Hatırlatması Bizden Çözümü Sizden!

turgut ozalEditör dostum İbrahim Şamil mesleği itibariyle arşiv konusuna meraklıdır. Kendisi medya okuryazarlığı üzerine de çalıştığından olsa gerek şimdilerde gazetelerimizin eski yıllarda manşetlerinde neler söylediklerine odaklanmış. Yüzünde muzip bir gülümsemeyle büroma gelip de bana Hürriyet Gazetesi’nin 26 yıl öncesine ait bir manşetini hatırlatması bundandır. Yazının sonuna kadar sıkılmadan okursanız bu manşetin bugünümüze ilişkin ne kadar da çok mesaj taşıdığını siz de anlayacaksınız.

Hürriyet Gazetesi 7 Aralık 1983 tarihinde sürmanşetten tam olarak şöyle seslenmiş:

Hürriyet’ten Mesaj: “Hatırlatması Bizden Çözümü Sizden… Özal’ı Bekleyen 7 Sorun”

1. Konut sıkıntısı, 2. Enflasyon, 3. Orta Direk, 4. Vergiler, 5. Enerji Darboğazı, 6. Bürokrasi, 7. İşsizlik

Şehitler Ortaokuluna yeni başlamıştım o sene. Ama Türkiye’nin yakın tarihine derin izler bırakan Özal’ı herkes kadar ben de tanıyordum tabii. Demek ki Özal’ı bekleyen yedi sorun vardı o zamanlar, bizlerin yaşadığı ise hep daha fazlasıydı… Aradan dile kolay 26 uzun yıl, bir o kadar iktidar, yüzlerce sarsıcı olay geçmiş…

O günden bugüne sorunların sıralaması değişmiş olsa da, bu kadar birbirine benzemesi şaşırtıcı değil mi? Hâlbuki kaç acı reçete kullandık, kaç hükümet değiştirdik. Rejim değişikliği girişimleri bile olmadı değil Türkiye’de. Hatta o günlerde dağda terörist bile yoktu. Bugün dağdaki teröristlerin aslında terörist olmadıklarını öğrendik!

İkinci sıradaki enflasyonun yerine “durgunluk” yazın. 1991, 1994, 1997, 1998 ve 2001 krizlerini de yedek listede birinci sıraya yükseltin. Yedeğe düşen enflasyon yerine “kriz” yazın.

hurriyetKonut sıkıntısı ile ilgili sorunları aşmak için Rahmetli Özal’ın girişimde bulunmadığını söylersek haksızlık etmiş oluruz. İnşaat sektörünü bir lokomotif olarak kullanarak, sadece konut değil, altyapı sorunlarının çözümüne de katkıda bulunmuştu Özal.  ANAP iktidarı kendi kentli sınıfını oluştururken, inşaat sektöründeki hızlı gelişmeyi de değerlendirdi. Sonuçta, konut inşası konusunda ciddi bir altyapı oluştu. Sektör tedarikçileriyle beraber, geniş bir kitlenin büyüyüp canlanmasına vesile oldu bu sorun. Tümüyle çözülmese bile o günlerde dağları mesken tutmayı niyet edenler bugün geri dönüyorsa, herhalde konut açığında mesafe sağlanmış demektir.

Orta direk gitti peki yerine ne geldi?

Enflasyonu yedek listeye aldığımıza göre, birinci yedekten listeye giren “kriz” veya “durgunluk” sorununu çözemediğimizi tartışmaya bile gerek yok. Ama yine haksızlık etmeyelim. 1997 ve 1998 krizleri ile birlikte 2008’de başlayan krizler, sırasıyla, Asya, Rusya ve küresel kökenli krizlerdi. Arada, 1994 ve 2001 krizleri kendi imalatımızdı o kadar.

O günlerde bir “Orta Direk” lafı vardı. Çok iyi hatırlıyorum. Bugün konunun “gelir dağılımı adaletsizliği” sorunu olarak adlandırılması daha doğru olabilir. Çünkü orta direk diye bir sınıfın mevcudiyetini kaybettiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Artık ya çok zenginlerimiz var ya da orta direk denemeyecek kadar düşük gelir sahipleri ki ikincisi çoğunlukta… En üst gelir grubundakilerle en alttakiler arasında 8 kat kişi başı gelir farkı var!

Demek ki, orta direk sorununu da çözmüşüz.

Yine o günlerde şimdiki gibi ekonomi yazarlarının bulunmadığından mıdır nedir,  “vergiler” diye bir sorundan bahsedilmiş. Vergilerin azlığı mı çokluğu mu, yoksa vergi gelirlerinin üzerine vergi konulan iktisadi unsurlar arasındaki dağılım mı kastediliyor emin değilim? Sorun olduğu belirtilmemiş. Bugün vergi alanındaki sorunların da 26 yıl öncesine göre çözülmüş olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü manşet atıldıktan iki yıl sonra KDV hayatımıza girmiş ve oranı %10 olarak belirlenmişti.  

