Belediyelere düzenlenen operasyonların kesişim kümesinde ‘mali suçlar’ ve ‘terör örgütü ile ilişki kurulması’ yer alıyor. Hatta kayyım atanan belediyelerde terör örgütüne maddi çıkar sağlama vurgusu yapıldığı için ikinci başlığı da ‘mali suçlar’ kapsamında değerlendirebiliriz.
İddianameler ortaya çıktıkça mali vurgunun daha da artacağını düşünüyorum.
Operasyonların ve yargılamaların ardından kamuoyunda henüz gün yüzüne çıkmamış bir izlenim oluşacağını düşündüğüm için öncesinde bazı olası gelişmeleri not düşme gereği duyuyorum.
İşin siyasi parti boyutu bir tarafa, bir süre sonra yerel yönetimlerle ilgili algının yasal altyapıyı da değiştirecek bir yönde ve şiddette, aşağıdaki cümlelerle ifade edilen eksene kayacağını düşünüyorum.
Potansiyel ‘örnek’ cümleler:
-‘ Seçmen nezdinde belediyelerde yerleşik-kurumsal bir yönetim anlayışı oluşamamıştır’.
-‘Belediyelerin hizmet standartları, kamu hizmetlerinin yurt genelinde homojen dağılımını sağlamaya elverişli değildir’.
-‘Yerel yönetim örgütleri olarak belediyeler, özellikle deprem gibi gelişmelere karşı etkili politikalar üretecek araçlara ve iradeye sahip değiller’.
-‘Mevcut yasal çerçeve, belediye harcamalarını ‘yasaya uygunluk’ bakımından denetlemeye odaklı. ‘Etkinlik’ ve/veya ‘yerindelik’ denetimi yapılmıyor’.
-‘Deprem beklentisi nedeniyle imar izinlerinin, kentsel dönüşüm politikalarının merkezi idarenin desteği ile yapılması gerekir’.
-‘Terörsüz Türkiye kapsamında tartışmaya açılması muhtemel yerel mali özerklik uygulamalarının yol açabileceği tehdit ve riskler olabilecektir’.
-‘Belediyeler personel istihdam politikasında norm kadro referansına uymamaktadır’.
-’İmar izin ve ruhsatları, iskan ruhsatları belediyelerden alınıp Bakanlık nezdinde takip edilmelidir’.
-Belediye çalışanları farklı personel rejimleriyle yönetildiğinden personel arasında eşitsizliğe, hizmet üretiminde verimsizliğe yol açmaktadır’.
-’Büyükşehir belediyelerine sağlanan vergi gelirlerinin %5’lik bölümü ile belde belediyelerine verilen Emlak Vergisi tahakkuk ve tahsil imkanı azalan görevleri gereğince geri alınmalıdır’
Yukarıdaki gibi bir algı demetinin oluşturacağı kamuoyu Belediye Yasası’ndan, İmar İskan Kanun ve Yönetmelikleri’ne kadar bir dizi değişikliğe yol açacak ve yerel hizmetleri merkezi devlet eksenine taşıyacaktır.
