Kategori arşivi: Kriz

2017’de Ekonomi Gündeminde Neler Olacak?

Henüz rakamlar yayımlanmadı ama 2016’nın son iki çeyreği ekonomide resesyon sınırına yaklaşan bir performans sergiledi. Resesyon ya da durgunluğun resmî tanımı, bir ülke ekonomisinin iki çeyrek üst üste negatif büyüme göstergesine sahip olmasıdır.

2016 yılına başlarken bir önceki yılın bakiyesi olarak gelen iki seçimin ve Rusya ile yaşanan problemin etkileri varlığını hissettiriyordu. En büyük sorun elbette ki darbe girişiminin tetiklediği belirsizlikler oldu. Daha ölçülebilir ve tartışmasız iki sorun kümesine, döviz kurundaki sıçrama ile AB ile tam üyelik müzakerelerinin askıya alınması da dâhil edilmelidir.

Peki, 2017’de bizi neler bekliyor?

2017 yılındaki olası ekonomik şartlar arasında kurun enflasyon üzerinde yaratacağı baskıyı ilk sıraya yazmak gerekir. Geride kalan on yıllık dönemde AB ile tam üyelik müzakereleri başladıktan sonra artan bir ivmeyle devam eden sermaye girişinin aynı boyutlarda artmayacağını önemli bir üst başlık olarak not edelim. 2017 yılının büyüme rakamları 2016’nın düşük bazı nedeniyle beklenenden daha iyi bir düzeyde oluşacaktır. Kurun ithalatı kısıtlayıcı etkisini de dış açığı azaltan, ödemeler dengesini bir nebze de olsa rahatlatan unsurlara eklemeliyiz. 2017’de Ekonomi Gündeminde Neler Olacak? yazısına devam et

15 Temmuz’un Ardından: Mali Derinlik

marco-de-angelis15 Temmuz darbe girişimi ile birlikte son üç yıl içerisinde bir ülke ekonomisinin yapısını, göstergelerini derinden etkileyebilecek olayların neredeyse tamamı yaşanmış oldu.

Gezi olaylarından başlarsak, 17/25 Aralık ve sonrasında yerel seçimler, yerel seçimlerin hemen ardından Cumhurbaşkanlığı seçimi, 2015 Haziran’ında genel seçimler ve hükümet sorunu ile birlikte bir sonraki Kasım seçimine dek devam eden terör olayları, sonrasında yine büyüklü küçüklü terör saldırıları, yurt içindeki yoğun güvenlik operasyonları ve FETÖ’cü darbe girişimi… Aynı zaman diliminde uluslararası ekonomiyi derinden etkileyen Amerikan Merkez Bankası FED’in inişli çıkışlı değerlendirmeleri de oldu. Tüm gelişmekte olan ülkelerle birlikte Türkiye ekonomisinin de etkilendiği fon akımındaki istikrarsızlık sinyallerinin ardı arkası kesilmedi son üç yıldır. 15 Temmuz’un Ardından: Mali Derinlik yazısına devam et

Şimdi Yolsuzluk Zamanı…

Küresel ekonomik krizin, uluslararası denetim örgütlerinin yeterli uyarıda bulunmaması ile su yüzüne çıktığını biliyoruz. Banka ve benzeri kredi yaratan kurumların kredi risklerini doğru değerlendirip, kamuoyunu aydınlatma işlevlerini yeterince yerine getirmeyen birçok kuruluş, krizden sorumlu tutuluyor. Bağımsız denetim kuruluşlarının daha önce de -münferit olsa da- yatırımcıları zarara uğratmaktan sorumlu tutuldukları olaylar hatırımızda olmalı.

“Bugün yolsuzluk olaylarının boyutları veya yolsuzluktan anlaşılan nedir?” sorusunun cevabı konusunda geniş bir mutabakat var. Bir kere, özellikle Türkiye gibi kamu kesiminin ekonomik ölçek olarak yaygın olduğu ülkelerde, yolsuzluğun -alışılageldiği şekilde- devlet üzerinden tanımlanması alışkanlığı değişmeli.

Aslında değişti de.

Uluslararası tarafsız örgütlerin yaptığı araştırmalar ve yayınladıkları raporlar, yolsuzluğun özel sektörde de yoğun şeklide gündemde olduğunu gösteriyor. Nitekim bilhassa kriz döneminde iç denetim ve maliyet kontrolü faaliyetleri arttıkça daha çok olay gün yüzüne çıkmaya başladı. Şimdi Yolsuzluk Zamanı… yazısına devam et

İşsizlik paylaşılmaz paylaşılırsa işsizlik olmaz…

Yayınlanan son rakamlar işsizlik oranında yavaş da olsa bir azalmanın başladığını gösteriyor. Buna karşın işsizlik seviyesi ne uluslararası derecelendirme kuruluşlarının ne de borsa yorumcularının gündemine giremedi. Hükümet prim desteğinin uzatılması gibi konularda duyarlı davranıyor. Buna karşın Teşvik Paketinin içinde yer alan kamu istihdamının artırılması konusundaki tedbirler, henüz uygulamaya geçmedi.