Gerçi “çözüm” olarak benimsenen KDV’nin soruna dönüşmesi uzun sürmedi. Önce KDV’de birkaç farklı oran uygulanmaya başlandı. Bazı mal ve hizmetlerde KDV %20’leri geçince, AB’ne uyum çerçevesinde yüksek oranlı KDV ödenen ürünlerde bir de ÖTV uygulanmaya başlandı. KDV oranı düşürülmüş bile olsa, toplamda ödenen dolaylı vergi oranı aynı kaldı. Dolaysız vergilerle (Gelir ve Kurumlar Vergisi gibi) ilgili de “rızaen beyan artırımı” gibi nazik olduğu kadar, “aba altından sopa göstermeyi başaran “  bir formül bulundu.

Tahsil edilemeyen vergilere önce tefeci faizi, sonra da taksitlendirme sağlandı!

“Enerji Darboğazı”na gelince…

1983’den bugüne her yıl bulunan yeni petrol yatakları ile ilgili haberleri alt alta koysak bugün herhalde petrol ihraç eden ülkelerden biri olurduk. Doğalgaz hayatımıza girdiğinden beri, Rusya ve İran’la ciddi anlaşmalar yapılarak, enerji sorununun çözümüne yönelik adımlar atıldı. Ama küçük(!) birkaç sorun var: Rusya’nın lideri ara sıra kızıp, kışın ortasında Avrupa’nın gazını kesebiliyor. Ya da İran’dan aldığımız gazın parasını öderken, almadığımız gazın parasını da ödemek zorunda olduğumuz bir anlaşma yapabiliyoruz.

Adalet bunun neresinde?

Türkiye’de “bürokrasi” sorunu var derseniz hala, darılırım. Dağdan inen terörist(!) grubunun karşılanmasından, ifadelerinin alınmasına ve serbest bırakılmasına kadar tüm işlemler, bir günden kısa sürüyor. Şehrin göbeğinde masum bir protesto eylemi yapan öğrencilerin karakoldan çıkması ise günlerce sürebiliyor. Çekini ödeyemeyen işadamı ikametinin dışında bir şehirde bile bulunup gözaltına alınıyor hemen yanında gözaltına alınan bir kapkaççı polisten önce adliyeden çıkıp gidebiliyor. Bir vergi iadeniz veya mahsup işleminiz varsa işleriniz belki biraz yavaş yürüyor ama vergi borcunuz varsa, devlet hesabınıza hemen elektronik haciz bile uygulayabiliyor.

İşsizlik.

O konuya hiç girmeyelim isterseniz. Krizden önce %10’un altına düşürülen işsizlik, krizden sonra yeniden tırmanışta. Genç nüfusumuz harıl harıl “KPSS”, “ALES”, “ÖSS” gibi çoktan seçmeli hayatlar arasında istediği tercihi yapabiliyor. Kriz döneminde özgeçmişlerini zenginleştiren dinamik nüfusumuz, listeyi uzattıkça, işe yerleştirilme süreleri de uzuyor.  İşveren ise aradığı teknik elemanı bulmakta zorlanıyor.

Yazıya sorunlarımız 26 yıl öncekilerle hemen hemen aynı diye başladım ama görüyorsunuz ya çoğu “çözülmüş”.

Hatırlatması Bizden Çözümü Sizden!” hakkında 3 yorum

  1. Merhabalar Hocam; Ben Turgutlu’dan Ferah Tendik. Şu an mesleki uyum eğitiminde öğrencilerinizden biriyim. Gerçekten siteniz çok güzel. Özel yabancı sermayeli bir firmada çalıştığım için ekonomi gerçekten bizi çok ilgilendiriyor. Bundan sonra da sitenizden çok faydalanabileceğimi düşünüyorum.

  2. ilginiz için çok teşekkür ederim. amacımız meslek mensuplarının hak ettiği değerlere erişmesi için ekonomi bilgilerimizi paylaşmak. özel ilginiz olur ise daha ayrıntılı bilgileri gönderebileceğim. facebook a da her hafta yeni yazılarımı ekliyorum.

  3. Merhabalar,

    Sorunların yıllar geçsede malesef bitmediğine şahit oluyoruz.Günümüzde belki adları belki de şekilleri değişiyor.Bunun yanında ümit verici olaylarda gündeme geliyor.Halkın uzak kaldığı gelişmelerden çok hep kötü ve kara manşetler okuyoruz gazetelerde.

Yorumlar kapalı.