Krizden önce “felaket tellallığı” ile suçlanan bu satırların yazarı, kriz çıktı diye sevinecek değil. Ortada genel bir sorun varsa bundan herkes gibi biz de etkileneceğiz. Aklıma 1999 depreminden sonra yapılan yorumlar geliyor. Bir bilim adamı; “Çok güzel bir deprem oldu, büyük bir depremin tüm aşamalarını gözlemleyebildik” mealinde sözler söylemişti. Gülelim mi, ağlayalım mı şaşırmıştık. “El Elin Eşeğini Türkü Söyleyerek Arar” yazısına devam et
İşsizlik ve Büyüme Dengesi

Geçtiğimiz hafta açıklanan işsizlik verileri dikkate değer bazı unsurlar içeriyordu. Gündem yoğun olduğu için değinememiştik. İşsizlik kronik bir sorun ama, Ekim ayı itibariyle durumun hiç de iç açıcı olmadığı anlaşılıyor. Özellikle tarım dışı istihdam ve genç işsizlik konuları dikkat çekici.
İşsizlik rakamlarının büyüme oranı ile ilişkisi dikkate alındığında, ekonomi politikası için bazı ipuçları elde edebilmek de mümkün. Türkiye krizi aşarken enflasyonu da göz ardı etmeyecekse işsizlikle ilgili bazı saptamaları gözden geçirmekte yarar olacak.
Türkiye’de işsizliği başarılı bir şekilde azaltmanın yolu hızlı ve tempolu bir büyümeden geçiyor. Zira, tabloda görüldüğü üzere alttan gelen genç nüfus ile birlikte mevcut işsizlere de iş bulmak zorunda kalan bir ekonomik ve demografik dağılımımız var. İşsizlik oranını aynı seviyede tutmak için bile %6 düzeyinde bir büyümeyi sağlamak gerekiyor. ‘İşsizliği azaltacağım’ diyen bir ekonomi yönetimi, her halükarda %6‘lık büyüme haddini aşmak zorunda ki; bu bugünkü şartlarda teknik olarak mümkün görünmüyor. İşsizlik ve Büyüme Dengesi yazısına devam et
Krizden Çıkışla İlgili Görüş Ayrılıkları…
Krizin ne zaman sona ereceği ile ilgili farklı görüşler arasında en tutarlı olanı, 2009 yılının sonunda ekonominin rahatlamaya başlayacağını tahmin edenler olmalı. Şahsen benim görüşüm, 2009 yılının tamamıyla yitirilmeyeceği yönünde. 2009 yılının Ekim-Kasım aylarından itibaren ekonomide göreli bir rahatlamanın yaşanacağını düşünmek için yeterince teknik veri mevcut görünüyor. Krizden Çıkışla İlgili Görüş Ayrılıkları… yazısına devam et
Kriz Felsefesi

Krizle ilgili değerlendirmeler, artık güncel iktisadi istatistiklerin yorumlanması aşamasını çoktan geçti. Yorumlar, bundan sonra dünyayı ve Türkiye’yi nelerin beklediği noktasında yoğunlaştı. Bu analizler içerisinde en değerli olanlar, ekonomik yaşamın bugünkü haliyle yeni krizler üreteceğini öngörebilenler olmalı. Bu açıdan önce, daha düşük bir denge düzeyinde oluşacağı anlaşılan talep-arz eşitliğinin hangi dinamiklerden beslendiğine bir göz atalım. Ardından, temel sorunların çözümü ile ilgili görüşlere değinelim. Kriz Felsefesi yazısına devam et
Krizin finansal göstergelerden başka anlamı yok mu?

Tarih gösteriyor ki; ekonomik krizlerle siyasal yapılar arasında doğrudan bir ilişki var. Ekonomik krizin yol açtığı en kısa vadeli sonuç, kriz sırasında iktidarda olanların güç kaybettiği. Bugünlerde içinde bulunulan süreç, sadece tek bir ülke veya bölgede değil, tüm yerkürede hissediliyor. Öyleyse, önümüzdeki yıllarda bir çok ülkenin siyasi yapısında değişikler gözlemlenebilecek. Bu farklılaşmaların, ne yönde ve hangi şiddete olabileceğini ise ekonomik krizin etki gücü tayin edebilecek. Krizin finansal göstergelerden başka anlamı yok mu? yazısına devam et
Dil ile bağlanan, diş ile çözülmez!
Krize dair çözüm önerilerini değerlendirirken, Albert Einstein’a ait bir söz sıklıkla aklıma geliyor: “Problemler, onları ortaya çıkaran düşünce seviyesiyle çözülmez.” Ülkelere derecelendirme notu veren kuruluşlar, hükümetler, merkez bankaları, yatırım bankaları, mevduat toplayıp, kredi veren binlerce banka, yatırımcı ve bir kısım tüketici el ele verip gelişine göz yumdukları krizle ilgili çözüm önerileri üretiyorlar. Bir kısmının doğruluk payı da oldukça yüksek. Doğru olmalarının nedeni de, krizin nasıl ortaya çıktığını birinci elden takip etmiş olmaları. Fakat Einstein uzun vadede haklı çıkacak da olsa, kısa vadede başlıktaki sözün sahibi Kaşgarlı Mahmut’a hak vermek gerekir.
Bir İyi Bir Kötü Haberim Var
Ekonomi ile ilgili haberleri tararken karşılaştığım olumlu haberlerden biri cari dengenin pozitif yönde hareket ettiği yönündeydi. Bu haberi tek başına okusaydınız, yıllardır üzerinde düşünülen bir sorunun hal yoluna girdiği yorumunu yapabilirdiniz. Fakat diğer ekonomi haberleri ile birlikte değerlendirdiğinizde, çeşitli versiyonları olan bir fıkrayı hatırlamadan edemezsiniz. Hani ‘Baba, sana bir iyi bir kötü haberim var, önce hangisinden başlayayım’ fıkraları vardır ya… Bir İyi Bir Kötü Haberim Var yazısına devam et
Krizle ilgili olarak demeçlerin dışında ne yapılacak?

Paranın zaman değeri artıyor. İşletmelerin, değerleme yöntemleri, operasyonlarında hangi departmanlara ağırlık verecekleri konusunda 2001 ve öncesi pratiklerini gözden geçirmeleri gerekiyor. İlginin üretimden nakite kaydığı dönemlerde, firmalar örnekleme yoluyla döneme özgü bir algı geliştirmeden büyük zararlara katlanmak zorunda kalabilirler.
Krizle ilgili olarak demeçlerin dışında ne yapılacak? yazısına devam et
Finansal Farkındalık Zamanı
Geçtiğimiz dört yıl, dünya ve Türkiye ekonomisindeki hızlı büyümenin sarhoşluğuyla geçti. Sarhoşluğun ardından gelen baş ağrısı, mide bulantısı, halsizlik, ‘bir daha mı?’ dedirtirken, yeni dönemin finansal modelini tartışmak gerekiyor. Tüketicinin, hane halkının, firmaların ve kamu kesiminin, iş yönetimi konusundaki gelişmelere ayak uydurması zaman alacak.
Fırtınanın en cezbeli olduğu anda gemisini karaya çıkarmaya çalışan kaptan, çalışıp-çabalarken kendine bir sürü söz verir. ‘Karaya sağ-salim çıkar da, eşimle, çoluk-çocuğumla kucaklaşıp, bir daha açık denizlere yelken açarsam, boyum devrilsin’. Güvertedeki personel; ‘kaptan, geminin batmaması için yükün bir kısmını denize atmamız lazım, nereden başlayalım?’ diye sorduğunda, sefere çıkarken çok değerli görünen yüklere şöyle bir göz ucuyla bakıp ‘bana niye soruyorsunuz, tabii ki, ağır olanlardan başlayın!’ diyecektir. Finansal Farkındalık Zamanı yazısına devam et
Bizde Böyle… Her şey Özelleştirilir, Kriz Kamulaştırılır
Lafın sonuna geldik. Zamanında yazdık, bitirdik, hatmettik. Fakat, asıl şimdi krizle ilgili değerlendirme yapmak farz oldu. Bu iş böyledir. Bir sene kriz yazarsınız. Ama, komşu teyzenin oğlu fabrikadaki işinden çıkarılmadan, kimse için kriz, henüz kriz değildir. Bizde Böyle… Her şey Özelleştirilir, Kriz Kamulaştırılır yazısına devam et