Hayy’dan gelip Hu’ya Giden Bir Birikim Modeli Olarak Rant Benzeri (Quasi-Rent)

Dünya’da ve Türkiye’deki değişimin niteliği tartışılırken ekonomik etkinliğin büyüklüğü birincil ölçü olagelmiş. Buna karşın katma değerin hangi faktör gelirleri (ücret, faiz, kar, rant) arasında nasıl dağıldığı yeterince göz önüne alınıyor mu, ondan emin değilim.

Dünya ekonomisinin başat aktörleri teknolojik yeniliklerle büyüyor. Sanayi toplumunu doğuran yığın üretimin ortaya çıkardığı hukuk sistemi, idari yapı, toplumsal referans değerleri ise yerli yerinde duruyor. Durmaya çalışıyor desek daha isabetli olur.

Üretim faktörlerinin arzına bağlı olarak, kıtlığıyla sınırlı bir iktisadi yapı, modern toplumu sınırlamakla, hakların ve yükümlülüklerin dengeli olduğu çift yönlü muhasebe sistemiyle kendini açıklıyor ve savunuyordu. Bilgi toplumu, bir eşik atlama olarak görünse de arkaik kıtlık referansına hizmet etti. Şimdilerde gelişen bilgi işlem uygulamaları, silah sistemleri, kentleşme dinamikleri, yeni ve asimetrik bir dengeyi/dengesizliği geçerli kılıyor.

ABD-İran savaşında ortaya çıkan asimetri ile bir bilgisayar işletim sisteminin patent sahibi, savunma sanayinde farklı bir yaklaşımla üretilen silah sistemleri, imar revizyonlarıyla ortaya çıkan rant ötesi fonlar birbirlerinden bağımsız konular değil aslında.

Öyleyse…

Meşruyla gayrimeşruyu, orantılı ile orantısızı aynı sepete koymadan oluşan kazanç türünün, tutar olarak sınırların aşılmasına meyyal olduğunu, ilk madde olarak not edelim.

İkinci olarak, mevcut idari/hukuki yapıların bu türden zenginleşmeyi teşvik ettiğini de bir kenara yazalım.

Üçüncüsü de rant benzerinin* (Quasi-Rent) üretimden tüketime yeni bir insan, yeni bir lider tipini geliştirdiğini göz önünde tutalım.

Rant benzerinin küresel gelir içindeki payı arttıkça, siyasi partilerde, yerel yönetimlerde, şirket yönetim kurullarında, sivil toplum örgütlerinde temsil oranı da yükselişe geçti. Bu temsilcilerin iş yapış şekilleri, güçleri oranında zaman zaman buyurganlık sınırlarını zorladı ve bu kaynaklardan elde edilen kazançların sahiplerinin bir kısmı tüketim kalıplarını zorladı. Toplum, rol modeli olarak gördüğü bu kişileri ve kişi topluluklarını ‘kaynakları ve harcamaları sınırsız, herhangi bir kuralla kısıtlı olmayan’ yönleriyle benimsedi.

Aslında, finansal enstrümanlarla desteklenen birikim modeli, gelir dağılımı sorunlarını daha görünür hâle getirdi. Rant benzerinin istihdam katkısı ile yarattığı gelir arasındaki orantısızlık, lobiciliğe ayrılan kaynakların genişlemesine imkân sağladı. Vergi gelirleri ve kamu güvenliğine katkıları bakımından doyurucu sonuçlar veren “rant benzeri”, bir kazanç türü olarak cari işlemler dengesini, fiyat istikrarını olumlu etkiledi.

Bilinen makroekonomik istikrar politikalarına katkı sağlayan “rant benzeri” sahipleri, üretim faktörleri üzerinde güçlerini artırıp literatürdeki karşılığıyla ‘monopol’ imkanını kazanır veya sürdürebilir ise “rant benzeri” olmaktan çıkıp ‘ekonomik rant’ olmaklığa terfi ederler. Bu noktada rekabet hukukunun devreye girmesi, gelir dağılımı politikalarının etkinleşmesi gerekli hale geldi…

Ekonomide bir kaynak birikiminin, oluşumundan tüketimine kadar tüm süreçlerde sadece iktisadi süreçleri değil hukuki, idari, psikolojik ve toplumsal sahaların tümünü etkilediğini gözden kaçırmayalım. ‘Hayy’dan gelenin Hu’ya gidebilmesi’ için zamanında doğru teşhis koymak gerekiyor.

*https://www.ekonomim.com/sozluk/rant-benzeri

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir