Türk Ekonomisinin Tasarruf Açığını Yönetmesi İçin Yeni Yöntemlere İhtiyacı Var

Yeni çağın, stratejik hammaddelere sahiplik ve enerji odaklı olacağı anlaşılıyor.

Türk Cumhuriyetleri Asya’nın Ortadoğu’su sayılabilecek Kafkaslardaki sorunlardan şimdilik muaf kaldı. Bu bölgede Azerbaycan’ın izlediği dengeli politika, en azından güvenlik bağlamında başarılı oldu.

Tüketim kültürü yeterince küreselleştiğine göre gelişmekte olan ülkelerin para ve sermaye akımlarında istikrarı sağlaması, artık bir savunma ve güvenlik konusu hâline gelmiş demektir. Ancak, Türkiye’ye göre daha merkezi otoritelerle yönetilen ülkelerin kendi iç piyasalarında toplumun geneline hitap eden tasarruf enstrümanlarını yaygınlaştırmaları kolay olmayacaktır.

Hayat standartları yükselen Asya ve Ortadoğu ülkelerinde mali piyasaların strüktürel alanında, Türkiye örneğine göz attığını görebileceğiz. Türkiye, II. Dünya Savaşı sonrası oluşan dengenin dağıldığı varsayımına göre yeni stratejiler oluşturuyor.

Ortadoğu ve Asya ülkeleriyle savunma ve güvenlik iş birliği çalışmaları yapılıyor. Türk Dili, Türk Lirası gibi enstrümanlar dışında mali piyasa tecrübesinin paylaşılmasında sonsuz yararlar görülebilir. TL’nin yaygınlaşması bugünkü enflasyon ortamında gerçekçi görünmüyor. Ancak TL’nin kullanımı yaygınlaştırıldığında, enflasyonun oluşmasında ve dizginlenmesinde katkı sağlayacağını tahmin etmek güç değil. Aynı miktarda paranın daha geniş bir alanda kullanımda olması, elbette iç piyasadaki fiyat istikrarını artıracaktır.

Türk Lirası’nın konvertibilite tecrübesi, uluslararası mali piyasalarla ilgili kurumsal geçmişi, Türk toplumunun para-banka alanındaki penetrasyon seviyesi, kültürel uyum ve esnekliği, Türkiye’nin Güney’i ve Doğu’sundaki ülkelerin neredeyse tamamından daha zengin. Mali piyasaların yaygınlaşmasını, bir hayat tarzının sürdürülebilirliği kadar ucuz tasarruf ithalatı olarak görmekte yarar var.

Yine de tekraren belirtmek gerekir…

Türk Cumhuriyetlerinde ve Arap yarımadasındaki tasarruf artığı ile Türkiye’nin mali strüktür derinliğini buluşturmak için dezenflasyon konusunda ilerlemeye daha da ihtiyaç duyulacaktır.

Batı’nın eksiklerini telafi ederek en kötü ihtimalle bir köprü, bir istasyon hâline gelen Türkiye ekonomisi, borçlanma dışındaki yöntemlerle tasarruf açığını yönetmeyi formüle etmek zorunda.

Batı ekonomilerinin hâlihazırdaki en önemli eksiği, para, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımına izin verirken, emeğin serbest dolaşımında çekimser kalmasıdır. Batı ekonomilerini giderek türdeş, esneklikten uzak kılacak bu yaklaşımın gelişmekte olan ülkelerin ortalama tüketicisini Türkiye’ye yaklaştırdığı, Türkiye’ye sosyo-ekonomik yeni bir alan açtığı rahatlıkla görülebiliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir