Ekonomide sıçrama için…

Twitter temsilcileri Hükümet yetkilileri ile görüştü. Bundan sonra da görüşeceklerdir. Türk hükümetinin talebi öncelikle Twitter’ın Türkiye’de bir ofis açmasını sağlamak. Türkiye’de ofisi olan herhangi bir yabancı şirket gibi vergi başta olmak üzere Twitter’ın da yerel kanunlara tabi olmasını olanaklı hale getirmek. Vergi konusunda Twitter’ın bir firma olarak ek bir yükümlülüğe girmeyeceğini biliyor olmalıyız. 
Bu şirket zaten Türkiye’deki veya Dünya’nın herhangi bir başka ülkesindeki gelirleri bakımından Amerika’daki vergi kanunlarına göre vergiye tabi. Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları çerçevesinde Dünya’nın pek çok şirketi, elde ettiği toplam kazanç üzerinden kendi ülkesinin vergi makamlarına karşı sorumluluğunu yerine getiriyorsa mükerrer olarak vergilendirilmiyor.
Aynı hak tabii ki Türk şirketleri için de geçerli. Elbette yatırım yapılan ülke ile Türkiye arasında Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması mevcut ise.
İşsizlik oranı stabilite kazandı… 
Siyasal alandaki gerginlikler yatırımcıyı etkilemişti. Fakat Ocak ayı işsizlik rakamlarına bakılırsa tarım dışı işsizlikte tablo hiç de iç karartıcı görünmüyor. Özellikle tedirginliğin egemen olduğu ayları içeren işsizlik oranlarında bir yükseliş görünmemesi sevindirici. Çünkü istihdam piyasasında her zaman bir zaman boşluğu (time gap) oluşur. Kriz veya başka istikrarsızlık ortamlarının başlangıcında işten çıkarmalar olur. Fakat sorunlar aşıldıkça geri dönüşler aynı hızda değil daha yavaş yapılandırılır. Ocak rakamlarında benzer işaretler görünmüyor.   

Yeni bir ivme yaratmak kolay olacak mı?
Bir iki yıldır dersimiz “yapısal reformlar”. Türkiye ortalama büyüme rakamlarına hapsolmaya başladığında konuşulup sonra unutulan bir kavram. Sorunun en bariz belirtisi de cari açık. Türkiye hızlı büyürken verdiği cari açığı, ihtiyaç duyduğu dövizi, düşük büyüme oranlarında da talep etmeye başladı. Demek ki iç piyasanın ithal ürünlerine karşı rekabet gücü azaldı. 

Bu noktadan hareketle ekonomide ihtiyaç duyulan sıçramanın nasıl sağlanacağı veya neden başarılamadığı sorgulanır hale geldi. Yerli üreticiyi harekete geçirmekten bir yolu olarak sürdürülebilir büyümenin anahtarı nerede? Sorun teknoloji ise Türkiye bu teknolojik sıçramayı neden sağlayamıyor?

Döviz ihtiyacı arttı… 
Dünya ekonomisinde finansal genişleme süreci sona ererken dış kaynağa ihtiyaç duyan Türkiye ekonomisinin açmazı katmerlendi. Çünkü sadece büyümek için değil aynı zamanda borç geri ödemelerinde ihtiyaç duyulan dövizi de ülkeye getirmek zorundayız. Özel sektörün önümüzdeki bir yıl içerisinde sadece geri ödemeler için ihtiyaç duyduğu rakam 70 Milyar Dolar. Bunun dışında Türkiye’nin milli gelirinin %7’si civarında bir dövizi de ülkeye getirmesi gerekiyor.

Korumacılığı harekete geçirmekte geç kalıyoruz…
Dünya ekonomik sisteminde teknoloji odaklı üretim, her zaman devlet desteği ile başlatılıyor. Bizzat üretim yaparak değilse de, devletler, üniversiteler, enstitüler, askeri kurumlar, bakanlıklar eliyle yüksek teknolojinin gelişmesini destekliyorlar. Yeni teknolojiler arasında ürün değeri taşıyan unsurlar arasından ihtiyaç duyulanları, savunma, sağlık, iletişim gibi kamu hizmetlerinde kullanan devletler, daha sonra bu ürünlerin pazarlanmasına ön ayak oluyorlar. 

Türkiye ekonomisi yeni teknolojiyle ürün pazara çıktıktan sonra tanışmış oluyor. Türkiye ekonomisinin yeni ürünleri uyarlama kabiliyeti yüksek. Fakat yeni ürünün yaşam eğrisinde zirve yaptığı noktada bir benzerini üretmeye başlamak ekonomik olmuyor. Bu aşamadan sonra, ithalat seçeneği hem zaman hem de maliyet bakımından daha avantajlı görünüyor.