Uğur Dündar tarafından yazılmış tüm yazılar

Halep Sonrası Yeni Savaş Düzeni

Savaş çığırtkanlığı yapmak işin kolayı. Buna karşın tarihsel referanslar Suriye’den etrafa yayılan kokunun sadece barut olmadığını da gösteriyor.

11 Eylül’den sonra Afganistan’la başlayan, II. Körfez Operasyonu ile devam eden “artı değer” ve jeopolitik kaynaklı savaşları bir kenara koyalım. Devletlerin daha planlı, bugüne göre daha organize, gerektiğinde haklı veya haksız Birleşmiş Milletler kararları ile de desteklediği  okunaklı harekatlar dönemi bir süredir rafa kalktı.

2008 Küresel Ekonomik Kriz’in müteakip, talebi destekleyecek bir yıkım-yapım sürecinin başlaması gerekiyordu. Tarihsel referans olarak bahsettiğim yine ekonomik aktiviteyi hızlandırmaya dayalı alışılmış kolaycı kabule uygun bir süreç yönetimi, Tunus, Mısır ve Libya için işledi. Doğrudan askeri harekat değilse de kamuoyunu başka yöntemlerle sivil toplum ve internet üzerinden yönlendirerek oluşan iktidar değişiklikleri kolayca dünya kamuoyuna kabul ettirilmiş oldu. İş Suriye’ye gelip dayanınca Orta Doğu coğrafyası söz konusu olduğundan ABD dışındaki büyük oyuncular devreye girdi. Bu defa petrol fiyatları önemli düşüşler göstermeye başladı ve artık Orta Doğu ABD için birincil önem seviyesini yitirmişti bile. ABD’nin bölgedeki politikasından beklediği tek yarar Rusya, İran ve hatta Çin’in enerjisini Suriye’ye yoğunlaştırarak güç kaybetmesini beklemek olabilir.

Halep Sonrası Yeni Savaş Düzeni yazısına devam et →

Bir Dış Mihrak Daha: ABD Doları

Merkez Bankası ekranında ABD Doları alış fiyatının 3,4524 satışın da 3,4586 göründüğü bu satırların yazıldığı sırada* fırtına dinmişti. Her şeye rağmen “gelişmekte olan” ülkeler arasında Dolar karşısında en fazla değer yitiren para Türk Lirası… Son atak karşısında yürütülen kampanyanın Doların ateşinin sönmesinde etkisi olabilir. Hazır toz bulutu dağılmışken serinkanlı değerlendirmeleri öne çıkarmak ve altını çizmek gerekiyor.

Yorumlar bir yana bırakılırsa, Türkiye ekonomisinin döviz cinsinden kaynak ihtiyacını iyi ölçen resmi ölçülerden birine başvuralım: Uluslararası Yatırım Pozisyonu. Bir Dış Mihrak Daha: ABD Doları yazısına devam et →

Dilenciler STK’lardan Daha Güvenilir Olabilir mi?

tusev-logo-hresoTürkiye Üçüncü Sektör Vakfı (TÜSEV), “Türkiye’de Bireysel Bağışçılık ve Hayırseverlik Araştırması” adlı çalışmasını 26.10.2016 tarihinde yayınladı. On yıl önceki araştırmayı güncelleyen TÜSEV’in raporunda Türkiye’deki bireysel bağışçılık eğilimlerini görebiliyoruz. Raporun özetinde göreceksiniz ama en çok dikkat çeken unsur, bağış miktarının yetersizliği… Zira bireylerin bir yıl içinde yaptıkları bağış miktarı ortalaması 228 TL olarak hesaplanmış. Bu meblağ, kişi başına düşen milli gelirin yaklaşık 10.000 Dolar olduğu varsayıldığında %1’in bile altında kalıyor.

01

Yenilerde yayınlanan gelir dağılımı rakamlarında en alttaki %20’lik nüfus grubu ile en üstteki %20’lik gelir grubu arasında yaklaşık 7 kat fark olduğu hesaplanmıştı. Türkiye’de ve Dünya’da Gini Katsayısı olarak bilinen katsayının son araştırmada olumsuz yönde geliştiği de diğer bir hesaplama olmuştu. Bu bağlamda, yardımlaşmanın ve bilinçli bir bireysel bağışçılığın hem ihtiyaç hem de sosyal riski önleme projesi olarak değerlendirilmesi gerekiyor.

TÜSEV’in kuruluş amacına uygun olarak altını çizdiği asıl konu STK’ların bağışlara aracılık konusunda yeterli payı alamamış olması. Bağışçılara, yardımlarını niçin STK’lar aracılığıyla değerlendirmedikleri sorulduğunda, %52’sinin ‘yaptığım yardım çok küçük’ cevabını verdikleri görülüyor. Dilenciler STK’lardan Daha Güvenilir Olabilir mi? yazısına devam et →

15 Temmuz’un Ardından: Mali Derinlik

marco-de-angelis15 Temmuz darbe girişimi ile birlikte son üç yıl içerisinde bir ülke ekonomisinin yapısını, göstergelerini derinden etkileyebilecek olayların neredeyse tamamı yaşanmış oldu.

