
Dün açıklanan bütçe rakamları beklendiğinden daha iyi. Benzer şekilde işsizlikte de zor bir mesafenin aşılmaya başlanacağı düşünülebilir. Türkiye ekonomisi ile ilgili genel kanı, ekonominin, döviz cinsinden ödemelerde kırılganlık taşıdığı. Bu görüşler ifade edilirken hükümet cephesinden de firmaların döviz borçlanma imkânlarının sınırlanması ile ilgili düzenleme yapılacağı beyanı geldi.
Sorun ekonomi yönetimi tarafından incelendiğine göre artık sağlam bir veri seti oluşacak demektir. Bu kapsamda ödemeler dengesi ve döviz cinsinden borç geri ödemeleri konusunda ayrıntılara göz atmak gerekiyor.
Ödemeler Dengesinin Finansman Kalitesine Dikkat!
Ödemeler dengesinde finansman, tanımı gereği zorunlu bir unsur. Kabaca yurtdışına yapılan döviz cinsinden mal ve hizmet satışları ile alışlar arasındaki farkı temsil eden bir denge, zaten finansmanı sağlanmış bir ekonomik hareketi ifade ediyor. Olmuş-bitmiş bir işin nasıl olduğunun anlaşılması ise özellikle bugünlerde bizi finansman kalitesine götürmeli.
Küresel ekonomide 2008 krizi sonrasındaki en iyi öngörüler 2018 ile ilgili… Gelişmiş ekonomiler için ortalama %2-3; gelişmekte olanlarda %4-5 civarında büyüme bekleniyor.
Son birkaç aydır bilim ve teknoloji ile ilgili şaşırtıcı haberlerin ardı arkası kesilmiyor. Bir sabah ‘insan embriyonunda kalp hastalığına yok açan DNA’nın
Türkiye ekonomisinde faiz tartışması 2013 yılından bugüne bazen bir soluk arası verilse de yoğun şekilde devam ediyor. Başbakan Binali Yıldırım‘ın bankacılara ‘son uyarı’ mahiyetinde olduğunu ifade ettiği
Sanayi üretimi ve olumlu büyüme istatistikleri moral verse de gündeme kanmayıp, orta gelir tuzağı ve yüksek katma değerli üretim konusunda ısrarcı bir yazar kitlesi olduğu anlaşıldı. Sürdürülebilir büyüme için yapısal reformlar teşhisi çiğnene çiğnene sakız oldu. İçi boşaltıldı. “İhracatta yüksek katma değerli ürün payının artırılması” hedefi ise daha net ve analitik bir bakış açısının eseri gibi görünüyor. Zira Türkiye ekonomisi yetersiz büyürken bile borçlanmaya devam eden bir iktisadi üniteler bütünü.
Gündelik ekonomik göstergeler ile biriken riskler arasındaki dengede ibre bugünlerde yine güncel olandan yana. Ancak Türkiye’nin güneyinde kaynayan kazanın açıktan açığa Türkiye aleyhine geliştiğini görmezden gelmek doğru olmasa gerek: NATO Zirvesi’nde ABD’nin talebi doğrultusunda NATO güçleri IŞİD karşısında kullanılacak. Uluslararası güçler IŞİD’den ele geçen bölgeleri eski sahiplerine yani Araplara verecek. Bu arada ABD tarafından IŞİD’e karşı YPG’yi kullanarak sürdürülecek mücadele için söz konusu terör örgütüne teslim edilecek silahların listesi Kongre’ye sunuldu.
Şimdilerde sık kullanılır oldu: Sanayi 4.0. Yani dördüncü nesil sanayi üretimi; ürün ve süreç yeniliklerinde dördüncü dönem anlamında. Buhar teknolojisinden başlayıp, mekanik, fordist, elektrik teknolojisi kullanılan ürün ve üretim süreçlerinden, elektronik ve dijital endüstriye, oradan da yapay zekâya uzanan değişimin son aşamasına bu ad veriliyor.
Referandumun sonuçlanmış olması beklendiği gibi ekonomideki reform beklentilerini artırdı. AGİT’in seçimlerle ilgili olumsuz görüşleri, IMF’in Türkiye’deki büyüme beklentisini düşürmesi, dış Dünya’nın seçimlerle ilgili temkinli beyanları daha çok siyasi motiflere dayalı gelişmeler. Öte yandan Türkiye’de Milli Gelir’in %62’sini üreten 13 büyük kentte Anayasa değişikliğinin kabul görmediğinin anlaşılması ve işsizlik rakamının %13’e ulaşması objektif veriler. Genç işsizlerin %25 oranına dayanması da AK Parti’nin daha referandum gecesi yaptığı özeleştirinin sayısal görünümlerinden biri gibi görünüyor. Sonuçta Anayasa değişikliği halkın çoğunluğu tarafından onaylansa da kentleşmenin ve eğitim seviyesinin yüksek olduğu seçim bölgelerinde aksi yönde güçlü bir eğilim mevcut.
Hollanda ile Türkiye arasında yaşanan krizi en ince ayrıntılarına kadar izledik maalesef. Türk devleti elbette misliyle cevap verme konusunda gereğini yapacaktır. Bu konuda muhalefetin de halkın da desteği sonsuz.
Wilders namındaki, ırkçı olduğuna dair en ufak şüphe uyandırmayan bir ‘lider’ (epey oy potansiyeli olduğu da anlaşılıyor) Türk, İslam, Kuran-ı Kerim, göçmen düşmanlıklarının tümünü bir paragrafa sığdırabilecek kadar kompakt bir faşistmiş. Türkiye neredeyse kuruldu kurulalı hep bir seçim arifesinde yahut bir gerilimin ortasında olduğu için halk yüksek tansiyona alışıktır. Dolayısıyla kalabalıkların toplanması ve dağılması daha hızlı olabiliyor. Ama Hollandalılar velev ki genel seçim Wilders’in aleyhine neticelensin böylesi bir gerilimi kaldırabilir mi? Emin değilim.
Bill Gates’in bir kaç hafta önce