Kim, niye harcama yaptı da ekonomi %5 büyüdü?

TÜİK, 2017 yılının ilk üç ayına ilişkin büyüme oranını açıkladığından bu yana ekonomi otoriteleri arasında devam eden usul tartışması azalmış görünüyor. Akademik veya piyasa kökenli tahmincilerin neredeyse hiçbiri %5’lik bir oran öngörememişti. Tahminler genellikle %3 ile %3,8 gibi geniş bir aralıktaydı ve %4’ün üzerine çıkan büyüme tahmini yok gibiydi.

Tahminlerle açıklama arasında beklenmeyen farkın ana kaynağı tabii ki yeni endeksin veri kaynaklarıyla ilgili. Özellikle sanayi üretimi tahmini konusunda Maliye Bakanlığı’nın beyan verileri kullanılmaya başlandıktan sonra kamunun hata payı ihmal edilebilir derecede azalmış görünüyor.

İlk Çeyrek Büyümesi Beklentileri Yükseltti

15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası ertelenmiş tüketimin realize edilmesi, 2017 yılının ilk çeyreğine taşındı. Başlayan kur artışının TL cinsinden fiyatlara yansımadan baştan savılması sıcak paranın tüketime çevrilmesiyle mümkün olabilirdi. Faiz seviyesinin tasarruf sahibini tüketimden uzak tutacak bir seviyede oluşmadığı, tüketicinin de ilk çeyrekte süreli vergi indirimlerinden yararlanmak için elini çabuk tuttuğu anlaşılıyor.

Harcamalar Yöntemiyle GSYİH Büyüme Hızları (%); (2017 Ocak-Mart)

Hanehalkı Nihai Tüketim Harcamaları

Kamu Nihai Tüketim Harcamaları Yatırım Harcamaları  

İhracat

İthalat (-)

5,1

9,4 2,2 10,6

0,8

Ertelenmiş tüketimin piyasayı canlandırması yetmeyip üzerine bir de referandum öncesi artan kamu harcama ve destekleri eklenince, zaten özel sektörün yatırım iştahına da ihtiyaç duymayan bir ilk çeyrek yaşanmış oldu.

Sektörler İtibariyle Büyüme, (%),(2017, Q1)

Tarım 3,2
Sanayi 5,3
– İmalat Sanayi 5,1
İnşaat 3,7
Hizmetler

-Bilgi ve İletişim

-Finans

5,2

7,0

12,0

Tarım kesimindeki %3,2’lik büyümeye karşın gıda fiyatlarındaki sürpriz artışların, zamanı gelip de geçen gıda arz kanallarının kontrolüne bir yeşil ışık daha yakmasını umut ediyoruz. İnşaattaki normal oranlar, inşaatsız büyüme tecrübesini mümkün kıldıracak seviyelere düşerse belli ki yerine hizmet sektöründen bilgi-işlem ve finans kesimi gibi ağır toplar yetişecek.

Sürdürülebilir ve süründürebilir büyüme

Belli ki Dünya’da sermaye akımları rüzgârı yine gelişmekte olan ülkelerdeki getiriye göz dikti. Türkiye de her zamanki gibi küresel hareketten payını alıyor. Bu süreçte Dolar’ın 2016 yılı sonuna doğru yükselmeye başlamadan önceki seviyelerde tutunması imkânsız değil.

Uzun süredir düşük büyüme sarmalında oyalanan Türkiye ekonomisinin soğuma lüksü yok. Birkaç referans noktasını dikkate almak kaydıyla…

Kamu için faiz dışı fazla, özel sektör için borç/özkaynak oranı

Rakamlardan görüldüğü üzere (İSO 500) Türkiye’deki büyük firmalar da dâhil olmak üzere yıldan yıla özkaynak aleyhine bozulan borç/özkaynak ilişkisi henüz uluslararası standartlar dâhilinde seyredebilmeye devam ediyor. Yıllardır inatla fetiş hâline getirilen kamu dengesindeki yarım puanlık faiz dışı fazla alanının vergi indirimleriyle, teşviklerle değerlendirilmesi ekonomiyi canlandırdı. Ama bir noktadan sonra yine bütçede denge baskısı oluşacak, destekler sınırlandırılacaktır.

Özel sektör borçluluğunda ise borç/özkaynak oranında %65/%35 referansına uymak gerekir. Çünkü kurdaki dalgalanmalar ve borç seviyesinin yüksekliği birlikte gerçekleştiğinde şartlar özel sektörün yatırım faaliyetlerini sürdürülebilir olmaktan çıkarabilecektir.

Dövizle borçlanma konusunda özel sektörün elini zayıflatan unsur döviz değerindeki dalgalanmalardır. Kurdaki dalgalanma fiyatlamayı zorlaştırdığı kadar yatırım iştahını azaltıp firmaları hazır değerlerde, bir başka deyişle nakitte kalmaya zorluyor. Bugün, büyümedeki atakları yatırımdaki canlılıkla karşılayamamanın bir nedeni de mevcut döviz borcunu çevirebilmek için ihtiyatlı davranmak zorunda kalınmasıdır.

2017’nin %6’lık bir büyüme bandında tamamlanması mümkün

2016’nın ikinci ve üçüncü çeyrekleri dikkate alındığında, %5 ve yarım puan üzeri büyüme oranlarının her iki çeyrekte de görülmesi mümkün görünüyor. Bir önceki yılın baz değerleri son derece düşük olduğundan, 2017’nin ilk üç çeyreği umut verici rakamlarla sonuçlanabilecektir. Dış şokları ve güvenlik risklerini bir tarafa koyarsak, 2019’daki seçimlere kadar büyümede bir ralli görülebileceği anlaşılıyor.

Vergi indirimlerinin devamı, perakendedeki canlılık için yeterli olacaktır. Siyasi tercih bütçe dengesi önünde ağır basarsa ikamesi özel sektör yatırımları olabilecektir. Bu süreçte talebin artışı ile enflasyon ve cari açıktaki gelişmeleri kontrol etmek güçleşebilecektir. Enflasyonu gıda fiyatlarındaki mevsimsel etkiler dengeleyebilecektir. Büyümenin devam etmesi hâlinde istihdamdaki sorunların kısmen hafifletilmesi, döviz girişinin devamı hâlinde de cari açığın finansmanında bugünkünden daha iyi ekonomik şartlar sağlanabilir.