Kategori arşivi: Politika

Piyasa, panik psikolojisinden çıkmalı

imf ne yapmak istiyor?Bu satırlar kaleme alınmadan iki saat önce Merkez Bankası’ndan gelen ‘Basın Duyurusu’ mail hesabıma düştü. Merkez Bankası’nın politika faizini değiştirmediğine dair kararı, piyasalarda iki ayrı etkiye yol açtı. TL’den ABD Doları’na doğru olan hareket güçlendi. Diğer bir algı da Merkez’in enflasyon konusundaki duruşunun netleştiği anlaşıldı.

Evet, Merkez Bankası Eylül ayı Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini yüzde 8,25’te sabit bıraktı. Kararın ardından dolar yükselişe geçti ve 7 ayın zirvesini gördü. Her ne kadar Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belli olsa da maliyetler üzerinde ciddi bir etkide bulunan bu türden açıklamalar, sanki sürprizmiş gibi yansıtılabiliyor. Piyasa, panik psikolojisinden çıkmalı yazısına devam et

İkiz açık problemine dikkat…

Cari açık verileri döviz kurunun katkısıyla iyiye gidiyor. Genel ekonomik denge bakımından elbette olumlu. Dış açığın milli gelirin %6’sından daha alt düzeylere inmesi ve devamında ekonomi küçülmeden açığın bu düzeylerde kalması hedefleniyor. Ekonomi yönetimi binlerce kalem mal ve hizmet ithalinde dış alımı azaltacak çalışmalar yaptı. Henüz kamuoyuna açıklanmayan düzenlemeleri önümüzdeki günlerde Başbakan duyuracak. Sınırlı bir ithal ikamesi denilebilecek bu politika tercihinin artık zorunlu hâle geldiği anlaşılıyor.

Cari açığın yanına kamu açığının da ekleneceği endişeleri su yüzüne çıktı. Yani ekonomide ikiz açık problemi gündeme geldi. Bütçedeki gelişmeler son aylarda vergi hasılatında bir erozyona işaret ediyor. Birkaç ihtimal var elbette; iç talebin gerilemesi veya ithalattaki azalma özellikle İthalden Alınan KDV ile Dahilde Alınan KDV kalemlerinin her ikisini birden etkileyebiliyor. Tüketimdeki gerileme doğal olarak önce dolaylı vergiler üzerinden gözlemlenebiliyor. İkiz açık problemine dikkat… yazısına devam et

İkinci Çeyrek ya da Enflasyon Kaynaklı Negatif Algı

hesap kitapAçıklanan milli gelir verileri (11 Eylül 2014)  içinde bulunduğumuz ekonomik atmosferin tam bir özeti oldu. Enflasyon yükselirken, büyüme yavaşladı.

İkinci çeyrek için %2,1’lik genel büyüme oranı ilk bakışta yeterli görülebilir. İstikrarlı ekonomik koşullarda %2 ve üzerinde büyümek, birçok gelişmiş ekonominin rüyası. İlk altı aylık dönem için %3,3 olarak hesaplandığında, %4 hedefinin yakalanması elbette kolay değil. Sorun, zaten büyüme oranının yetersizliğinde değil, enflasyon ve cari açık devam ederken, düşmekte olan bir ekonomik aktiviteye sahip olmakla ilgili. İkinci Çeyrek ya da Enflasyon Kaynaklı Negatif Algı yazısına devam et

62. Hükümetin ekonomideki hedefleri neler olmalı?

tiktakCumhurbaşkanlığı seçimi sonrasına damgasını vuran süreç, AKP’nin 1. Olağanüstü Genel Kurulu oldu. Hükümet’in Davutoğlu tarafından kurulacağı belli olduğuna göre, Ali Babacan ismi üzerindeki mutabakatın da hayata geçeceği varsayılabilir. Hafta başında piyasadan takdir toplayan bu tercihin, Hükümet Programı ile perçinlenmesini bekleyebiliriz.

Hükümet Programları etkinliğini yitirdi mi?