Gezi olaylarından başlarsak, 17/25 Aralık ve sonrasında yerel seçimler, yerel seçimlerin hemen ardından Cumhurbaşkanlığı seçimi, 2015 Haziran’ında genel seçimler ve hükümet sorunu ile birlikte bir sonraki Kasım seçimine dek devam eden terör olayları, sonrasında yine büyüklü küçüklü terör saldırıları, yurt içindeki yoğun güvenlik operasyonları ve FETÖ’cü darbe girişimi… Aynı zaman diliminde uluslararası ekonomiyi derinden etkileyen Amerikan Merkez Bankası FED’in inişli çıkışlı değerlendirmeleri de oldu. Tüm gelişmekte olan ülkelerle birlikte Türkiye ekonomisinin de etkilendiği fon akımındaki istikrarsızlık sinyallerinin ardı arkası kesilmedi son üç yıldır. 15 Temmuz’un Ardından: Mali Derinlik yazısına devam et →

Büyük Projelerin Finansmanı

Bayram tatilinden önce Gebze-Yalova arasındaki Osmangazi Köprüsü hizmete açıldı. Köprünün devamı niteliğinde Orhangazi’ye kadar uzanan otoyol kısa süre önce açılmıştı. Yapılan hesaplamalara göre köprü ve otoyolla ilgili ihalelerde firmalara bazı garantiler verildiği biliniyordu. İkincil bir kaynaktan günlük 40 bin araçlık geçiş garantisi verildiğini okudum. Bu teminatın anlamı, yeterli geçiş sayısı yani hasılat sağlanmazsa aradaki farkın Hazine’den karşılanacağı.

Sırada yıl sonuna kadar açılması planlanan Üçüncü Köprü ve Tüp Geçiş projeleri var. Büyük projelerde hasılat garantisi verilmeyen hallerde Hazine Garantisi veriliyor. Projeleri inşa ederken finansman sıkıntısına düşen firmaların finansal kuruluşlara karşı yükümlülükleri yine Hazine tarafından yerine getirilecek. Bu noktada Hazine Garantisi verilmesi, ihale sürecinden sonra yasalaştığı için en hafifinden rekabet eşitsizliği yaratmış oldu. Büyük Projelerin Finansmanı yazısına devam et →

65. Hükümet’in Ekonomi Yönetimi ve Başkanlık Sistemi

binali_yildirimBinali Yıldırım tarafından kurulan yeni hükümet programının bir öncekine göre en önemli farkı Yeni Anayasa ve Başkanlık Sistemi vurgusu. İkinci olarak da Terörle Mücadele öne çıkıyor. Ekonomi yönetimindeki değişiklik de gözden kaçmamalı.

Artık ekonominin genelinden sorumlu bir Başbakan Yardımcılığına yer verilmemiş kabinede. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Hazine’den, Merkez Bankası’ndan ve Kamu Bankalarından sorumlu… Diğer Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli ise reformlar ve yatırımların izlenmesi ile Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), BDDK ve TMSF gibi düzenleyici ve denetleyici kurumlarla ilişkilendirilmiş. Bu durumda ekonomide bir güçler ayrılığı oluştuğu anlaşılabilir. Tartışma konusu olan faiz oranı ve bankacılık sistemini düzenleyen kurumlar ile kararları icra eden kurumlar farklı bakanlara bağlanmış olduğunu görüyoruz. Bu sistem değişikliği, para ve sermaye piyasalarının daha üst düzeyde bir planlamayla yönetileceği şeklinde yorumlanabilir. 65. Hükümet’in Ekonomi Yönetimi ve Başkanlık Sistemi yazısına devam et →

Dövizdeki Fırsatlar (mı)?

Dolardaki düşüş son günlerde gündemi işgal ediyor. Peki, Türk Lirası gerçekten değerleniyor mu?

Ev Bu yazının kaleme alındığı 2 Mayıs 2016 tarihinden 3-4 gün önce uluslararası derecelendirme Kuruluşu FITCH bir rapor yayınladı. Analize göre Türkiye, “gelişmekte olan ülkeler” arasından seçilen 8 ekonomi içinde özel sektörün döviz borcu sıralamasında ilk sırada yer alıyor. Döviz borcunun Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya (GSYİH) oranına göre yapılan sıralama, özel sektörün dövizdeki açık pozisyonunu (döviz cinsinden alacaklar ile döviz borçları arasındaki negatif fark) dengelemesi gerektiğini gösteriyor.

