Cari Açığı Kapatma Kararı

Kapatma davası açıldığından bu yana, ekonomideki beklentiler hayli bozulmuştu. Dışarıdaki ekonomik koşullarla, içeride enflasyon ve cari açığa ilişkin olumsuz gelişmeler, siyasi tablo, Ergenekon derken, 2008 yılı tümüyle kaybediliyor gibi göründü. Geçen yıl da Cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmaları ve genel seçimler, yılın üç çeyreğinin önemli siyasi sorunlar yüzünden kaybedilmesine sebep olmuştu.

Cari açık sorunu “komisyona havale edildi”

Günümüz ekonomik koşullarında, bilgi edinmek ve hızlı karar vermek çok önemli. Bireyler ve şirketler için olduğu kadar devlet için de bu böyle. Ekonomi yönetimi, yeni hükümet döneminde hızlı karar verme zorunluluğunu maalesef yerine getiremiyor. Bir yıldır, sanayi envanterinden, istihdam üzerindeki yükümlülüklerin azaltılmasına, IMF ile ilişkilerin şekline, GAP ile ilgili çalışmalara, teknoloji yatırımları ile ilgili teşviklere kadar geniş bir sorun alanında kararlar verildi. Ekonomi yönetimine dahil olan faiz indirim ve artırımları, enflasyon hedeflerinin gözden geçirilmesi gibi alanlar doğrudan hükümete değil, Merkez Bankası’na bağımlı olsa da kararlar çoğunlukla gecikerek alındı.

Şimdi artık herkesin üzerinde tartışmasız şekilde ittifak ettiği cari açık sorununa çare aranıyor. Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren’in açıklamasına göre, “cari açık sorununun çözümü için komisyon oluşturuluyor”. Komisyon deyince ister istemez halk arasındaki “komisyona havale edildi” cümlesi akla geliyor.

Hükümet siyasal belirsizlikler nedeniyle belki son bir yıldır ekonomik sorunlara konsantre olamadı. Ama, iş hayatının temposu ekonomi alanında böyle bir ritmi kaldırmaz. Sorunlara daha hızlı daha etkili bir yürütme organıyla müdahale etmek gerekiyor.

Anayasa Mahkemesi’nin kararı sonrasında kabinede, ekonomi yönetiminde bazı değişiklikler gündeme gelebilir…

Bir yıldır süregelen uyku döneminin sona ermesi, belki Anayasa Mahkemesi’nin çarşamba günkü kararıyla sona erer. AK Parti’ye ekonomi alanındaki icraatları gözden geçirme imkanı sunar. Kabinede ekonomiyle ilgili bakanlıkları da kapsayan bir takım değişiklikler tartışmaya açılabilir.

Reel sektörün sorunları ile ilgilenmek ekonomi yönetiminin asli işidir. Finansal piyasalar, ancak reel sektörün güçlü bir performans sergilemesi halinde her türlü şoka karşı gücünü, derinliğini koruyabilir. Evet, reel sektörün sorunlarıyla ilgili çözüm üretmek, mali piyasalardaki gibi, sadece bir basın açıklamasıyla sağlanamayabilir. Bir takım veri analizine, dokümantasyona, yasama faaliyetine ihtiyaç duyabilir. Buna karşın, reel sektörün bugünkü sorunları konusunda, ikinci hükümet dönemini yaşayan AK Parti’nin teşhis sorunu yoktur. Zaten teşhis edilmiş problemlerin çözümü için, bilinen formüllerden bir veya birkaçını, siyasi ve ekonomik hedeflerine göre tercih edecek, bunların uygulanmasını kararlılıkla takip edecektir.