2008 krizinden sonraki finansal genişleme sona erdi. Piyasa ekonomisinin bayraktarlığını yapan ABD artık parasını da piyasasını da koruma duvarlarıyla örmeye başladı. Dolar, faiz artırımlarıyla, mal piyasası, gümrük vergileriyle savunulacak.
Ticari korumacılık artmadan önce işaretleri verilmeye başlanmıştı ama Dünya ekonomisindeki iyimserlik rüzgârları ağır basıyor, politik beyanlarda bulunan satır arası gerçeklikleri gölgeliyordu. Örneğin Trump seçim öncesi sadece gümrük değil fiziki duvarlar da öreceğini söylediği göçmen politikası ile ilgili vaatleri ile bugünkü politikanın ipuçlarını açık-seçik deklare etmişti.
Neyse ki bu süreçte, İtalya hariç, Fransa, Hollanda ve Almanya seçimlerindeki milliyetçi söylemler sandığa yansımadı. Trump alışılagelenin aksine vaatlerini yerine getirme konusunda son derece kararlı görünüyor. Kudüs kararında olduğu gibi göçmen politikasında ve vergilerin indirilmesinde de ciddi adımlar attı. Son olarak ticari korumacılık konusundaki tavrı bu bakımdan şaşkınlık yaratmamalı. Ticaret Savaşları yazısına devam et
48. Dünya Ekonomik Forumu‘na ev sahipliği yapan 
Küresel ekonomide 2008 krizi sonrasındaki en iyi öngörüler 2018 ile ilgili… Gelişmiş ekonomiler için ortalama %2-3; gelişmekte olanlarda %4-5 civarında büyüme bekleniyor.
Son birkaç aydır bilim ve teknoloji ile ilgili şaşırtıcı haberlerin ardı arkası kesilmiyor. Bir sabah ‘insan embriyonunda kalp hastalığına yok açan DNA’nın
Türkiye ekonomisinde faiz tartışması 2013 yılından bugüne bazen bir soluk arası verilse de yoğun şekilde devam ediyor. Başbakan Binali Yıldırım‘ın bankacılara ‘son uyarı’ mahiyetinde olduğunu ifade ettiği
Sanayi üretimi ve olumlu büyüme istatistikleri moral verse de gündeme kanmayıp, orta gelir tuzağı ve yüksek katma değerli üretim konusunda ısrarcı bir yazar kitlesi olduğu anlaşıldı. Sürdürülebilir büyüme için yapısal reformlar teşhisi çiğnene çiğnene sakız oldu. İçi boşaltıldı. “İhracatta yüksek katma değerli ürün payının artırılması” hedefi ise daha net ve analitik bir bakış açısının eseri gibi görünüyor. Zira Türkiye ekonomisi yetersiz büyürken bile borçlanmaya devam eden bir iktisadi üniteler bütünü.
Gündelik ekonomik göstergeler ile biriken riskler arasındaki dengede ibre bugünlerde yine güncel olandan yana. Ancak Türkiye’nin güneyinde kaynayan kazanın açıktan açığa Türkiye aleyhine geliştiğini görmezden gelmek doğru olmasa gerek: NATO Zirvesi’nde ABD’nin talebi doğrultusunda NATO güçleri IŞİD karşısında kullanılacak. Uluslararası güçler IŞİD’den ele geçen bölgeleri eski sahiplerine yani Araplara verecek. Bu arada ABD tarafından IŞİD’e karşı YPG’yi kullanarak sürdürülecek mücadele için söz konusu terör örgütüne teslim edilecek silahların listesi Kongre’ye sunuldu.
Şimdilerde sık kullanılır oldu: Sanayi 4.0. Yani dördüncü nesil sanayi üretimi; ürün ve süreç yeniliklerinde dördüncü dönem anlamında. Buhar teknolojisinden başlayıp, mekanik, fordist, elektrik teknolojisi kullanılan ürün ve üretim süreçlerinden, elektronik ve dijital endüstriye, oradan da yapay zekâya uzanan değişimin son aşamasına bu ad veriliyor.
Referandumun sonuçlanmış olması beklendiği gibi ekonomideki reform beklentilerini artırdı. AGİT’in seçimlerle ilgili olumsuz görüşleri, IMF’in Türkiye’deki büyüme beklentisini düşürmesi, dış Dünya’nın seçimlerle ilgili temkinli beyanları daha çok siyasi motiflere dayalı gelişmeler. Öte yandan Türkiye’de Milli Gelir’in %62’sini üreten 13 büyük kentte Anayasa değişikliğinin kabul görmediğinin anlaşılması ve işsizlik rakamının %13’e ulaşması objektif veriler. Genç işsizlerin %25 oranına dayanması da AK Parti’nin daha referandum gecesi yaptığı özeleştirinin sayısal görünümlerinden biri gibi görünüyor. Sonuçta Anayasa değişikliği halkın çoğunluğu tarafından onaylansa da kentleşmenin ve eğitim seviyesinin yüksek olduğu seçim bölgelerinde aksi yönde güçlü bir eğilim mevcut.