Dolarda devam etmesi şüpheli görülen süreçte özel sektörün döviz almasında ve borç geri ödemesinde yarar var. Bireysel yatırımcı da önümüzdeki bir iki aylık süreçte döviz alımına geçebilir. Dövizdeki Fırsatlar (mı)? yazısına devam et →

Uğur Dündar’ın Yeni Kitabı “Ekonomi Günlüğü” Okuruyla Buluştu

EkonomiGunluguKapak24MartSerbest Muhasebeci Mali Müşavir Uğur Dündar’ın ikinci kitabı “Ekonomi Günlüğü” yayımlandı.

Ekonomi Günlüğü’nde şu ana başlıklar altında okura sunulan onlarca yazı yer alıyor: Mikro Ekonomi – Faiz, Döviz, Kurlar – Enflasyon – Büyüme – İstihdam ve Cari Açık – Yapısal Reformlar – Uluslararası Ekonomi.

Ekonomi Günlüğü’nün örnek sayfalarını ndirerek inceleyebilirsiniz.

Kitaba bir sunuş yazan Manisa SMMMO Başkanı Sadık İrier, şu görüşleri dile getiriyor:

“Ekonomi Günlüğü, bir meslek mensubunun gözlemlerini içeriyor. Bu gözlemlerin değeri, günlük haber akışının baş döndürücü etkisine kapılmadan ortaya konulan serinkanlı uzman bakışının, küresel ve yerel ekonomik dönüşümün karakteristiğini kavramaya yardımcı olduğunu idrak ettiğimiz ölçüde daha iyi anlaşılacaktır.

Uğur Dündar’ın, kendine özgü yalın ve çok yönlü bakış açısıyla orta koyduğu özgün ve yenilikçi fikirlerin, meslek mensuplarımız kadar ekonomiyle ilgilenen bütün okurlar için de ufuk açıcı olacağına yürekten inanıyoruz.”

ugur01
Uğur DÜNDAR

Uğur Dündar’ın 2010 yılında yayımlanan “Ekonomik Krize Alternatif Bakışlar – İşler Ne Zaman Düzelir?” isimli kitabı büyük ilgi görmüştü. O kitap dolayısıyla Uğur Dündar ile yapılan “Krizin İşaretleri Unutulmasın” başlıklı söyleşiyi şuradan okuyabilirsiniz.

Yeni kitabı uzun süredir merakla beklenen Uğur Dündar’ın bu çalışmasını da önceki kitabı gibi Manisa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası yayımladı. Kitabı temin etmek için şu numaraları arayabilirsiniz: 0 (236) 239 35 68 – 239 35 69 – 234 23 11

 

 

 

“İş var ama para yok!”

recession-2[1]Amerikan Merkez Bankası (FED), sonunda faiz artırımı sürecini başlattı. Üç yıldır anons edilen faiz artırımının ilk sonucu, Türkiye gibi ülkelere yönelik döviz girişinin yavaşlayacak olması… Gelişmekte olan ülkelerle birlikte Türkiye ekonomisinin de içinde bulunduğu ekonomik iklimin ikinci bir belirleyici unsuru da petrol fiyatlarındaki düşüştür. Siyasi gelişmeleri bir kenara bırakırsak, 2016 yılı hesaplarının bu iki değişkene göre yapılması gerekiyor.

Bugünlerde sıklıkla duyduğumuz ifade şu: “iş var ama piyasada para yok”. Çünkü yurtdışından gelen mali kaynakların azalacağı iyiden iyiye ortaya çıktı. İhracat artışına ve dış ticaret açığındaki daralmaya karşın finans sektörünün imkânları erozyona uğruyor. Önümüzdeki süreçte turizm kaynaklı döviz girdisinde de benzer gelişmeyi gözlemlemek muhtemel.

Finansal daralma elbette reel kesimin yatırım kararlarını negatif yönde etkileyecektir. Bu noktada döviz ihtiyacındaki gerileme ile döviz girişindeki gerilemenin rekabetinde kazananı/kaybedeni anlamanın yolunun döviz kurunu takip etmekten geçtiğini unutmamak gerek. “İş var ama para yok!” yazısına devam et →

“Hazır ol cenge, eğer ister isen sulhu salâh”

ziyaZiya Paşa’nın Latincedeki ünlü “si vispacem para bellum” yani “barış istiyorsan savaşa hazır ol” sözünü bir şiirinin içinde kullandığı veya bu sözden esinlendiği bilinir. Bugünün asimetrik savaşları için nasıl bir ekonomik hazırlık yapılmalı diye düşünürken aklıma geldi. Geçen yüzyılın topyekûn savaş atmosferi, ekonomiler bakımından savaşa hazırlığın da savaşa uyum maliyetinin de daha okunaklı olduğu bir döneme karşılık geliyordu.

“Hazır ol cenge, eğer ister isen sulhu salâh” yazısına devam et →