilir. Ekonomide İç Piyasanın Önemi yazısına devam et
Kategori arşivi: Makro Ekonomi
Yeni Teşvik Sistemi ve Manisa’nın Beklentileri…
Hükümetin açıkladığı yeni teşvik sistemi ile ilgili ayrıntılar basında yeterli miktarda yer buldu. Hafta sonu davet edildiğim bir televizyon programında da bu konuyu uzun uzun konuştuk. Fakat yeni teşvik sisteminin avantaj ve dezavantajlarını, güçlü ve zayıf yönlerini daha kalıcı eleştirilerle ele almak gerektiğini düşünüyorum. Yeni Teşvik Sistemi ve Manisa’nın Beklentileri… yazısına devam et
İşadamı Ekonomiyi İzlerken Ne Yapmalı?
Türkiye’de ekonomiyi izlemek, olanlardan bazı sonuçlar çıkarmak konusunda yaygın bir kafa karışıklığı olduğu için arada bir bu konu hakkında da yazmak gerekiyor. Ekonomik göstergelerin izlenmesi, bizim gibi 3-5 yılda bir düzenli krizlerle karşılaşılan bir ülkede zaten bir zorunluluktu. Artık, dünya ekonomisi de benzer bir dalgalanma eğilimi içerisine girince, iktisadi verilerin takibi ve yorumlanması ihtiyacı yaygınlaşmaya başladı. Bu konuda ahkam kesmenin en iyi yolu, bazı yanlışların altını çizmek ve doğruları anlamaya çalışmak olmalı.
Ekonomide Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacak…
Geçtiğimiz günlerde Ankara’da katıldığım bir ekonomi yorumcuları-yazarları toplantısında ekonominin geleceği ile ilgili görüşler tartışıldı. Krizden sonra ekonomik ve ona bağlı toplumsal sorunların ana hatları ile anlaşılması için bu tür toplantılar yararlı oluyor. Basına yansımış olsa da, bir kez de biz bazı başlıkların altını çizmek istiyoruz. Bu başlıklar, yapılan toplantıların dışında dünya ve Türkiye ekonomisinde önümüzdeki dönemin tartışılması muhtemel sorunlarını da içermektedir. Ekonomide Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacak… yazısına devam et
Enflasyonla İşsizlik Arasındaki Değiş-Tokuş Başladı…
Bugünlerde enflasyon oranının beklenenin altında gerçekleştiğini gözlemliyoruz. Türkiye ekonomisinin son yedi yıllık göstergelerini gözden geçirdiğimizde, işsizlikle enflasyon arasındaki bilinen değiş-tokuş ilişkisini bariz bir biçimde izleyememiştik. 2002 yılından bu yana enflasyonda görülen keskin düşüşe rağmen işsizliğin %10’un altına düşmesi de üstüne çıkışı da görülmemişti (%1’in altındaki değişimleri yok sayıyoruz). Bu noktada, hem geriye dönük bir değerlendirme yapmak için bir fırsat doğdu, hem de kriz ortamında enflasyon beklentisinin düşürülmemesi gerektiği bir kez daha ispatlanmış oldu. Enflasyonla İşsizlik Arasındaki Değiş-Tokuş Başladı… yazısına devam et
Ekonomide Yapısal Değişiklikler Kapıda…
Enflasyon hedefi revize edildi. Faiz dışı fazla hedefleri yeniden ele alındı. Büyüme ile ilgili performans kaybı herkesçe rahatlıkla telaffuz ediliyor. Petrol, elektrik, doğalgaz fiyatları üreticiyi ürün fiyatlarını yukarıya çekmeye zorluyor. Olanların en iyi tercümesi: stagflasyon; ekonomik durgunlukla enflasyonun bir arada görüldüğü makroekonomik durum. Ekonomide Yapısal Değişiklikler Kapıda… yazısına devam et
Kriz Ortamında Yatırım Kararlarını Gözden Geçirelim
Bugün krizden en fazla etkilenen firmalar, krizden önce yatırım yapmış olanlar. Bugün de çeşitli sebeplerle esen iyimser ya da kötümser rüzgarların etkisiyle benzer kararlar alınabileceği için, yatırım kararlarını gözden geçirmekten bahsetmek istiyorum. Kriz Ortamında Yatırım Kararlarını Gözden Geçirelim yazısına devam et
Seçim Sonuçları Ekonomiyi Yeniden Gündeme Yerleştirmeli…
Yapılan araştırmalar, ekonomik krizlerle siyasi iktidarların oy kayıpları arasında doğrudan bir ilişki olduğunu gösteriyor. Bu kez de öyle oldu. 2001 yılının son çeyreğinden bu yana ekonomi ilk kez küçülürken, iktidar partisinin oy oranı da düştü. Krizle ilgili olarak seçimin hemen öncesinde yapılan hamleler, seçmenin tüketim davranışını etkiledi ama, seçmen davranışını etkileyemedi. Seçim Sonuçları Ekonomiyi Yeniden Gündeme Yerleştirmeli… yazısına devam et
Ekonomide Aradığımız İstikrar Olmalı…
‘Dünya ile bütünleşme’, ‘küreselleşme’ kavramları, son on yılın en sık kullanılan ifadeleri oldu. Türkiye ekonomisinin dünya ile mal ve hizmet alış-verişi arttı. Avrupa Birliği ile müzakerelerin başlaması, yüksek faiz getirisi sağlayan bir ülke olarak Türkiye’nin dış yatırımlar bakımından cazip ülkeler arasında sayılmasına yol açtı. Buna karşın, krizle birlikte, ‘istikrar ve sürdürülebilirlik’, ekonomiler için önemli göstergelerden biri haline geldi. Türkiye ekonomisinin büyüme dinamikleri ise geriye dönük 30 yıllık bir perspektifte değerlendirildiğinde maalesef istikrar konusunda oldukça yetersiz kalıyor. Ekonomide Aradığımız İstikrar Olmalı… yazısına devam et
Seçimden Önce ve Seçimden Sonraki Ekonomik Görünüm
Türkiye ekonomisinin seçimden önceki görünümü, özellikle sanayi üretiminde üretim ve kapasite kaybı, fiyat seviyesinde beklenenin altında bir artış, dış açıkta azalma, işsizlikte ise artış eğiliminin devam etmesi olarak özetlenebilir. Bu başlıkların ayrıntıları sorgulandığında ise enflasyon ve cari açıktaki olumlu seyrin aslında talep eksikliğinin doğal sonuçları olduğu görülebiliyor. Dünya genelindeki ekonomik daralmanın hammadde fiyatlarının ekonomi üzerindeki yükünü hafiflettiği de diğer önemli bir dönem profili. Son haftalarda döviz fiyatları üzerindeki yukarı yönlü hareketin, kamuoyunun dikkatini çeken önemli bir gelişme olduğunu da belirtelim. Seçimden Önce ve Seçimden Sonraki Ekonomik Görünüm yazısına devam et