Dünya’da ve Türkiye’deki değişimin niteliği tartışılırken ekonomik etkinliğin büyüklüğü birincil ölçü olagelmiş. Buna karşın katma değerin hangi faktör gelirleri (ücret, faiz, kar, rant) arasında nasıl dağıldığı yeterince göz önüne alınıyor mu, ondan emin değilim.
Dünya ekonomisinin başat aktörleri teknolojik yeniliklerle büyüyor. Sanayi toplumunu doğuran yığın üretimin ortaya çıkardığı hukuk sistemi, idari yapı, toplumsal referans değerleri ise yerli yerinde duruyor. Durmaya çalışıyor desek daha isabetli olur.
Üretim faktörlerinin arzına bağlı olarak, kıtlığıyla sınırlı bir iktisadi yapı, modern toplumu sınırlamakla, hakların ve yükümlülüklerin dengeli olduğu çift yönlü muhasebe sistemiyle kendini açıklıyor ve savunuyordu. Bilgi toplumu, bir eşik atlama olarak görünse de arkaik kıtlık referansına hizmet etti. Şimdilerde gelişen bilgi işlem uygulamaları, silah sistemleri, kentleşme dinamikleri, yeni ve asimetrik bir dengeyi/dengesizliği geçerli kılıyor.
ABD-İran savaşında ortaya çıkan asimetri ile bir bilgisayar işletim sisteminin patent sahibi, savunma sanayinde farklı bir yaklaşımla üretilen silah sistemleri, imar revizyonlarıyla ortaya çıkan rant ötesi fonlar birbirlerinden bağımsız konular değil aslında.
Öyleyse…
Hayy’dan gelip Hu’ya Giden Bir Birikim Modeli Olarak Rant Benzeri (Quasi-Rent) yazısına devam et






Hatırı sayılır roman ve hikâyede yalnız yaşayan, hayata ve kendine inancı kalmamış ama bir o kadar da genç kahramanlarla tanışırız. Bir noktada nihilizme dönüşen söz konusu yaşam tarzı, platonik aşkları, vesveseleri, sağlık koşullarını yok saymayı, akrabalarla ilişkisizliği ele alır. Kurulan dostluklara, aşklara abanıldığı için zaten uzun bir yalnızlıktan dolayı duyarlı hâle gelen birey, o ilişkiyi de sürdüremez.