Faiz ve dövizde kafa karışıklığı…

Haziran ayının başından bu yana faiz tartışması devam ediyor. Geniş kitlelerin merak ettiği, tahvil faizleri yükselirken, Merkez Bankası’nın belirlediği faiz koridorunun nasıl sabit kaldığı? İkinci soru da, böyle bir politikanın olası etkileri neler olabilir?

Merkez Bankası uzunca bir süredir politika faizi denilen borç verme-alma faiz oranlarını %4,5-%6,5 oranları arasında tutuyor. Bu oranlar TL için geçerli. Bankalar kullanmadıkları fonları (fon fazlası) ile ihtiyaç duydukları fonları zaten bankalararası para piyasasında karşılaştırıyorlar. Merkez Bankası bu piyasada (para piyasası) uyguladığı faizleri belirleme şansına sahip. Banka bu oranlarda ısrar ettikçe piyasa da ucuz TL imkanını kullanmaya devam ediyor.

Bu yazı kaleme alınırken tahvil piyasasındaki faiz haddi ise %9,32 idi. Sonuçta bu iki faiz oranı arasındaki farkın oluşumu karar vericilerden kaynaklanıyor. Tabii ki çok sayıda karar vericinin olduğu tahvil piyasası (semaye piyasası) oranı daha güvenilir.  Fakat, iki oran arasındaki farkın niteliği en iyi ihtimalle %3 denilip geçilemez. Yıllarca %100 hatta daha yüksek faiz oranlarından bahsetmeye alıştığımız için farkın politika faiz oranının %50’si olduğunu ihmal etmeyelim. Piyasadaki Türk Lirası’nın fiyatı Merkez’in TL’sından daha değerli ise piyasanın TL’yi ucuz bulduğu yerden temin etmesi kaçınılmaz. Bu noktada Merkez’in çok ısrarcı olması doğru değil. Daha önce yazmıştım.

Dövizin etkileri…

Döviz kurunun yukarı yönlü seyri başladığı yerde durmadı. Dolar 2TL’ye doğru yükselmeye devam ediyor. Merkez’in kurşunu bol olduğu için bir ‘currency attack’ kabusu görmüyoruz. Öte yandan TL’yi yukarıdaki gibi bol kepçeden vermeye devam edersek, döviz kurunu makul noktada durduracak bir sebep de yok. Aksine, ABD ekonomisi günden güne güçleniyor. Dolayısıyla ABD Doları da öz vatanına doğru yolculuğa çıkmaya, Batı ekonomilerine çekilmeye devam ediyor.

Enflasyona dikkat…

Döviz kurunu yukarıya taşıyan birincil kısırdöngü bu noktada başlıyor. Özel kesim açık pozisyonunu kapatmak için döviz almaya devam ediyor. Reel sektör döviz açığını kapatırken dövizi tırmandırıyor, bu defa ithalat maliyeti arttığı için iç piyasadaki tüketim baltalanmış oluyor. Çünkü kurdaki tırmanışın fiyatlar üzerinde geçişlilik göstermemesi mümkün değil.

Son rakamlar dış ticaret ve cari işlemlerde beklentilerin dışında oluşuyorsa, bunun bir nedeni de işte bu belirsizlik atmosferi olmalı. Beklentilerin ötesinde veya gerisinde görülen açık veya fazlalıklar ekonomik karar birimlerinin dövizdeki gelişmeyi öngörebilmeleriyle azalacaktır.

Mısır…

Mısır’daki askeri darbenin ekonomik açılımı nedir? sorusu yeterince yanıtlanmış görünmüyor. Mısır dış açık konusunda alışılmış bir Ortadoğu ülkesi değil. Çok ciddi döviz giriş var. Fakat bütçe açıkları, kamu işletmeciliği gibi konularda küresel kapitalizmin dilini konuşamayan bir ülke. Askerin ekonomik aktivite içinde bizzat bulunduğu militer K.İ.T.’ler Mısır’da hakim konumda. Askerin her sektörde etkinliği bulunuyor. Mısır ekonomisi finansal dengeleri sağlasa bile, ekonominin etkin ve verimli hale gelebilmesi en az 3 ile 5 yıllık bir zaman dilimini kapsayabilir. Bu konuyu başka bir yazıda daha geniş ele alabiliriz.