Kurban derileri kapışılmayınca şüphelenmeliydik. Herhalde eskiden her yıl tekrarlanan ve bir cumhuriyet klasiği haline gelen “kurban derilerinin yasal olarak hangi kurum tarafından toplanabileceği” tartışmaları da olmayınca “bu işin içinde bir bit yeniği var” demedik. Örneğin “250 TL’ye nasıl kurban kesiliyormuş?” diye soranlara “belki bir yıl önceden sözleşme yaparak, fiyat kontratı yapmışlardır” dememeliydik.
Geçenlerde uğradığım bir üst düzey kamu görevlisi kurban bağışı ile ilgili gözaltılardan sonra kendini iyiden iyiye enayi yerine konmuş olarak görüyordu ki; “Uğur Bey, nasıl cesaret edebilirler, anlayamıyorum!” derken, aynı görevden emekli bir kişi daha gelip “yıllardır bu kurumlara yapıyordum bağışlarımı” diyerek iç geçiriyordu. Kurban bağışları nasıl “sosyal sorumsuzluk” kampanyası haline geldi? yazısına devam et
Sanayicilerin çoğu kendilerine gelen yardım taleplerine cevap vermek zorunda. Yerel yönetimler, dernekler, spor kulüpleri sürekli veya arızi olarak, farklı sosyal sorunlarla ilgili olarak işletmecilerin kapısını çalıyor. Firmalar da bu taleplere talep edilen yardım miktarına, sponsorluk konusuna, işletmenin o andaki nakit durumuna göre olumlu ya da olumsuz yanıtlar veriyor. İşletme sahibinin, şirketinden ayrı olarak servetinden ayırdığı fonlarla özel ilgisi olan sosyal konulara göre kaynak ayırması da bir başka yöntem.