2010 yılı için iş hayatının öncelikleri

20102009 gibi durgunlukla geçen yıllar firmalar ve hanehalkının işlerin azalmasını fırsat bilip şapkayı önüne koyduğu zamanlardır. Bu kez öyle olmadı. İşler durgundu evet, ama nakit verimliliği düşük bir iş temposu da iş dünyasının yakasını bırakmadı. Kaybedilen müşteriler, yatırım gerektirmeyen yeni sektörlere girme isteği, iflas edeceği anlaşılan borçludan son anda alınan bir senet…

Reel sektör 2009 boyunca tümüyle nakit takibine endeksli bir dönem geçirdi. Bu arada firmalarını yeniden yapılandırmaya çalışanlar; özellikle inovasyon ve verimlilik odaklı iş modelleri ilgiyle izlendi. Bir kısmı uygulanamadı, eğer krizden çok büyük zararla çıkılmadıysa uygulanması bir başka bahara kalan tedbirler listesinde kalmaya devam etti. Özellikle risk yönetimi ile ilgili seminerler ilgiyle izlendi. Krizden önce riskleri hatırlatan muhasebeciye, “yahu sen bunları bize niye anlatmadın ağabeycim” diye çıkışıldı.

2010’a girerken gündemdeki politik gelişmelerin yankıları firma ve bireylerin şikâyetlerini ülke gündeminden uzaklaştırmaya devam ediyor. Buna karşın, yeni yılla birlikte kendi koşulları ile yüzleşmek zorunda kalacak tüketici, ertelenen tüketimini hayata geçirmek için aradığı koşulların oluştuğunu en azından henüz düşünmüyor.

Tüketici eğilimine ilişkin soru bazında endeksler

Tüketici eğilimine ilişkin soru bazında endeksler

Kaynak: TÜİK

Şirketler âleminde de yeni yıla ilişkin büyüme umutlarının yeşerdiği ama koşulların 2007 öncesini aratacağı konusunda bir fikir birliği var. Özellikle mali kuruluşlarla ilgili gelişmeler bankaların da 2010 için temkinli bir fonlama politikası takip edeceğini gösteriyor.

Faiz hadlerinin gerilemesi ile tasarruf sahipleri için tasarruflarının yastık altında kalması ile mali aracılarda bulunması arasındaki fark neredeyse sıfıra indi. Teknik olarak, yatırım ve harcamaları artırması gereken bu ortamın gerekli seviyeye ulaşmamasında, siyasi riskin yüksek oluşu enikonu etkili.

Bu şartlar altında özellikle şirketlerin 2009 yılı içerisinde edindiği tecrübeler ışığında hareket etmeleri gerekiyor. Özellikle müşteri ve sipariş kabulü sırasında 2010 yılında görülecek taban etkisinin sağladığı istatistiksel büyümenin bir rehavet vesilesi olarak algılanmaması ezber edilmeli.

Yeni Ticaret Kanunu

Firmalar bakımından bir yenilenme fırsatı doğuracak diğer bir olası gelişme yeni Türk Ticaret Kanunu Tasarısı.  Tasarının yasaya dönüşmesi önündeki engellerin daha çok siyasi partiler arasındaki anlaşmazlıklardan kaynaklandığı söyleniyor. Bir başka gerekçe de Borçlar Kanunu ile ilgili düzenlemeler hal yoluna koyuluncaya kadar Türk Ticaret Kanunu’nun ele alınmayacağı yönünde.

Ne zaman yasalaşırsa yasalaşsın 1950’lerden kalma bir TTK ile faaliyet göstermek, firmaların önünü tıkayan bir unsurdur. Birçok şirket sahibi organizasyon yapılarında “olsa iyi olur ama nasıl yapacağız?, Nereden başlayacağız?” dediği sorunların çözümünü yasanın içeriğinde bulacaklar.

Özellikle kronik sorunlarımızın asıl kaynağını oluşturan “işletme sahibi” ile “şirketin kişiliği” arasındaki sınırların çizilememesi meselesinde, kanunun kökten çözdüğü düzenlemelere dikkat çekmek gerekiyor. KOBİ’lerimizin bugüne dek sergilediği hızlı büyüme performansının, bundan sonrası için daha uzun bir zamana yayılacağı anlaşıldığına göre, işletme sahiplerinin bu ve benzeri konulara ayırabildikleri zaman artacaktır.

