Aylık arşivler: Haziran 2024

Ekonomide Dört Kapı Kırk Makam: (K)apısal Reform…

Son on yıldır bu sitenin yazarı da dahil kimselerin dilinden düşmüyor… Bir ‘şahika’, bir ‘nirvana’, adeta ‘kemalat’, ekonomide bir ‘kızıl elma’ yapısal reform. Tabii bundan önce ‘mali disiplin’ ve ‘mali kural’ vardı. ‘Orta gelir tuzağı’nı da unutmayalım.

Yapısal reformlar dilden düşmeyince ister istemez aklıma geldi, psikolojide bir kural olduğu söylenir: Bir özelliğinizin çok altını çiziyorsanız, orada bir sorun var demektir. Bu hipoteze göre, mesela sürekli dürüstlükten dem vuruyorsanız, aman yalana dolana, hırsızlığa dikkat… ‘Ben çok açık sözlüyüm’ lafını sık mı tekrarladınız, arkadan iş çevirme, dedikodu yapma potansiyeliniz yüksek demektir.

Ekonomide Dört Kapı Kırk Makam: (K)apısal Reform… yazısına devam et

Ba(ğ)zı Milletlerin Zenginliği…

 

Adam Smith’in ‘Milletlerin Zenginliği’ (https://tr.wikipedia.org/wiki/Uluslar%C4%B1n_Zenginli%C4%9Fi) kitabı liberal ekonomi teorisinin önemli referanslarından biri. Hala atıf yapılan bir kült kitap. Çin menşeli otomobillere ek vergi getirilmesinden sonra bir ‘yanlış okuma’ kurbanı vakasıyla daha karşı karşıyayız diye düşündüm.

A.Smith’in mikro ekonomiye ilişkin önermelerinden başka, uluslararası iktisatla ilgili söyledikleri de kıymetli aslında. Uluslararası serbest ticaretteki kısıtlamaların bulunmadığı bir dünyada, ticarete taraf olan tüm milletlerin zenginlikten nasibini alacağını yazıyor. Şahsen katıldığım bu görüş, her ne hikmetse, uluslararası ticaret hadlerinin merkez ekonomiler lehine olmadığı hallerde geçerli kabul edilmiyormuş!  Ba(ğ)zı Milletlerin Zenginliği… yazısına devam et

Akim Bir Teşebbüs Daha: Tobin Vergisi Rafa Kalktı…

Yeni vergi önerilerinin ortaya atılması, ekonomik kriz dönemlerinde sık rastlanan bir olgudur. Türkiye’de son yıllarda en fazla dile getirilen yeni veya ek vergi önerileri gayrimenkulle ilgili olanlardı. ‘Birden fazla konutu olanlardan alınacak ek vergi’, ‘gayrimenkul değer artışından alınacak ek vergi’ vb. Konu mali piyasalardan elde edilen gelirler olduğunda ise KKM’ye tanınan avantajın kaldırılması, mevduattaki stopajın oranı tartışmalarının dışında pek bir hareket görülmedi.

Son öneri, borsada alım-satım üzerinden alınması tasarlanan ‘işlem vergisi’ niteliğinde bir vergileme teşebbüsüydü. Geçmişte gelişmekte olan ülkelerde ‘carry trade’in zararlarını minimize etmek için gündeme gelmişti.

Yanlış hatırlamıyorsam Brezilya’ya yönelik fon akımlarıyla ilgil olarak kullanılmıştı: Çok düşük oranlı, borsadan kazanılan gelir üzerinden değil de yapılan işlem tutarı üzerinden alınan bir vergi türü (https://tr.wikipedia.org/wiki/Tobin_vergisi).

Türkiye’ye yönelik fon akımlarının desteklendiği bir dönemde gündeme getirilmesi ilginç. Türkiye ekonomisinin risk primi henüz GOÜ’lerin ortalamasının üzerinde. CDS alternatif ülkelerle aynı seviyeyi görmeden, yani işler düzelmeden, ancak sembolik bir gelir getirebilecek bir vergi ihdas edilmeli mi, tartışılır (https://tr.investing.com/rates-bonds/turkey-cds-5-year-usd)

Gelir dağılımının bu denli dramatik bir biçimde bozulduğu, kamu açıklarının böyle arttığı bir dönemde, aynı anda sermaye girişine ihtiyaç duyulması, mali piyasalara yönelik vergileme teşebbüslerini akim kılıyor. Carry trade sürecinin içinde “atılan taşın ürkütülen kurbağaya değmemesi” sorunu dikkate değer. Zira, Tobin Vergisi öncelikle gelir amaçlı bir vergi türü değil.

Türkiye’de bu tür teşebbüsler genelde yeni vergi mükellefleri veya yeni vergi ihdası yoluyla değil daha çok -maliyeci tabiriyle- ‘kümesteki kazlara’ yönelik oran artışlarıyla sonlanır.

Olağan şüphe, Gelir ve Kurumlar Vergileri’nde olası bir asgari tutarın, oranın belirlenmesidir. Bir dönem uygulanan ve çok şikayet edilen Hayat Standardı Esası benzeri çalışmalar farklı şekilleriyle gündeme gelebilecektir. Kurumlar Vergisi’nde ise ciro ile matrah arasında kurulabilecek bir oran/orantı hesabı beklenebilir.

Sözün özü: Yapılırsa yanlış olur.

Kıtmir’mi Kerberos mu ?

Başıboş sokak hayvanlarının sahiplenilmesi veya uyutulması ile ilgili tartışmanın tansiyonu  zaman zaman yükseliyor. Köpeği mundar kabul edeni de gördüm, köpeğinin ısınamadığı insanı “yaramaz” kabul edeni de.

Kuran’dan mülhem (Kehf  Suresi; Ashabı Kehf; https://kuran.gen.tr/kehf-suresi-turkce-diyanet-meali?x=s_main&y=s_middle&kid=1&sid=18) ilginç bir tevafukla “ uyuyanlar”a  eşlik eden Kıtmir’le eski Yunan’ ın üç başlı Kerberos’u (https://tr.wikipedia.org/wiki/Kerberos) aynı sepete koymak doğru değil.

Çeteleşmiş saldırganlıkla, apartmanın önünde sakince oyalanan köpeği ayırt edemiyoruz. Bu toptantıcılıkla hiç bir sosyal sorunun çözülemeyeceğini düşünüyorum.

Ömrümüz ;Hayranlık veya karşıtlık , yandaşlık veya muhaliflik , kör inanç veya inanç karşıtlığıyla geçti, geçiyor.

Önce bir uyuyanları uyandıralım sonra kimi , neyi uyutacağımıza karar vermek daha kolay olacak.