Uğur Dündar tarafından yazılmış tüm yazılar

Cumhuriyet ve Ekonomi ya da Cumhuriyet’in Ekonomisi

Türkiye Cumhuriyeti’nin 102. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla aklıma farklı bir soru geldi. ‘Cumhuriyet ekonomik bir yönetim biçimi midir?’

Amaç, kıt kaynakların ihtiyaçlara doğru tahsisini sağlamaksa ‘evet’. Çünkü demokratik bir cumhuriyette karar vericiler, tüketim mal ve hizmetleri yanında siyasal ürün ve hizmetleri de talep ederler.

Çok partili demokraside siyasal partiler ‘marka’, programlar ‘ürün açıklaması’ ya da ‘muhteviyat’ olarak kabul edildiğinde icraatı da ‘ürün’ olarak görmek mümkündür. Serbest rekabet altında ürününü piyasaya (seçim) sunan siyasal partiler, aldıkları oy (buna da ön sipariş diyelim) kadar yönetim hakkı elde ederler.

Cumhuriyet ve Ekonomi ya da Cumhuriyet’in Ekonomisi yazısına devam et

Kur Korumalı Mevduat (KKM) veya diğer Üç Harfliler

Üç harfli çözümlerin geçmişi 1967’ye dek uzanıyormuş. Dövize Çevrilebilir Mevduat (DÇM) uygulamasıyla Türkiye’ye mevduat taşıyanlara kur farkları ödenmiş; Ta ki 1989’a kadar… Asıl çarpıcı olan Turgut Özal’ın o günkü beyanı: “İnşallah gençlerimiz bundan ders alır. Bir daha böyle hesapsız kitapsız hatalar yaparak gelecek nesilleri zor taşınan yük altına sokmaz.”

Kur Korumalı Mevduatın (KKM) maliyeti, yaklaşık 60 Milyar Dolar olarak hesaplanıyor. Diğerleri…

Bu maliyetler gündeme gelince ister istemez ‘Üç Harfli’lerin Türkiye ekonomisindeki yeri ile ilgili bazı çağrışımlar akla geliyor.

Kur Korumalı Mevduat (KKM) veya diğer Üç Harfliler yazısına devam et

Hasat Değil ‘Devr-i Alem’

Zeytinin verim dönemselliği (periyodisite), her bir hasatı önceki ve sonraki ile birlikte bir bütün olarak görmemizi zorunlu kılıyor. Bu açıdan bakıldığında, zeytin ağacının uzun ömrünün bereketini aslında her yıl hem tekil hem de bileşik olarak deneyimlemiş oluyoruz. Tekrar ve bıkmadan/bıktırmadan kutlamanın/kutlanmanın sırrını da bu kendine özgülükte aramak gerek.

Hasatın hasılaya, hasılanın hasılata dönüştüğü süreç de ayrı bir konu.

Günümüz yaşam koşulları hayat standardı göstergelerini değiştirdi. Düne kadar zeytin hasadı, sağladığı gelirden başka, belki de daha da fazla olarak sahip olunan bir gayrimenkulün sosyo-ekonomik servet beyanı özelliğini taşıyordu. Aynı zamanda taşradaki elit dolaşımını her yıl yeniden göstergeleyen, altını çizen bu beyan, ağaçla tüketici arasındaki katma değerin yükselmesiyle önemini yitirdi. Sosyo-ekonomik güç, servet değil gelirle, stok değil akım değişkenle ifade edilir oldu. Hasat sonrası iktisadi zincirin hasılattan sonraki halkasına tüketiciyle buluşmayı temsilen ciro eklendi.

Pandemi sonrasında, deprem riskinin de etkisiyle zeytin üretilen bölgelerin yoğun göç aldığı görülebiliyor. Ayvalık özelinde de gayrimenkul fiyatlarında ve kiralarda ciddi oranda artışlar yaşandı. Yeni göçler büyük oranda Ayvalık çevresine doğru yönelebilecek; Ayvalık’ta ikamete devam etmek isteyen veya henüz göç edecek gruplar zorunlu olarak üst gelir gruplarından oluşacaktır. Gelir dağılımının en üstteki gelir gruplarının lehine geliştiği benzer dönemlerde inovasyon üst başlığında toplayabileceğimiz, yeni ürün, mevcut üründe yenilik veya üretim sürecindeki yeniliklere yönelik talep her zaman artmaktadır. Fiyatlama esnekliği sağlayan bu konunun üzerinde durulması gerekir.

Büyük kentlerden Ayvalık’a kalıcı olarak gelen beyaz yakalılar veya serbest çalışan uzmanlar zeytin ve zeytin türevlerinin üretimi ile yakından ilgileniyorlar. Ayvalık’a sermaye ve insan kaynağı akışı devam ettikçe bölgede zeytin konusunda bir kümelenmenin (clustering) oluşması mümkün olabilir. Kısacası, yukarıda bahsettiğim katma değeri yüksek ürün sürecinin gelişmesi için hem arz hem de talep koşulları uygun görünüyor.     

Daha pek çok hasata, sevgiyle, barışla erişmek dileğiyle…

Kaynak: Hasat değil ‘devr-i alem’, Ağustos 2025 (https://www.zeytinhasadi.org/)

Ekonomide İklim Değişikliği

Sıcaklık rekorları kırılıyor. Uzunca bir süredir devam edegeldiği anlaşılan ısı artışı yapısallaştığı için artık salt meteorolojik bir olay olmaktan çıktığını artık herkes kabul etmek zorunda. Nitekim kentleşmeden sanayileşme biçimlerine, tüketim kalıplarına kadar her alanı etkilediğini görüyoruz.

İklim değişikliğinin yakın tarihteki seyrinin 1970’lı yıllardan başlaması, ekonomi bakımından özellikle enteresan. Ekonomideki konjonktürel etkileri güneş lekeleriyle ilişkilendiren bir teori vardı. Zira, bildiğimiz ‘konjonktürel dalgalanmalar’ bakış açısı bu durumda yetersiz kalıyor.. Başka bir açıklama da, ‘Kondritief Dalgalar’ adı verilen yapısal değişiklikleri kavramlaştıran ilginç bir teori idi.

Isınan havanın ekonomik atmosferle ilişkilendirilmesi mümkün görünüyor. Sanayi Devrimi’nin doğayı kullanım şekli, doğal kaynakları teknik terimle söylersek ‘serbest mal’ ya da halk deyimiyle ‘bedava girdi’ algısı üzerine bina etmişti.. Sadece sanayi değil tarım üretimi de doğal kaynaklar konusunda son derece acımasız bir kullanım şekli geliştirdi. Bugünkü haliyle özellikle su kaynakları üzerinde kalıcı sorunlara sebep olan vahşi sulamanın etkileri malum…

Ekonomide İklim Değişikliği yazısına devam et

Yerel Yönetimlerde Olası Gelişmeler

Belediyelere düzenlenen operasyonların kesişim kümesinde ‘mali suçlar’ ve ‘terör örgütü ile ilişki kurulması’ yer alıyor. Hatta kayyım atanan belediyelerde terör örgütüne maddi çıkar sağlama vurgusu yapıldığı için ikinci başlığı da ‘mali suçlar’ kapsamında değerlendirebiliriz.
İddianameler ortaya çıktıkça mali vurgunun daha da artacağını düşünüyorum.
Operasyonların ve yargılamaların ardından kamuoyunda henüz gün yüzüne çıkmamış bir izlenim oluşacağını düşündüğüm için öncesinde bazı olası gelişmeleri not düşme gereği duyuyorum.

