Tek Kişilik Haneler (TKH) ya da ‘Yedi derviş bir posta oturur, iki padişah Dünya’ya sığmaz”

TÜİK Türkiye’de tek kişilik hanelerin (TKH) katlanarak arttığını açıkladığında şaşırmadım. Ama hem Dünya’da hem Türkiye’de hızlı bir artış olması, birkaç tespit ve tedbir hakkında düşünmeye sevk etti…

Tek kişilik hane deyince benim ilk aklıma gelen, Rus romanlarındaki kiralık oda sahipleridir: Küçük odalarda hatta odalardan bölünerek elde edilen hücrelerde yokluk, yalnızlık, komşu odalarla kurulan dostluklar vs.

Hatırı sayılır roman ve hikâyede yalnız yaşayan, hayata ve kendine inancı kalmamış ama bir o kadar da genç kahramanlarla tanışırız. Bir noktada nihilizme dönüşen söz konusu yaşam tarzı, platonik aşkları, vesveseleri, sağlık koşullarını yok saymayı, akrabalarla ilişkisizliği ele alır. Kurulan dostluklara, aşklara abanıldığı için zaten uzun bir yalnızlıktan dolayı duyarlı hâle gelen birey, o ilişkiyi de sürdüremez.

St. Petersburg’dan Paris’e Londra’dan New York’a kadar TKH’linin sorunları ciddi bir külliyat oluşturur. Kriminale yönelme, yeraltı eğlencelerine ilgi gösterme, geçici ilişkilerle avunma, nihilizmin bayrağını hedonizme teslim eder. Bugün ufukta yeniden nihilizme rücu etmesi muhtemel TKH’linin yaşamı dünya ve Türkiye’ye oldukça yararlı bir vizyon sağlayabilir. Yukarıda bahsettiğim tipin ortaya çıktığı coğrafyalar bir kere narsist lider ihtiyacını gerektiriyor. Yönetimler demokratikleştikçe TKH’li nihilizmden hedonizme doğru evriliyor.

Bugünün dünya liderleri tipi ağırlıkla demokratik seçimle de gelse, tek adamcı. (Bu satırları kaleme alırken TV’de Trump’la Selman’ın buluşması gösteriliyor). Kişi başına düşen gelir seviyesine kamu hizmetlerinin yaygınlığına göre TKH’linin tek kişi olmayan haneliğe terfisi mümkün hale geliyor. Umudun kapitalizasyonu diyebileceğimiz bu sistemde gelecekte kurulabilecek bir ailenin, edinilebilecek bir mülkün, arkadaşların, ailenin bir arada bulunabileceği sosyo-ekonomik enerji biriktiriliyor.

Fakat, bugünün tek kişilik hanelerinin geçmişin tek kişilik hanelerinden farkı, TKH’linin TKH’li olmaktan çıkma arzusunun bulunmaması.

‘Hayatıma biri girsin ama hanemi paylaşmak istemiyorum’, ‘ailemle görüşeyim’, ‘akrabamın büyük şehre gelen çocuğunun yurt ücretini üstleneyim ama aynı evde oturmayayım’…

İletişim ve ulaşım konforunu, ev işleri denilen hizmetlerin ifasını kolaylaştıran teknoloji; aile, sevgili, dost, ortak olmanın tanımını evin dışında bıraktı. Paylaşım evsiz kalınca, birey TKH’li oldu. TKH’liler katlanarak arttı.

Demokrasi denilen sistemi oy vermekten ibaret sanmamak gerektiğini bilen devletler, TKH sorununa çözüm arıyor. TKH’linin sorunlarını çözmek olarak algılanan bu politika önerilerine bir de bireyin TKH’lileştirilmemesi yönünden yaklaşılsa nasıl olur?

TKH sistemi bireyin dengeli tüketim, dengeli üretim, makul siyasal tercih olasılıklarını azaltıyor. Siyasetin avı haline gelen TKH’li, aidiyet sorunlarını parti holiganı, takım fanatiği, marka fetişisti vb. aşırılıklarla gidermeye çanak tutulan iktisadi bir ‘ünite’ haline geliyor. Bireyin tüm iktisadi yelpazeyi aynı vücutta egzersiz etmesi mümkün olamadığı açık. Hem işsiz biri gibi boş zamanı olan hem çalışkan hem arkadaş canlısı hem yalnız hem ailesine düşkün hem akrabalık bağlarından azade olmayı tek vücutta yaşantılama yükünü bu rollere girdiği kısa zamanlarda abartarak gerçekleştirme girişimleri, yorucu olduğu kadar ‘sanal’ bir iktisadi yapıyı mecbur kılıyor.

Bana öyle geliyor ki zaman da dahil ekonomik kaynakların tümünü sanal tamamlanmaya adayan davranış biçimini toplumun içerisinde nötralize etmek yerine, tüm toplumların TKH’lileşmesi sorunu, Dünya’yı çekilir bir yer yapmayacak.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir