Oyun değişikliği

ABD Başkanı Obama Janet Yellen’i aday gösterince Dünya ekonomisinde beklentiler değişti. Üstüne bir de hükümetin borçlanma tavanı ile ilgili sorunu gündeme geldi. İki sorun birlikte gelişmekte olan ülkelere zaman kazandıran gelişmeler. Parasal genişlemenin sonuna gelindiği ancak geri dönüşlerde uzatmaların oynandığı belli olduğuna göre bundan sonrasında yerel ekonomilerin kendilerini olası gelişmelere hazırlaması gerekiyor. Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler için ‘daralmaya hazır olmak’ ne anlama geliyor? Çok iyi analiz etmek gerekir.
Faiz oranında sorun devam ediyor…
Hafta içi yapılan toplantıda Merkez Bankası’nın faiz oranını değiştirmediği görüldü. Türkiye’de şu an itibariyle faiz oranı bilinen fonksiyonlarının dışında yabancı yatırımcılara verdiği mesajla anılır oldu. Sürekli aynı şeyi yazıyoruz ama bu faiz haddi bu seviyesiyle ekonomideki asıl şikayet konusu olan tasarruf yetersizliği sorununu çözmeye muktedir değil. Normal şartlar altında bir ülke ekonomisi büyürken tasarruf oranı artar. Türkiye ekonomisi büyüyor fakat tasarruf oranı sürekli irtifa kaybediyor. Bu sürecin müsebbibi de negatif faiz oranı. Enflasyondan daha düşük faiz geliri elde eden tasarruf sahiplerinin tüketime yönlendirilmesi.
Savunma Sanayi lobisi…
Batı basınında bir süredir Türkiye’yle ilgili çıkan haberler güvenlik ve dış politika eksenine kaymaya başladı. İşin siyasi cephesi bu yazının konusu değil. Fakat ekonomik olarak savunma sanayindeki gelişmelerin payını bir ihtimal olarak azımsamamak gerekir. Savunma sanayindeki iç tedarik oranı arttıkça Türkiye’nin benzer haberlerle karşılaşması kaçınılmaz. Türkiye’nin bizzat ürettiği savunma gereçlerinin dışında ithal ettiği ürünlerin coğrafyasında da değişiklik olmaya başladı. Son olarak Çin’den ithal edilmesine karar verilen füze savunma sistemi konusu basında geniş yer buldu. NATO standartlarına uyumu, Türkiye’de üretimi gibi pek çok soru gündemde.
Tek başına füze savunma sistemi ithalatı konusu Batı Bloğu’nun genel bir tavır değişikliğine gitmesine neden olmazdı. Milli Tank Projesi (ALTAY), Milli İnsansız Hava Araçları (ANKA), Milli Helikopter (ATAK), Milli Muharebe Gemisi Üretimi  (MİLGEM) dikkatleri Türk Savunma Sanayi’ne çekti. Özellikle dış satım olanakları olan projeler ve uluslararası tedarik işbirlikleri cabası. Mesela;  Daha 2013 yılının ilk ayında bu köşede; Türkiye, Azerbaycan, Kırgızistan ve Moğolistan ‘Avrasya Askeri Statülü Kolluk Kuvvetleri Teşkilatı’nı kurdu. Merkezi Ankara’da olan teşkilat; kısa adıyla TAKM, sadece Jandarmayı içerecek. TAKM Türk coğrafyasında ‘ilk askeri ortak yapı’ olma özelliğini taşıyor.’ diye yazmışız. (http://www.iktisadivizyon.com/?p=1531.)
Ekonomi ile dış politikanın kesişim kümesinde neler var?

Suriye ve Mısır politikalarındaki görüş ayrılıkları ile birlikte oluşan atmosfer ekonomik konjonktürün desteklediği bir sürece dönüşebilir. Batı ekonomileri geri çekilirken Türkiye’nin alternatif pazarları Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika gibi geniş nüfuslu ve çoğu tasarruf fazlası veren ülkeler. Türkiye’nin yeni oyundaki şansı dış politika ile ekonomik realitenin kesiştiği alanların gittikçe çoğalıyor olması.