
Gelişmeler Türkiye ekonomisinin geçen yılın aynı dönemine göre önemli bir performans artışı göstereceğine işaret ediyor. Bundan sonra sokaktaki adamın gündemi, gazetede göklere doğru yükselen büyüme eğrisini gördüğünde; “Hadi be or’dan ekonomi %12 büyümüş, öyleyse biz niye hissetmiyoruz” demek olacak. Haber bültenlerindeki hava sıcaklığı göstergesinin yanında rüzgar veya nem dolayısıyla görülen “hissedilen hava sıcaklığı” gibi bir büyüme göstergesi düzenlemek gerekiyor.
“Niye hissetmiyorsun biliyor musun emekli amca?” Ekonomi bir çeyrek büyümekle henüz kriz öncesi büyüklüğüne ulaşmadı. İkincisi, senin gelirin sabit gelir olduğu için, gelirdeki değil enflasyondaki büyümeye göre ayarlanıyor.
Köşedeki bakkal soruyor: “Hocam ekonomi düzeliyor diyorlar ama bizde daha tık yok”. Sen de önce veresiye defterindeki alacaklarını tahsil edip, rafındaki malları yerine koyacaksın. ” Borsa yükseldi ama…” diye söze başlayan köfteciye de “Hayırdır, hisselerini halka mı arz edeceksin” diye sormak lazım. İlk Çeyrekte Büyüme Çift Haneli Olur yazısına devam et
Ekonomi alanında son aylarda meydana gelen gelişmelerin tüketiciyi etkilediği anlaşılıyor. Aynı şekilde reel kesimin üretim konusunda beklentilerini hızlı bir gözden geçirmeye tabi tuttuğu da bir başka gerçek. Fakat beklentilerle gerçekler arasındaki fark gereğinden fazla açıldığında, bazı uyarılara kulak asmanın zamanı gelmiş oluyor. Geçtiğimiz 18 aylık dönemde hızlı bir değişim yaşayan ekonomik göstergelerin yorumlanması konusundaki sorunları gidermeye katkı sağlamak için 2008 yılının Eylül ayı ile bugünü karşılaştırmakta yarar görüyorum.
Türk toplumunun yatırım kavramına atfettiği değer ile ekonomi dilinin yatırımdan kastettiği arasında fark olduğu eskiden beri bilinir ve tekrarlanır. Geniş nüfus grubunun yatırımdan anladığı genellikle finansal yatırımlardır. Daha geniş bir diğer halk tipi yatırım ise, borsa, döviz, mevduat faizi üstüne altın, gayrimenkul eklenip, repo da bu toplamın içindeki yerini aldığında oluşur. Bu tanımdan hareket edersek, aslında tasarruf adı verilmesi gereken birçok değerin, yatırım olarak adlandırıldığını duyarız.
Yayınlanan son rakamlar işsizlik oranında yavaş da olsa bir azalmanın başladığını gösteriyor. Buna karşın işsizlik seviyesi ne uluslararası derecelendirme kuruluşlarının ne de borsa yorumcularının gündemine giremedi. Hükümet prim desteğinin uzatılması gibi konularda duyarlı davranıyor. Buna karşın Teşvik Paketinin içinde yer alan kamu istihdamının artırılması konusundaki tedbirler, henüz uygulamaya geçmedi.
2009 gibi durgunlukla geçen yıllar firmalar ve hanehalkının işlerin azalmasını fırsat bilip şapkayı önüne koyduğu zamanlardır. Bu kez öyle olmadı. İşler durgundu evet, ama nakit verimliliği düşük bir iş temposu da iş dünyasının yakasını bırakmadı. Kaybedilen müşteriler, yatırım gerektirmeyen yeni sektörlere girme isteği, iflas edeceği anlaşılan borçludan son anda alınan bir senet…
Kamu açıklarıyla ilgili sıkıntılar gündeme geldiğinden beri, ağırlıkla vergi gelirleri ile ilgili tedbirler su yüzüne çıktı. Devlet, yeni gelir kapıları ararken, vergi mükellefi de “zaten krizdeyiz, yoksa yeni vergiler mi geliyor?” endişesini yaşıyor.
Yılbaşından bu yana gelişen ekonomik olaylar Türkiye’nin bütçe dengesini olumsuz yönde etkiledi. Özellikle Mart ayındaki yerel seçim ve ardından gelen vergi teşvikleri hem vergi tahsilâtını düşürdü hem de kamu giderlerini artırdı. Kasım 2002’den Mayıs 2009’a kadar üç AK Parti hükümetinde de aynı görevi icra eden Kemal Unakıtan’ın koltuğunu Mehmet Şimşek’e devretmesi de bu döneme ait bir gelişmedir.
Son bir yılda %3 oranında artan işsizlik oranı, Hükümeti yeni teşvik paketleri uygulamaya yönlendiriyor.
KOSGEB tarafından verilecek hizmetler ve desteklerden yararlanacak Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelere İlişkin Sektörel ve Bölgesel Önceliklerin Belirlenmesi Hakkında Karar 18 Eylül 2009 tarih ve 27353 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Farkındaysanız her yıl Ramazan ayına birbirine çok benzeyen haber ve yorumlarla giriyoruz. Bunlardan en sık karşılaşılanı “Ner’de o eski Ramazanlar?” formatında muhabbetler oluyor. Bu yıl da bu ve benzeri türden yazı ve yorumları sıkça okuyacağız sanırım. Gerçi Hırka-i Şerif ile ilgili