Hızlı Büyümeden Potansiyel Büyümeye

Hızlı Büyümeden Potansiyel Büyümeye

2012 yılı başlamadan önce yazılmış olanlara tahminlere göz attım. Türkiye ekonomisi için öngörülen büyüme oranlarının en düşüğü ile en yükseği arasındaki fark ürkütücüydü. IMF, revize ede ede bir hal oldu, ama yurtiçi kuruluşlar da ne yapacağını bilemez halde ve genelde %2 ile %4 arasında bir tahmin aralığında saf tuttular. Tahminlerin bu denli tutarsız olmasında yurtdışındaki ekonomik koşulların rolü büyüktü. Rota az çok belli de olsa, henüz temkinli olanlar çoğunlukta. Bana kalırsa, 2012’nin ilk çeyreği için geçerli olan büyüme, bu yılın ilk altı ayı bazında da geçerlilik kazanacak.

Türkiye ekonomisi ile ilgili çok önemli iki faktörü nihai olarak belirleyemiyoruz maalesef. Biri, petrol fiyatları, diğeri sermaye girişi. İster doğrudan sermaye, ister portföy yatırımı olarak gelsin yabancı sermaye akımına karşı günün sonunda nötr bir duruş sergiliyor Türkiye ekonomisi. Ekonomi yönetimi, tahmin ve öngörülerini çerçeve içine aldığı Orta Vadeli Plan’da (OVP) %4’lik bir hedef belirlemişti ki, yukarıdaki iki bilinmeyenle ilgili senaryolardan en doğrusunu seçmiş olacak. Fiili rakamlar bu aralıkta oluşmaya başladığına göre, Türkiye ekonomisinin aslında potansiyel büyüme oranına doğru evrildiğini görmek gerekiyor.

2012: Düzeltme Yılı…

Potansiyel milli geliri, sahip olunan kaynakların mevcut teknoloji ve işgücü seviyesi ile değerlendirildiğinde oluşan gelir olarak tanımladığımızda, Türkiye için uzun dönemli ortalamalara başvurmak yerinde olabilir. Piyasa ekonomisine geçişi baz alırsak, Türkiye ekonomisi %5 civarında bir büyüme haddini mümkün kılacak olanaklara sahip görünüyor. Bu oranı aşan, ikiye katlayan yıllar, hatta peşi sıra seriler yakalamak mümkün olabiliyor. Ama ardından, dış açık, dış borçlanma, enflasyon, sert devalüasyon tehlikeleri bir arada veya farklı bileşimlerde meydana geliyor ve nihayetinde ekonomi küçülüp, ortalamada yine aslına rücu etmiş oluyor. Bu açıdan, 2012’yi aradaki düzeltme yılı olarak başarılı dahi bulmak mümkün.

Türkiye ekonomisinin potansiyel büyüme oranında karar bulması, içinde bulunduğumuz döneme dair birkaç noktanın daha altını çizmiş oluyor:

– 2012’nin ilk çeyreğindeki %3,2’lik büyümede özel kesimin iç talebinden kaynaklanan bir katkı yok. Net ihracat katkısı, dış talep koşullarının Türkiye için önemini vurgulamış oluyor. Ekonominin denge düzeyine ilerlemesinde daha az tüketen bir Türkiye ekonomisi, daha çok tüketen bir Avrupa şartını görüyoruz.

– Türkiye ekonomisinin bu ölçülerde büyümesi, fren yapması, geçen yılki hızlı büyüme rotasından etkilenen bir vaka. Son aylarda görülen kapasite kullanım oranlarındaki kayıplar, yaratılan aşırı kapasitenin atıl kalmasıyla oluşuyor. Hesaplamalarda, 2011’in aynı dönemine ait bazın çok yüksek olduğunu hatırlayalım.

– Enflasyonda Nisan’daki sıçramanın ardından oluşan gerileme beklentisi boşa çıkmadı. Yılın ikinci yarısı enflasyon bakımından umutlu görünüyor. İç talepteki temkinli tutum devam ederse, enflasyonun bugünkü seyrine sadece uluslararası fiyatlamalar değil talep bakımından da destek var demektir. Reel sektörün geleceğe ilişkin beklentileri arasında kendini kanıtlamış öngörü araçlarından biri kapasite kullanımı ise, diğerleri sipariş ve stokların durumu olabilir. Sipariş ve stokların seyri, mevcut büyüme seyrinden aşırı bir sapma göstermiyor.

– Kamu maliyesinden iç talebe destek gelmesi beklenmemelidir. Bazı gelir gruplarındaki erozyona, giderlerde artış da eklendiğinde, faiz dışı dengenin belirli bir oranda fazla vermeye devam etmesi için gereken sıkılaştırmayı öngörmek mümkün. Türkiye ekonomisinin asli kaynaklarını en verimli biçimde değerlendirdiğinde oluşacak potansiyel büyüme haddi, vergi politikasındaki değişimi daha kaliteli bir içeriğe doğru zorlayabilir. İthalden alınan dolaylı vergilerin ağırlığı, vergi hasılatını, dış açığın artmasına bağımlı kılıyordu. Dış açık seviyesini yitirdikçe, ithalden alınan vergilerin yerine ikame edilecek gelir unsurlarını gözden geçirmek yerinde olabilir.
http://www.manisahabergazetesi.com.tr/v2/koseyazisi-594-Hizli-Buyumeden-Potansiyel-Buyumeye.html;
http://www.avmlife.com.tr/makale/35/trend-potansiyel-buyume.html

 *Yazarımızın izniyle avmlife.com adresinde yayınlanan

4.7.2012 tarihli yazısından alıntılanmıştır