Manisa’da Sanayicinin Önündeki Engeller ve Olanaklar

Ekonomideki duraklama süreci sanayiciyi etkilemeye başladıkça, sanayici açısından zorlu bir süreç işlerlik kazanıyor. Örneğin bazı fabrikalar çalışma saatlerini azaltıyor.

Kriz süreci, birikmiş çelişkileri ortaya koymak için geç kalmış bir zaman dilimi. Türkiye genelinde tarım dışı istihdamın azalması, elbette sanayimizde çalışan işçiyi de etkiliyor. Diğer taraftan sanayicinin yıllardır ifade ettiği maliyet sorunlarına henüz kesin bir çözüm paketi ile yaklaşılmış değil. Bu arada, özellikle Manisa’daki sanayi işletmelerinde gözlemlenen sorunların belirginleştiğini de aktarmak durumundayım.

Ürettikçe zarar eden bir sanayi modeli oluştu…

Daha önce de sözünü etmiştim. Yığın üretim modeli, günümüzde kar marjlarını sınırlıyor. Manisa’daki sanayileşme modelinde ithal girdi bağımlılığı yüksek olduğu için, para değeri cinsinden artan ihracat, karlara yansımıyor. Hatta, kur baskısıyla üretim arttıkça, kapasite zorlandıkça, önce kar kayıpları ardından zararlar, bilançolara yansımaya başlıyor.

Bu noktada, ekonomideki yapı değişikliğini doğru okuma zorunluluğumuz var. Manisa’daki sanayi işletmelerinin bir çoğunda dışarıdan mal ve hizmet tedariki (outsourcing) hissedilir derecede yüksek. Belirli bir dönemde uygulanan ve tavsiye edilen bu sistem, zaman içerisinde mal ve hizmetlerin birbirine benzemelerine, aynileşmelerine, emtialaşmalarına neden oldu. Farklı büyük fabrikaların, pek çok alandaki ürün ve hizmet sağlayıcılığını aynı tedarikçi grubu birbirine çok yakın fiyatlarla sağlamaya başladı. Böylece tüm dünya ürün ve süreç farklılaşmasına giderken, özellikle Manisa’da aktif olan sanayiciler bakımından, benzer ve taklit edilebilir ürün üretimi arttı.

Fason imalatın organize edilmesinden oluşan bu sanayileşme modeli, Asya ülkelerindeki gerçek fasoncuların fiyat kırmasıyla zedeleniyor. Çin’deki aile işletmesinin ürettiği bir ürün, aile işletmesi olmaktan şikayet etmiş ve nispeten kurumsallaşmış Manisalı sanayicinin ürünü ile rekabet ediyor. İşçilik üzerindeki vergi, primler ve enerji maliyetleri ile afakanlar basan sanayici, bir de fasoncunun sanayileşerek kendisi ile fiyat rekabeti yapmasından bunalıyor.

Büyükler kendi tedarikçisine fiyat kırdırdıkça bütçesini kısan alt yüklenici, giderek daha çok birbirine benzer ve sayıca çok ürün üretmek zorunda kalıyor. Ürünlerin çevrim hızının, yenileme yatırımlarının bir kısmının maliyeti, Manisa’daki orta büyüklükteki işletmeler üzerinde kalıyor.

Büyük çaplı sanayicinin bu noktadan sonra bazı hizmetlerdeki maliyetleri içeriye alması (in-sourcing) gerekiyor. Tabii ki gelirleri de. Orta büyüklükteki hizmet sağlayıcı firmalar arasında bazı birleşmelerin ve satın almaların gerçekleşmesini beklemek yanlış olmaz.

Manisa’daki tedarikçilerin kendi aralarında rekabet ederken, bazı ortak üretim ve araştırma platformları da oluşturmaları şart. Yenileme yatırımlarında finansmanın bölüşülmesi için kamu kurumlarının da yol gösterici ve destekleyici olması gerekiyor. Bir tedbir alınmaz, üretim ve ara malı bağımlılığı bu şekliyle devam ederse yıl sonunda, Manisa’daki öncü endüstri kollarında çözülmeler ve istihdam kayıpları beklenmelidir. Bu durumda, özellikle KOBİ’ler ve işçilerin durumu Manisa ekonomisini derinden etkileyecektir.