Özellikle, iç denetim, iç kontrol, risk yönetimi ve muhasebe standartları konusunda dünya ile etkileşim sağlayabilecek bir yapıya kavuşacak iş hayatı, başlangıçta zorlansa da TTK’nun yaptırımlarına boyun eğerek aslında şirketlerine uzun dönemli yararlar sağlayabilecek. Bugüne kadar muhasebeyi, verginin hesaplanması için katlanılması zorunlu bir fenalık olarak algılayan nice şirketin kendisine çeki düzen vermelerinin zamanı geldi.

Özellikle aile şirketlerinde profesyonel yönetici istihdamının önündeki engelleri kaldıran aileden ve yasalardan kaynaklanan düzenlemeler de yeni tasarı ile ortadan kalkmış oluyor. Profesyonel yöneticilerin yönetim kurullarında görev almasının yolunu açan düzenlemeyi uygulamaya koymak gerekiyor.

Şirket sahiplerinin yönetim kurullarında bulunmalarından dolayı hiç ilgileri olmasa dahi yasal düzenlemenin getirdiği müteselsil mükellefiyetler de yeni yasa ile derecelendiriliyor. Özellikle artık çağdışı bir uygulama haline gelen hiçbir özellik gerektirmeden firmalara murakıp olmayı sağlayan eski sistemden, denetim komiteleri ve iç denetçi sistemine geçiş bence firma sahiplerinin şimdiden uygulama denemelerini yapmaları gereken çağdaş çözüm uygulamaları olacak.

Bağımsız dış denetim zorunluluğunu kendi firmalarına ek yükler getirecek bir fantezi olarak görenler hemen telaşa kapılmasın. Yasa ile firmaların sınıflandırılmasında her zamanki ciro ve çalışan sayısına ilaveten varlık (aktif) büyüklükleri göz önünde tutulacak. Firmalar bu şekilde küçük, orta ve büyük olarak sınıflandırıldıktan sonra, küçük ve orta boyutlu sayılan şirketler için bir bağımsız denetim firması ile çalışma zorunluluğu bulunmuyor. Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler tek başlarına küçük ve orta boyutlu işletmeleri denetleyebilecekler.

Kasım’da düzelir demiştin hocam!

İç piyasada beklenen iyileşmeyi göremeyen işletmeciler için dış ticaret olanaklarının hem coğrafi hem de sayısal bakımdan genişlediği anlaşılıyor. Batı ülkeleri, krizi beklenenden çok daha hafif atlattıkları için, ithalat kapasitelerini de artırmış oldular. Türkiye’nin toparlanma dinamiğine çok büyük katkıda bulunacağını tahmin ettiğim bu gelişmenin sürmesini umuyorum.

“Ekonomi yazarı dün söylediklerinin bugün neden gerçekleşmediğini anlatan kişidir” diye bir espri var biliyorsunuz. Eski yazıları gözden geçirdiğimde gördüm ki ekonomik krizin etkilerinin, içinde bulunduğumuz yılın Kasım ayında giderileceğini üstelik birkaç yerde vurgulamışız.

İşin şakası bir tarafa, içinde bulunduğumuz haftalarda Ekim ve Kasım ayına ilişkin istatistikler ardı ardına yayınlanıyor. Daha önce de belirttiğim gibi, özellikle sanayi üretimindeki artış ümit verici. İşsizlik oranındaki artış da durdu. 2009 yılının Kasım ayında kurulan şirket ve kooperatif sayısı geçen yılın aynı ayına göre % 14,2 arttı. Kurulan ticaret unvanlı işyerleri sayısı geçen yılın aynı ayına göre % 20,2 arttı. Sipariş ve ciro rakamları da önceki aylara göre bir ivme kazanmış gibi görünüyor. Ekim ayının siparişleri arttığına göre sonraki ayların cirolarında artış olması kaçınılmaz.

Aylık sipariş endeksi 2005-2009

Beklendiği kadar olmasa da, Kasım ayına ilişkin rakamlar tamamlandığında artıların eksilerden daha fazla olduğu görülebilecektir.

