Siyaset ekonominin gündemini belirliyor…

Piyasa ekonomilerinin özellikleri belli. Pazara giriş-çıkışın serbest olduğu, tüketici ve üreticinin erişimine açık, rekabetçi ekonomiler. Fiyatın serbest koşullarda belirlendiği ekonomiler bir de dış sermaye hareketlerine açıldığı zaman bu kurallar daha da olmazsa olmaz haline geliyor. Reel ekonomide mal ve hizmet alım-satımı, maliyet-fiyat ekseninde tüketici tercihlerince belirleniyor. Tüketicinin fiyatı oluşturması için de piyasa ekonomisini var eden bir demokrasi kendiliğinden mevcut sayılıyor. Bu standartlardan herhangi biri bulunmadığı zaman uluslararası sistem ekonomiyi marjinalleştiriyor.  Bu nedenle, sermaye piyasaları, beklentiler ve siyasi faktörlerle fazlasıyla etkileşim halinde.
 Siyasi gündem fon hareketlerini sınırladı…
Aylardır ABD’nin planladığı geri çekilmenin teknik etkileri piyasaları yeteri kadar germişti. Türkiye’nin ekonomik yapı itibariyle bu hareketten fazlasıyla etkilenmeye yatkın olduğu anlaşıldı. Üstüne üstlük Gezi Olayları ve 17 Aralık operasyonu kırılganlığın seviyesini katmerledi.
G-20 Zirvesi’nden ne çıktı?
2014 yılı G-20 zirvesi Avustralya Brisbane’da tamamlandı. İlgili ülkelerin Maliye Bakanları ve Merkez Bankası guvernörleri toplandı. Sonuçta  ‘Brisbane Aksiyon Planı’ ismi verilen bir belge ortaya çıktı. Fakat bu belgede Dünya ekonomisinin görünümü ve gelişen ülkelere ilişkin farkındalığın artması talebinin dışında gerçek bir aksiyonun varlığından söz etmek kolay değil. Hindistan ve Çin’in ekonomik gelişimine paralel olarak sesinin yükseldiği daha önemli bir tespit olabilir.
Amerika ne diyor?
Diplomatik sözlerin arasında, elbette ABD’nin kendi büyüme dinamiklerinin gelişen ülkelerin geri çekilmeye göstereceği duyarlılıktan daha önemli olduğu gibi bir cümle yok. Fakat uygulama, ABD’nin iç piyasasındaki gelişimi öncelik listesinin başına yerleştirdiğini gösteriyor.
Siyaset yükselen faizin etkisini sıfırladı…
Anlaşılan, uluslararası ekonomik kabullerde olağan dışı bir değişim yok. Türkiye ekonomisi radikal bir faiz çıkışı ile dikkat çekmeye başlamıştı ki, siyasi gelişmeler, mali piyasalardan para piyasalarına yansıyan bir hareket, ekonomide yeni bir test sürüşü başlattı. Başka bir ülkede daha yüksek bir volatiliteye sebep olacak krizlerin Türkiye’de ancak küçük çaplı depremler yaratmasının sebebi nedir? Çünkü, son 6-7 aydır krizler zaten satıldı. Özellikle döviz çıkışı öyle boyutlara vardı ki, yeni bir değerlenmeyi iktisadi aktörlerin hiçbiri kaldıramayabilir.
Yerel seçimler kamu harcama düzeyine yansımadı…

Maliye Bakanlığı’nın verilerine göre Ocak ayı bütçe rakamları son derece olumlu. Her ne kadar Türkiye’de bütçe alışkanlıkları bakımından Ocak ayı her zaman harcamaların düşük olduğu bir dönem olmuşsa da yine de seçim öncesinde önemli bir gösterge. Anlaşılan ekonomi yönetimi, bütçe disiplininden taviz verirse ekonomiye maliyetinin çok ağır olacağını düşünüyor . Yerel seçimlerle Cumhurbaşkanlığı seçimleri arasındaki dönemde kamu harcamalarında bir genişleme ihtiyacı ortaya çıkabilir.