Türkiye ekonomisi görünüşte hiçbir zaman plansız-programsız kalmadı. 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra (1963’den itibaren Devlet Planlama Teşkilatı) tarafından hazırlanan 5’er yıllık planlar devrede… Geriye gidip 1930’lardaki Sanayileşme Planı’ndan da söz edilebilir. 62. Hükümetin ekonomideki hedefleri neler olmalı? yazısına devam et

Genel Seçime Kadar…

ahmet_davutogluNormal şartlar altında yaklaşık 10 ay sonra yapılması gereken genel seçimlere kadar ekonomi nasıl şekillenecek? İşin ekonomi yönetimi boyutuna bakılırsa, emanetçi Başbakan’ın nasıl bir ekiple çalışacağı henüz belli değil. Ahmet Davutoğlu’nun Başbakan olması hâlinde Ali Babacan’la devam etmek isteyeceği şeklinde görüşler yazılıp-çiziliyor. Genel seçime giderken istikrarlı bir ekonomi yönetimi, ülke açısından büyük avantajlar yaratacaktır.

Önümüzde bir yıldan bile az bir süre olduğuna göre kısa vadede şartların nasıl gelişeceğine dair birkaç öngörüde bulunabilmek gerekecektir. Genel Seçime Kadar… yazısına devam et

Riskler arttı…

recession-2[1]Dolar Kuru’nda geçtiğimiz haftadan bu yana devam eden ki yükselme dikkat çekici. Bir çok faktör aynı anda döviz üzerinde baskı kurmaya başladı. Fakat bugüne dek en çok bahsedilen özel sektörün döviz cinsinden yükümlülüklerinde şimdilik sorun görünmüyor. Son dönemde özel sektör, döviz borçlanmasında frene bastı.
Irak’taki güvenlik problemi, Rusya ile Ukrayna arasındaki sorun, İsrail-Filistin sorunu, Arjantin’in iflasını açıklaması, her biri başlı başına sorunlar.  ABD’den gelen verilerin olumlu seyretmesi ile öne çekilebilecek parasal geri çekilme kararları da cabası. Bir araya geldiklerinde gelişen ekonomilerin tamamı için sorun oluşturacak yatırım kararları, Türkiye’yi ne dereceye kadar etkileyecek? Şimdilik belirsiz.

Riskler arttı… yazısına devam et

İsrail’in Gücü veya Gücün İsrail’i…

İsrail’in Gazze’de yaptıkları ortada. Uluslararası devletler ailesinin konuya yaklaşımı da gayet net. Türkiye, Venezuela, Şili gibi bir kaç ülkeyi hariç tutarsak, İsrail’in, Gazze’deki operasyonu büyük oranda destek görüyor. On yıllardır benzer şekilde devam eden seyre bakılırsa, bu tutum pek değişeceğe de benzemiyor. İsrail’i bu denli güçlü kılan bir sürü siyasi, ideolojik, dini vs. motifin yanında Dünya’daki ekonomik yapının da bulunduğunu herkes biliyor.
 
Finansal globalleşme İsrail’in işine yaradı…
 
İstailoğulları’nın yakın tarih boyunca ekonomik aktivitelerin hangi türlerine daha yatkın olduğunu bilmeyenimiz yoktur. Sanayi kapitalizmi döneminde ticaret. Finans kapital evresinde, yani bugünün de içinde bulunduğu son dönemde, para ve ve sermaye piyasaları. Kentleşme ve sanayileşmenin uluslarası güç dağılımı bakımından özeti de bundan ibaret değil mi?
 

İsrail’in Gücü veya Gücün İsrail’i… yazısına devam et

Enflasyondaki düşüş yeterli değil…

Haziran ayı enflasyonu açıklandı. Yıllık enflasyonun %9,2’ye gerilediği anlaşılıyor.  Faizde erken bir revizyon için ideal ay Mayıs’tı. Haziran ayı fiyat düşüşü alışıldığı üzere enflasyonu geriletecekti. Maalesef mevsimsel etkiler fiyatlar üzerinde istenen etkiyi yaratmadı. Faizdeki revizyonun gerekçelerinden biri de ortadan kalkmış oldu. Bu arada TL üzerindeki risk primi gerilemiş olduğu için, faiz üzerinde en azından olumlu bir motivasyon olarak devreye girdiğini söylemek gerekecek.