2010 yılı için iş hayatının öncelikleri” hakkında 4 yorum

  1. Merhaba Hocam;
    Evet gerçekten Kasım ayı güzel bir aydı.İmalat sektöründe çalışan bir muhasebeci olarak Ekim ayının sonlarına doğru başlayarak Kasım ayında iyice siparişlerimizin yukarıa doğru ivme kazanması hepimizi mutlu ediyor. Gerçekten sizin ve diğer gibi konunun uzmanı ekonomistlerin söyledikleri bir bir çıkıyor.Bu bizi daha da mutlu ediyor.Aralık ayıda şuan için iyi gidiyor.Umarım ilerleyen günlerde yavaş yavaş da olsa herşey güzel olacak.

    Saygılarımla.
    Ferah TENDİK

  2. Kasım ayı Dış Ticaret İstatistikleri açıklandı. Buna göre, Kasım ayında geçen yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 17.5 azalarak 11 milyar 319 milyon dolardan 9 milyar 339 milyon dolara indi. İthalat yüzde 27.5 azalarak 16 milyar 632 milyon dolardan 12 milyar 60 milyon dolara geriledi. Dış ticaret açığı yüzde 48.8 azalarak 5 milyar 313 milyon dolardan 2 milyar 722 milyon dolara indi. İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 68.1`den yüzde 77.4`e yükseldi.

    Kasım ayında geçen yılın aynı ayına göre imalat sanayii ihracatı 10 milyar 580 milyon dolardan 8 milyar 708 milyon dolara, tarım ve ormancılık ihracatı 520 milyon dolardan 435 milyon dolara, madencilik ve taşocakçılığı ihracatı 157 milyon dolardan 146 milyon dolara geriledi. Balıkçılık ihracatı 11 milyon dolardan 24 milyon dolara yükseldi.

    Aynı dönemde hammadde ithalatı 11 milyar 723 milyon dolardan 8 milyar 448 milyon dolara, yatırım malları ithalatı 2 milyar 905 milyon dolardan 2 milyar 31 milyon dolara, tüketim malları ithalatı 1 milyar 948 milyon dolardan 1 milyar 483 milyon dolara indi.
    Yukarıda verileden anlaşıldığı ihracatın ithalatı karşılama oranındaki artış ülkemiz için çok önemli bir unsurdur.Buna karşılık ham madde ithalatı fazlalaşsa üretimin artmasına işaret eder buda olumlu bir etkidir.Bence tüm verilerin eksi karakterde oluşu ekonominin bir durağanlık içinde olduğunu kanıtlar.Faizlerin düşmesi yastık altındaki paranın ekonomiye kazandırılmasını etkilemektedir.Buda sıcak paranın nakit akışında bir daralmaya neden olmaktadır.Şirket kuruluşlarının artması da bence ekonomide hareketlilikten kaynaklanmayıp işleri bozulan ,ödeme sıkıntısı çeken ,kredileri kapanan ticeret erbabının önünü açmak ve nefes almak üzere bankalardan kredi almak kurulan şirketlerdir.Tabii yanlış, doğru bu benim yorumumdur.İnşallah benim savunduğum şekilde şirket kuruluşu olmamaıştır.Ama görünen köyde kılavuz istemez.Yakın zamanlarda hep birlikte göreceğiz ki bankalar ev ,araba ve arazi sahibi olacaklardır.Türkiyede bence halkın büyük bir bölümü bankalara uzun vadeli borçlanmış durumda olup belli bir zaman sonra piyasada dolaşan paraların çoğunun bankalara ödeme yapılamsından kaynaklanan bir nakit sıkıntısına girilecek buda ödeme güçlülüğünü beraberinde getirecektir.Benim naçizane tablom budur.Ama inşallah yanlış bir düşüncedir.HAYIRLISI….

  3. Nice sonbaharlar, nice yılları kovaladı da, bitmedi güzel ülkemin üzerindeki iktisadi sıkıntılar.Belki şehre bir film gelir bir güzel orman olur yazılarda dedi Sezen Aksu, ama oda olmadı, hep sanayi den örneklemler sunuluyor karşımıza.Evet ama nerde benim küçük ve orta ölçeklerde, mercek altında dahi olsa görünmeyi isteyen esnafım.Allah müstehakkımı versin, istemeden merak ettim, Sayın Hocam, Kasım ayı ülke genelinde olmasada Manisa mücavir alanlarında terk_i faaliyet eden mükellefimizin sayısı acaba nedir nedir…

  4. aslında 2010 iyi gidecek denilmeli insanlara umut içinde olmalı herşey umut ve beklentiler içindir.güzel bir yazı herkese tavsiye ederim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir