Büyük Projelerin Finansmanı

Bayram tatilinden önce Gebze-Yalova arasındaki Osmangazi Köprüsü hizmete açıldı. Köprünün devamı niteliğinde Orhangazi’ye kadar uzanan otoyol kısa süre önce açılmıştı. Yapılan hesaplamalara göre köprü ve otoyolla ilgili ihalelerde firmalara bazı garantiler verildiği biliniyordu. İkincil bir kaynaktan günlük 40 bin araçlık geçiş garantisi verildiğini okudum. Bu teminatın anlamı, yeterli geçiş sayısı yani hasılat sağlanmazsa aradaki farkın Hazine’den karşılanacağı.

Sırada yıl sonuna kadar açılması planlanan Üçüncü Köprü ve Tüp Geçiş projeleri var. Büyük projelerde hasılat garantisi verilmeyen hallerde Hazine Garantisi veriliyor. Projeleri inşa ederken finansman sıkıntısına düşen firmaların finansal kuruluşlara karşı yükümlülükleri yine Hazine tarafından yerine getirilecek. Bu noktada Hazine Garantisi verilmesi, ihale sürecinden sonra yasalaştığı için en hafifinden rekabet eşitsizliği yaratmış oldu. Büyük Projelerin Finansmanı yazısına devam et

65. Hükümet’in Ekonomi Yönetimi ve Başkanlık Sistemi

binali_yildirimBinali Yıldırım tarafından kurulan yeni hükümet programının bir öncekine göre en önemli farkı Yeni Anayasa ve Başkanlık Sistemi vurgusu. İkinci olarak da Terörle Mücadele öne çıkıyor. Ekonomi yönetimindeki değişiklik de gözden kaçmamalı.

Artık ekonominin genelinden sorumlu bir Başbakan Yardımcılığına yer verilmemiş kabinede. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Hazine’den, Merkez Bankası’ndan ve Kamu Bankalarından sorumlu… Diğer Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli ise reformlar ve yatırımların izlenmesi ile Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), BDDK ve TMSF gibi düzenleyici ve denetleyici kurumlarla ilişkilendirilmiş. Bu durumda ekonomide bir güçler ayrılığı oluştuğu anlaşılabilir. Tartışma konusu olan faiz oranı ve bankacılık sistemini düzenleyen kurumlar ile kararları icra eden kurumlar farklı bakanlara bağlanmış olduğunu görüyoruz. Bu sistem değişikliği, para ve sermaye piyasalarının daha üst düzeyde bir planlamayla yönetileceği şeklinde yorumlanabilir. 65. Hükümet’in Ekonomi Yönetimi ve Başkanlık Sistemi yazısına devam et

Dövizdeki Fırsatlar (mı)?

Dolardaki düşüş son günlerde gündemi işgal ediyor. Peki, Türk Lirası gerçekten değerleniyor mu?

Ev Bu yazının kaleme alındığı 2 Mayıs 2016 tarihinden 3-4 gün önce uluslararası derecelendirme Kuruluşu FITCH bir rapor yayınladı. Analize göre Türkiye, “gelişmekte olan ülkeler” arasından seçilen 8 ekonomi içinde özel sektörün döviz borcu sıralamasında ilk sırada yer alıyor. Döviz borcunun Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya (GSYİH) oranına göre yapılan sıralama, özel sektörün dövizdeki açık pozisyonunu (döviz cinsinden alacaklar ile döviz borçları arasındaki negatif fark) dengelemesi gerektiğini gösteriyor.

Dolarda devam etmesi şüpheli görülen süreçte özel sektörün döviz almasında ve borç geri ödemesinde yarar var. Bireysel yatırımcı da önümüzdeki bir iki aylık süreçte döviz alımına geçebilir. Dövizdeki Fırsatlar (mı)? yazısına devam et

Uğur Dündar’ın Yeni Kitabı “Ekonomi Günlüğü” Okuruyla Buluştu

EkonomiGunluguKapak24MartSerbest Muhasebeci Mali Müşavir Uğur Dündar’ın ikinci kitabı “Ekonomi Günlüğü” yayımlandı.

Ekonomi Günlüğü’nde şu ana başlıklar altında okura sunulan onlarca yazı yer alıyor: Mikro Ekonomi – Faiz, Döviz, Kurlar – Enflasyon – Büyüme – İstihdam ve Cari Açık – Yapısal Reformlar – Uluslararası Ekonomi.

Ekonomi Günlüğü’nün örnek sayfalarını ndirerek inceleyebilirsiniz.