Ekim 2009 dönemi içerisinde işsizlik oranı, bir önceki döneme göre %0,4 gerilemiş ve %13 olarak gerçekleşmiş. Geçen yılın Ekim ayındaki işsizlik ise bugüne göre %1,8 oranında daha düşük. Ekim ayından bugüne iktisadi faaliyet hacminde inişli çıkışlı da olsa pozitif bir eğim gözlendiğine göre işsizlik sorunu da nispi bir gerileme gösterecek gibi.

Gündelik göstergeler dışında işsizlikle ilgili daha kalıcı cevaplar aramak için doğru soruları sormamız gerekiyor.  İlk soru işsizliğin azalma sebebi nedir? İşsizlik paylaşılmaz paylaşılırsa işsizlik olmaz… yazısına devam et

İşe yeni girenlerin sigorta primi İşsizlik Fonu’ndan karşılanacak

İşsizlik dizboyuSon bir yılda %3 oranında artan işsizlik oranı, Hükümeti yeni teşvik paketleri uygulamaya yönlendiriyor.

Kısa çalışma ödeneği ile sigorta primlerinin 5 puan indirilmesinin ardından, yeni teşvik uygulamasına göre yılsonuna kadar yeni işe girenlerin sigorta primleri 6 ay boyunca İşsizlik Fonu’ndan karşılanacak. Bakanlar Kurulu 6 aylık süreyi bir yıla kadar uzatma yetkisine de sahip olacak. İşe yeni girenlerin sigorta primi İşsizlik Fonu’ndan karşılanacak yazısına devam et

2009’un İkinci Çeyreğinde Kim Ne Kadar Küçüldü?

Küçülme, küçülme, küçül-me...Açıklanan büyüme rakamları (9 Eylül 09), beklendiği gibi bir küçülme ile karşı karşıya olunduğunu gösterdi. Tahminlerin büyük oranda %8’ler civarında oluşmasına rağmen küçülmenin bir puan daha düşük gerçekleşmesinin tabii ki çeşitli nedenleri var. Ama satır aralarında harcanmaması gereken gerçek, ilk çeyreğin büyüme hızı ile birlikte 2008 yılının büyüme rakamlarının da revize edilmiş olmasıydı. Ekonominin gidişatı ile ilgili en önemli fikri veren bilgilerin bu denli revize edilmesi düşündürücü. 2009’un İkinci Çeyreğinde Kim Ne Kadar Küçüldü? yazısına devam et

Enflasyon bildiğimiz gibi…

Son aylarda enflasyon beklentisini düşüren ekonomi otoritelerinin öngörülerinin aksine enflasyon oranı yıllık bazda %5 civarında tutunmaya devam ediyor. Buna karşın aylık bazda üretici fiyatları endeksi (ÜFE) % 0,42 olarak gerçekleşti.

Yıllık bazda düşmeye devam eden maliyetlerin tüketici fiyatlarına henüz yansımaması tüketicilerde fiyat seviyesinin daha da aşağıya düşeceği beklentisi oluşturarak harcamalarını öteleme eğilimlerini arttırıyor. Enflasyon bildiğimiz gibi… yazısına devam et

Kamu Bankaları Olmasa Tüketici Yandı

06-bank-credit-card[1]Merkez Bankası verilerine göre kamu bankaları, tüketici için kritik önem taşıyan taksitli kredi kartlarında geçen yıla göre % 96,2’lık artışla tüketimin finansmanında önemli bir rol oynadı.

Kamu Bankaları özel bankaların %1,5 azalttığı kredi kartı finansmanlarına ek olarak, tüketici kredilerinde de %17’lik bir artış sağlayarak ekonomiye destek verdi. Özel bankaların taksitli ticari krediler, tüketici kredileri ve taksitli bireysel kredi kartları kategorilerinin tümünde düşüş görüldü. Kamu Bankaları Olmasa Tüketici Yandı yazısına devam et

Tek çiçekle bahar gelmez

Bahar ve ciceklerBorsa yükseliyor, faizler düşüyor, dış piyasalarda bir filizlenme var. Kur ve enflasyonun seyri de öyle. Bilançonun diğer tarafı içinse aynı şeyi söylemek mümkün değil. Tüketici güveni dışında sanayi üretimi ve milli gelir geriye doğru gitmeye devam ediyor. İstihdam ve sanayi üretimi hakeza, istihdam da öyle. Vatandaş bunları alt alta koyduğunda doğal olarak kafası karıştığı için, gerçekte gidişatın ne yönde olduğunu sınıflandırmak daha doğru olmalı. Tek çiçekle bahar gelmez yazısına devam et

Krizle İlgili Sorular…

Bir yıldır kriz yazısı okuyup-yazmaktan hepimize fenalık gelmişti. Gerek iktisatçılarımız gerekse halkımızın “kriz” hakkındaki görüş ve beyanları, krizlerle ilgili engin Türk deneyiminden yararlanamayan Amerika’daki yatırım kuruluşları, sigorta şirketleri, bankalar batmaya başlayınca tekrar arttı. Kriz edebiyatı yeniden “çok satanlar” arasına girdi.  Krizle İlgili Sorular… yazısına devam et