Yabancı Doğrudan Yatırım

‘Yabancı Doğrudan Yatırım Artsın’ Demenin Dışında…

Not artışı sonrasında tartışılan dış borç sorunu daha çok su kaldırır (Bu yazıyı kaleme alırken Japon Kredi Derecelendirme Kuruluşu JCR’ nin de Türkiye’nin kredi notunu iki kademe birden artırdığı haberi ajanslara düştü).

 Borç tutarının yüksek mi olduğu?, normal boyutlarda mı seyrettiği?  ya da fon girişinin niteliği, politikanın arayıp da bulamayacağı malzemeler. Borçlar konusunda yorum farkı, aynı rakamları risk veya avantaj olarak algılamaya uygun. Dolayısıyla uluslararası standartları kullanmak en objektif yöntem gibi görünüyor. Lafı uzatmadan söyleyelim o zaman: Türkiye ekonomisinin döviz cinsinden yükümlülükleri neresinden bakarsanız bakın  ‘yüksek’. ‘Büyüme ile birlikte borcun artması normaldir’ deseniz de yüksek, ‘Dünya ekonomileri borç krizinde, bizim durumumuz çok iyi’ deseniz de yüksek. Bence artık konu, döviz açığını, yükümlülük yaratmayan işlemlerle kapatmak olmalı. Borç yaratan işlemler yerine, kazanç yaratan, doğurgan dövizin tutarını nasıl artırabiliriz? Yani, Yabancı Doğrudan Yatırım’ın (YDY) miktar ve kalitesini artırmak nasıl mümkün olabilir? Sık sık sorulan bu soruyu yanıtlarken artık bazı ayrıntıları da tartışmaya açmak gerekiyor.

Yabancı Doğrudan Yatırım (YDY) Hukuk Reformu Bekliyor…

Kamuoyunda bilinenin aksine doğrudan yatırımcı için ekonomik göstergeler ilk sırada değil. Uzun süredir beklenen Türk Ticaret Kanunu önemli bir aşamaydı. Fakat, Türkiye ekonomisi ile ilgili görüşleri etkileyen hukuksal süreçleri ‘hukuk güvenliğinin olmaması’ olarak tanımlayan zümre çoğunlukta. Yani mesele sadece yabancı yatırımcıların alacaklarını garanti altında tutacak sistemi kurmakla bitmiyor. Fikri mülkiyet haklarının, dava sürelerinin dışında, hukuki kapasiteye etki eden bir politik güç kullanımı ima ediliyor olabilir. Yeni anayasa, TTK ile ilgili ikincil düzenlemeler, enerji piyasası ile ilgili düzenlemeler, spesifik bazı ekonomik-politik kararların hukuka yansımasını gerektiriyor. İdari Yargılama Usulü Türkiye şartlarında öncelikle reforma ihtiyaç duyulduğu söylenen alanlardan biri (Daha geniş bilgi için: YASED (Uluslararası Yatırımcılar Derneği) Barometre 2013-1 raporuna bakılabilir).

Suriye Sorunu Gündemde… 

Türkiye ekonomisinin önünde, neredeyse imkansız da olsa Ortadoğu Sorunu’ndan etkilenmemek gibi önemli bir hedefi olmalı. Suriye’ye doğrudan ABD olarak bir askeri harekat düzenlemek istemeyen Obama, Türkiye’yi yeniden denkleme dahil etti. YDY konusunda aktif olmak isteyen pek çok yatırımcı, bu konuyu enine boyuna masaya yatıracaktır.

Türkiye ekonomisi , bu tip askeri girişimlerden uzak durulması gereken bir kırılganlıkta. YDY’ların teşvik uygulamalarından yararlanmak istediği bölgede çıkacak bir karışıklık, kredi notunun da, bütçe ve cari açık istatistiklerinin de bir kenarda bırakılmasına yol açabilir.

Gözde sektörler…

2013 yılı için enerji ilk sırada. Bankacılıkla ilgili yatırım analizleri de devam ediyor. Hükümetin teşvik paketine bakıldığında, sağlık ve özellikle ilaç sektöründe büyük yatırımcıların Türkiye’ye gelmesi beklenebilir.  Gıda ve perakendecilik zaten Türkiye’de hiç düşünmeden yatırım yapılacak adresler.

Doğrudan yatırım tercihinde döviz girdisi önemli bir motif olduğuna göre, satınalmaları değil yeni yatırımları izlemek gerekir. Bankacılık sektöründe daha yoğun rekabete ihtiyaç olduğunu, yeni bankacılık lisanslarının verilmesi gerektiğini daha önce yazmıştım. Gayrimenkulde de özellikle turizm yatırımlarını döviz girdisi bakımından doğurgan girişimler olarak algılamak durumundayız. Turizme yönelik Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları (GYO) hem doğrudan yatırım hem de portföy yatırımlarını çekmeye muktedir olacaktır.