Yerel Yönetimlerde Olası Gelişmeler yazısına devam et

Bu İşin Bir Adını Koyalım

Trump’ın ikinci dönemiyle birlikte  iyiden iyiye belli olan ‘değişim’ rüzgarlarını kavramlaştırmak, halk arasındaki tabirle adını koymak farz oldu.
Basında en çok yer alan hâliyle ‘liberal demokrasinin çöküşü’, ‘faşizmin yükselişi’ gibi denemeler, olup biteni doğru olsa da tek bir pencereden bakarak adlandırmış oluyor. Yönetim şekli açısından belki doğru olan bu tarifler, sosyolojik ve teknolojik değişimleri tam anlamıyla içeriyor diyemiyoruz.
Bu bakımdan ben de çeşitli pencerelerden, aklıma gelen kavramları serbest bir şekilde sıralamak istiyorum.

Bu İşin Bir Adını Koyalım yazısına devam et

Trump, Dünya’yı Yeni Merkantilizm’e Çağırıyor

16. ve 18. yüzyıllar arasında Dünya’yı saran merkantilist fırtına, Trump’ın gümrük vergilerini artırmasıyla canlanmaya yüz tutuyor. AB ve Çin, Trump’ın açıklamalarını izleyen günlerde ABD’nin gümrük duvarlarına paralel uygulama planlarını deklare ettiler.

 

Elbette her ülkenin bu ve benzeri politikalara karşı verdiği tepki farklı dozlarda olacaktır.

Tarihe göz attığımızda, bir zamanların yayılmacı gücü İspanya’da, dışarıdan getirdiği değerli madenler nedeniyle ciddi bir enflasyon yaşandığı ama mesela Avrupa’nın bir bölümünde de gümrük kontrolü ve kamu maliyesinin güçlenmesi temelli Kameralist* tepkilerle karşılaşıldığını görebiliyoruz.

Trump, Dünya’yı Yeni Merkantilizm’e Çağırıyor yazısına devam et

Hasat

Zeytin Hasadı ile ilgili bir yazı kaleme almamı Ayvalıkzade’den Serkan ve Serdar Bey rica etti.

Bir amatör için ilk akla gelen, seçmeci bir literatür değerlendirmesiyle zeytin güzellemelerine bir ilave daha yapmak. Mitolojide zeytinin yeri, semboller, metaforlar, dinler tarihi, zeytinyağı fiyatları, ihracat, markalaşma, zeytinliklerin imara açılması gibi konulardan bahsetmek. Diğeri ise kişisel çağrışımlarda neler olduğunu düşünmek.

İkincisini tercih edeceğim.

Hasat yazısına devam et

Savunma Sanayinde Kavramsal Dönüşüm

Türkiye’de iç tedarik oranının artırılması ile başlayan yolculuk, tam üretime doğru evrildi. Bugün Türk Savunma Sanayi’nde ihracat, kümelenme, yeni ürün konsepti konuşuluyor. Ekonomik koşullar, bölgedeki gelişmeler ve genişleyen ürün gamının kesişim kümesinde yeni bir kavrama ihtiyaç var.

Türkiye’nin ekonomik şartları için ihracata dayalı büyüme hâlâ en güçlü seçenek. Dış açık ve döviz ihtiyacı farklı seviyelerde hep gündemde olacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

Yıkılan Ortadoğu’nun yeniden inşası ve buradaki milletlerin “gerçek” birer devlet sahibi yapılması gerekiyor. İnşaat konusundaki birikiminin yanı sıra Türk ordusunun dış tecrübeleri, Ortadoğu halklarını devletli milletler hâline getirme çabasının tam ortasında duruyor. Orduları yeniden kurulan, terör örgütleriyle mücadele etmek zorunda kalan toplumlar, asimetrik savaş konusunda Türkiye’nin engin tecrübesinden yararlanabilir.

Bölge ihtiyaçlarına uyumlu üretim yapısı, savunma sanayi ürünlerinin konsepti itibariyle de Türkiye’nin rolünü baskın hâle getirebilir.

Savunma Sanayinde Kavramsal Dönüşüm yazısına devam et