Kitaba bir sunuş yazan Manisa SMMMO Başkanı Sadık İrier, şu görüşleri dile getiriyor:

“Ekonomi Günlüğü, bir meslek mensubunun gözlemlerini içeriyor. Bu gözlemlerin değeri, günlük haber akışının baş döndürücü etkisine kapılmadan ortaya konulan serinkanlı uzman bakışının, küresel ve yerel ekonomik dönüşümün karakteristiğini kavramaya yardımcı olduğunu idrak ettiğimiz ölçüde daha iyi anlaşılacaktır.

Uğur Dündar’ın, kendine özgü yalın ve çok yönlü bakış açısıyla orta koyduğu özgün ve yenilikçi fikirlerin, meslek mensuplarımız kadar ekonomiyle ilgilenen bütün okurlar için de ufuk açıcı olacağına yürekten inanıyoruz.”

ugur01
Uğur DÜNDAR

Uğur Dündar’ın 2010 yılında yayımlanan “Ekonomik Krize Alternatif Bakışlar – İşler Ne Zaman Düzelir?” isimli kitabı büyük ilgi görmüştü. O kitap dolayısıyla Uğur Dündar ile yapılan “Krizin İşaretleri Unutulmasın” başlıklı söyleşiyi şuradan okuyabilirsiniz.

Yeni kitabı uzun süredir merakla beklenen Uğur Dündar’ın bu çalışmasını da önceki kitabı gibi Manisa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası yayımladı. Kitabı temin etmek için şu numaraları arayabilirsiniz: 0 (236) 239 35 68 – 239 35 69 – 234 23 11

 

 

 

“İş var ama para yok!”

recession-2[1]Amerikan Merkez Bankası (FED), sonunda faiz artırımı sürecini başlattı. Üç yıldır anons edilen faiz artırımının ilk sonucu, Türkiye gibi ülkelere yönelik döviz girişinin yavaşlayacak olması… Gelişmekte olan ülkelerle birlikte Türkiye ekonomisinin de içinde bulunduğu ekonomik iklimin ikinci bir belirleyici unsuru da petrol fiyatlarındaki düşüştür. Siyasi gelişmeleri bir kenara bırakırsak, 2016 yılı hesaplarının bu iki değişkene göre yapılması gerekiyor.

Bugünlerde sıklıkla duyduğumuz ifade şu: “iş var ama piyasada para yok”. Çünkü yurtdışından gelen mali kaynakların azalacağı iyiden iyiye ortaya çıktı. İhracat artışına ve dış ticaret açığındaki daralmaya karşın finans sektörünün imkânları erozyona uğruyor. Önümüzdeki süreçte turizm kaynaklı döviz girdisinde de benzer gelişmeyi gözlemlemek muhtemel.

Finansal daralma elbette reel kesimin yatırım kararlarını negatif yönde etkileyecektir. Bu noktada döviz ihtiyacındaki gerileme ile döviz girişindeki gerilemenin rekabetinde kazananı/kaybedeni anlamanın yolunun döviz kurunu takip etmekten geçtiğini unutmamak gerek. “İş var ama para yok!” yazısına devam et

“Hazır ol cenge, eğer ister isen sulhu salâh”

ziyaZiya Paşa’nın Latincedeki ünlü “si vispacem para bellum” yani “barış istiyorsan savaşa hazır ol” sözünü bir şiirinin içinde kullandığı veya bu sözden esinlendiği bilinir. Bugünün asimetrik savaşları için nasıl bir ekonomik hazırlık yapılmalı diye düşünürken aklıma geldi. Geçen yüzyılın topyekûn savaş atmosferi, ekonomiler bakımından savaşa hazırlığın da savaşa uyum maliyetinin de daha okunaklı olduğu bir döneme karşılık geliyordu.

“Hazır ol cenge, eğer ister isen sulhu salâh” yazısına devam et

Fiyat İstikrarı Giderek Bozuluyor mu?

2308Eylül sonu itibariyle 2015 yılı enflasyonu % 8’e dayandı. 2015 yılı başlarken Merkez Bankası Başkanının yaptığı açıklamalarda bu yılın fiyat istikrarı bakımından son derece olumlu bir görünüm sergileyeceği varsayılmıştı. Özellikle kur etkisi tüm kabulleri yerle bir etti. Üreticinin fiyatlama davranışı değişti. Geçici kur hareketleri bir yana fiyat istikrarını asıl tehdit eden çekirdek enflasyonun yükselmesi.

Türkiye ekonomisi bakımından mevsimlik etkiler dışlanarak oluşturulan fiyat endekslerinden ‘I’ endeksi önemli bir fikir veriyor. Tüketici Fiyatları Endeksleri içerisinde gıda, içki, tütün ve altın hariç olarak hesaplanan ‘I’ endeksinin yükselmesi, enflasyonun yakın geleceği bakımından düşündürücü. Fiyat İstikrarı Giderek Bozuluyor mu? yazısına devam et

24 Ocak Kararları: Karma ekonominin cenaze arabası

Ayda Bir Ayvalık dergisinin ağırlıkla Ayvalık’ın naif yönlerine vurgu yapan bir yayın olduğunu biliyoruz. Ama editör Bülent Şentay’ın yazı çağrısı ile 24 Ocak tarihi aynı günlere  rastlayınca ister istemez  başka  bir gündeme işaret etmek bana daha uygun göründü.

TablolarHemen iki gün önce Sanat Fabrikası’nda düzenlenen imza günü, şiir ve şarkı dinletisi de hafızamda  Uğur Mumcu’nun öldürüldüğü günleri canlandırdı. O dönem Ankara’da Maliye Bakanlığında çalışıyordum. Toplanıp, Maltepe Camii’nde kılınacak cenaze namazı için yolculanan tabutu  izleyen kalabalık  içinde ben de vardım. Ayvalıklıların pek de karşılaşmadıkları karla karışık yağmurlu bir gündü. O soğukta o kadar insanın nasıl olup da bir araya geldiklerine şimdilerde pek de hayret etmiyorum.

gaffar_okkan24 Ocak’lar arasında negatif etki sıralaması yapılsa benim tercihim “24 Ocak Kararları” adı verilen yapısal dönüşüm programından yana olurdu. Türkiye ekonomisinin ergen kapitalist ülkeler arasına katılmasına kapı açan diğer 24 Ocak’lar üzerinde de baskın rol oynadığını herhalde kimse inkar edemez bu kararların. Uğur Mumcu’nun katline, Gaffar Okkan’ın da bir başka 24 Ocak’ta şehit edilmesine giden yollara taş döşeyen yapıbozucu uluslararası ekonomik eklemlenme bugünlere denk düşüyor. 24 Ocak Kararları: Karma ekonominin cenaze arabası yazısına devam et

Türkiye yavaş mı büyüyor?

Eski zamanlar geri gelmeyecek...Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 2015 bütçesi ile ilgili sunumunda IMF’nin tahminleri kullanılarak büyüme ile ilgili göstergelere yer verilmiş. Dünya ekonomisinin büyümesi 2014 sonu itibariyle %3,3, 2015 sonu için de %3,8 olarak tahmin ediliyor. Dünya ekonomisinin giderek dengeli büyüme trendine girmesi, Türkiye ekonomisi bakımından olumlu. Küresel risk algısındaki artış, ihracat konusunda hassas olunan 2015 yılı için umut verici.

Türkiye’nin aynı ligde olduğu ülkeler itibariyle bir düşük bantta büyüyor olmasına rağmen, gelişmiş ülkelerden daha hızlı bir tempoda büyüdüğü anlaşılıyor. 2014 yılı için %1,8, 2015 yılı içinse %2,3 olan gelişmiş ekonomiler büyüme hızı tahminleri, Türkiye ekonomisinin beklentilerinin gerisinde. Ülke ekonomisinin ayrıştığı nokta da tam burası… Türkiye yavaş mı büyüyor? yazısına devam et

İşsizlikte %10’un üzerine dikkat!

İşsizlik dizboyuTemmuz ayı işsizlik rakamları açıklandığında yeniden %10’un üzerinde bir direnç noktası oluşacağı anlaşıldı. Düşük büyümenin nimeti cari açığın düşmesiyse külfetlerinden biri de işsizlik. İşsizlik oranındaki artışın istikrarı, hükümetin piyasayı ısıtma yönündeki çabalarını hızlandırabilir. Özellikle faiz konusunda Merkez Bankası üzerinde yeni bir baskı oluşması akla gelen ilk ihtimal…

Türkiye’de işsizliğin toplumsal düzeni riske eder noktaya gelmesi çağdaş ekonomilere göre çok daha yüksek oranlarda mümkün olabilir. Sosyal riske karşı dayanıklılığımız üst düzeyde. Her şeye rağmen özellikle gençlerin işsizlik oranı ve tarım dışı işsizlik, kamu düzeni bakımından takip edilen değerler olmalı.  İşsizlikte %10’un üzerine dikkat! yazısına devam et