Seçimden sonra ekonomi yönetimi nasıl olmalı?

Cumhurbaşkanlığı sonrasında hükümetin nasıl şekilleneceğini bilemiyoruz. Eldeki varsayımlara göre daha etkin bir köşk tablosunu öngörmek zor değil. Dünya’nın neresine giderseniz gidin neredeyse tüm ekonomistlerin idealindeki ekonomi yönetimi, mümkün olduğu kadar siyasi konjonktürden bağımsız olanıdır. Bu ideali, yelpazenin bir ucunda kabul edersek, diğer ucunda hiç bir kurumun özerk olmadığı, tümüyle siyasi otoriteye bağımlı “devlet daireleri”nden oluşan bir yapı varsayılabilir. Türkiye ekonomisi, özelleştirmelerden sonra iki ucun ortasında bir yere yerleşti. Enflasyondaki düşüş yeterli değil… yazısına devam et

Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde ekonomi…

Seçim öncesi ekonomik tablo seçim sonuçları üzerinde daima etkili olmuştur. Son genel seçim 2011 yazında yapılmıştı. 2011 yıl sonundan itibaren, sermaye hareketleri Türkiye ekonomisi üzerindeki gücünü hissettirdi. Özellikle döviz üzerindeki baskı ve Avrupa ekonomisindeki sorunlar, finansal ve reel akımların belirleyicisi oldu. Hızlı büyüme dönemlerinin sona erdiği, orta gelir tuzağı teorisinin gündeme getirildiği bir periyodun başladığı anlaşıldı.

Son genel seçimden sonra ortaya çıkan ekonomik tablonun bir panoraması için özel sektörün ve tüketicinin düşük büyümeye uyumundan söz etmek gerekir. Geriye bakıldığında devletin özel sektöre göre daha yüksek bir oryantasyona sahip olduğunu gördük. Ekonomideki gerilemeyi teşhis ederken ve telafi edici harcamalara ağırlık verme konusunda gerçekçi bir ekonomi politikasının izlerini gördük. Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde ekonomi… yazısına devam et

Devletin Toplumundan Toplumun Devletine

Son bir aydır yoğun gündemin arasında kaybolup giden birkaç esaslı değişiklik tasarısı, yeterince tartışılmadı.

Öncelikle “hükümet tarafından vergi denetimi ile ilgili bir koordinasyonun başlaması hedefleniyor” haberleri son derece önemli. İkincisi açıklanan bütçe rakamlarına bakıldığında “bütçe fazlası” açıklayan bir mali yapıyla karşı karşıya olduğumuzu öğrenmiş bulunuyoruz. Avrupa Birliği üyesi birçok ülkenin bütçe sorunları konuşulurken Türkiye bütçesinin fazla veriyor olması, yorumlanmaya muhtaç önemli bir konu. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu ile ilgili değişiklik hazırlıkları da mühim olduğu halde yeteri kadar tartışılmış sayılmaz.

Yine gürültüye kurban gitmemesi gereken bir diğer konu ise “mali kuralın” yasalaşması… İktisadi Vizyon’un okurları “Bize ne mali kuralın yasalaşmasından?” diyecek türden okurlar olmadığından bu konun da üzerinde durmalıyız. Ne de olsa Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu fon kaynaklarına ucuz erişimin sağlanması bakımından hepimizin hayatını doğrudan etkileyebilecek sonuçların gerçekleşmesi, bu yolla mümkün hale gelebilir.

Bir de meşhur “eksen kayması” tartışmalarının ekonomik boyutlarına değinmek farz oldu tabii ki. Devletin Toplumundan Toplumun Devletine yazısına devam et