Ekonomide Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacak…

Eski zamanlar geri gelmeyecek...Geçtiğimiz günlerde Ankara’da katıldığım bir ekonomi yorumcuları-yazarları toplantısında ekonominin geleceği ile ilgili görüşler tartışıldı. Krizden sonra ekonomik ve ona bağlı toplumsal sorunların ana hatları ile anlaşılması için bu tür toplantılar yararlı oluyor. Basına yansımış olsa da, bir kez de biz bazı başlıkların altını çizmek istiyoruz. Bu başlıklar, yapılan toplantıların dışında dünya ve Türkiye ekonomisinde önümüzdeki dönemin tartışılması muhtemel sorunlarını da içermektedir.

 – Dünyada ve Türkiye’de geniş likidite imkanları dönemi sona ermiştir: Bankacılık kesiminin ve sermaye piyasalarının temkinli davranışı, kamu kesiminin mali piyasaları daha kurallı hale getirme çabası ile birleşince krizden çıkış gerçekleştiğinde dahi krizden önceki finansal davranış kalıplarını görmek mümkün olmayacaktır. Borsada hisse senedi alan tasarruf sahibi, bankaya para yatıran mevduat sahipleri için de aynı temkinli anlayış beklenecektir.

 – Kamu kesiminin ekonomideki etkinliği artacaktır: Krizle birlikte vergi indirimleri, şirketlerin kamulaştırılması, bankalara sağlanan devlet yardımları, harcama çekleri, vergi iadeleri, kredi garanti fonları, vergi ve sicil afları, faiz indirimleri gibi önlemlerin tümü kamu kesiminin ekonomiye müdahil olmasını gerektirdi. 1980’lerde başlayan özelleştirme rüzgarlarının karşısında ideolojik bir sorun olarak algılanan kamulaştırma anlayışı, sorun piyasa ekonomisinin geleceği olduğunda geniş kesimlerce normal bir tedbir olarak algılanıyor.

 – Türkiye’de ve dünyada kamu mali dengesi yeniden sorun olarak gündeme gelecektir: Kamu kesiminin zorunlu olarak artan harcamaları ve azalan gelirleri devlet bütçelerinin daha çok açık vermesine bu kez bir “ehven-i şer” olarak neden olacaktır.

Refah iktisadının ve gelir dağılımında biriken sorunların gündeme gelmesi, düşük gelirli nüfuslara harcama gücü zerk etmek şeklinde olabilir. Hızla harcamaya dönüşen destekler, ekonominin ihtiyaç duyduğu talep açığının bertaraf edilmesinde kritik bir tercihtir. İşsizlik ile ilgili konuların çözümü için ihtiyaç duyulan zaman, krizin etkilerinin ortadan kalkmaya başlaması için ihtiyaç duyulan zamandan daha uzundur.

Krizle birlikte istihdamından vazgeçilen çalışanların işe dönüşleri, krizin etkileri hafifledikten hemen sonra gerçekleşmeyecektir. İş dünyası, öncelikle mevcut çalışanların çalışılan saat ve verimlerini artırmak, ardından kapasite artışları ile değil, yeni yatırımlara geçildiğinde yeni istihdam sağlamak isteyecektir. İşsizlik konusunda hükümetlerin daha esaslı tedbirler alması bu yüzden daha da önemlidir.

Özellikle yeni istihdamda firmaların sosyal bir sorunu çözdüğü dikkate alınarak ücret üzerindeki mali yükümlülükler en düşük düzeye indirilmelidir. Eski çalışanların işe alınmasında da firmalara kolaylıklar sağlanmasında yarar vardır.

Krizin ertesinde özellikle batı ekonomilerinde ortaya çıkmasını beklediğimiz enflasyon dalgasının, merkez ekonomilerde açık veya örtülü devalüasyonları zorlayacağı açıktır. Bu durumda göreli olarak değerlenecek TL’nin bir önlem olarak rekabet gücünü koruyacak seviyede tutulması Merkez Bankası’nca şimdiden dikkate alınmalıdır.