Bitcoin (BTC): Bir Para Karikatürü

2017’de değeri 20 kat arttı. 1000 Dolara yakın başladığı yeni yılı belki de 20.000 Dolar’ın üzerinde tamamlayacak. Dünya ile ittifak halinde olduğumuz konulardan biri olarak ‘Bitcoin’ hakkında en akılda kalıcı açıklama ‘Lale çılgınlığına benziyor’ şekliyle Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek‘ten geldi.

Bu defa Banker Kastelli vakasını hatırlatmak kâfi değil. Komşu teyzenin ana haber bülteninde ‘Biz savcıyız diye telefon ettiler, ben de inanıp bütün paramı parktaki bankın kenarına poşetin içinde bırakıverdim’ türünden şikâyetiyle de çözülecek gibi değil.

Değeri Dolar cinsinden 20 kat artan bir ekonomik unsur illa ki talep görecektir. Emniyet Genel Müdürlüğü‘nden SMS uyarısı gelmeden önce Nobel Ödüllü iktisatçısından Merkez Bankası Başkanları’na kadar uyarıların ardı arkası kesilmiyor. Türk tipi yatırımcı için Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi‘ninsaadet zinciri benzetmesi, içinde kelime oyunu barındırdığı kadar (blockchain) Lale Devri’ne göre daha yakın tarihli olduğu için de hızla benimsenecek gibi duruyor.

Bitcoin yalnız değil, sanal olan sadece Bitcoin de değil

Yapılan araştırmaya göre yeryüzündeki bitcoin türü ‘kripto para’ çeşidi 1300 civarında. Bitcoin’den sonra ‘Etherium’, ‘Bitcoincash’ gibi sanal paraların da toplam piyasa değeri, 600 Milyar Dolar civarında imiş.

İşin neredeyse magazini diyebileceğimiz yönü böyle ama asıl trajikomik yanı piyasada dolaşımda ve rezerv olarak tutulan resmi para birimlerinin neredeyse tamamının tıpkı Bitcoin gibi birebir karşılıkları olmaksızın üretilmekte olduğu…

Paranın tarihi serüvenini burada tekrar anlatacak değiliz… Fakat Bitcoin’le ilgili uyarı yapan Batı’nın anlı şanlı Amerikan Merkez Bankası (FED) veya Avrupa Merkez Bankası (ECB)’nin 2008 krizini müteakip bilançolarını kat be kat büyütmüş yani aslında karşılıksız para basmış olmaları enteresan değil mi?

Elbette borçlanma senetleri alınıp, nakit verildi, reeskont edilen senetler Merkez Bankası kasasına konuldu ama herkes şunu çok iyi biliyor ki piyasaya zerk edilen likidite, mevcudun; örneğin 8 katına çıkmış olsa da ihtiyaç duyulan para miktarı 8 kat artmadı. Bir başka deyişle ekonomik aktivite 2008’i izleyen 3-4 yılda 8 kat hızlanmadı. Öyleyse rezerv para olarak kullanılagelen Amerikan Doları ve Euro gibi paralar borçların ödenmesinde, mal ve hizmet alım-satımında kullanılarak, diyelim ki değerinin 8 katında işlemleri finanse etmiş olmadı mı?

Bu noktadan hareketle Bitcoin eleştirilerini yeniden gözden geçirelim.

Varsayalım ki krizi bertaraf etmek, piyasaları hareketlendirmek için arz edilen nakit, amacına ulaşıp ekonomik büyümede kullanıldı. O hâlde, 2017’de ardı ardına faiz artırarak ve 2018’de devam edecek olan faiz artırımları yoluyla piyasadan çekilecek likidite olmaksızın ekonomik büyüme nasıl sürdürülebilecek? Mevcut büyüme mi balon yoksa 2008 krizi mi öyleydi? 2008 krizinde patlayan balon bir başka balonla tedavi edilmeye çalışıldığına göre toplumun Merkez Bankalarına güven duymaması normal değil mi?

Bu şartlarda, Bitcoin veya bir diğerinin birer sivil girişim olarak Merkez Bankalarına göre daha az güvenilir olduğunu söylemek mümkün ama bu eleştiri imkânı bir miktar-değer eleştirisi olarak değerlendirilmemeli… Daha çok, henüz tanımlanmamış bir kredibilite, bir yetki-sorumluluk dengesizliği olarak yorumlanmalıdır.

TL, Amerikan Doları karşısında neden %80 değer kaybetti?

Hatırlayınız, geçtiğimiz yılsonunda döviz kuru bir atakla yukarıya tırmanmış, ardından Türkiye’de Dolar’dan TL’ye dönüş kampanyası başlatılmıştı. Doğrusu, miktar olarak değilse de farkındalık bakımından yararlı bir kampanya sürdürülmüş oldu. Bu süreçte Türk ekonomi yönetimi, Amerikan Doları cinsinden dış ticaret yapmak yerine ulusal paralarla yapılacak ihraç-ithal işlemlerinin, takas uygulamalarının olanaklarını araştırma yoluna gitti.

Amerikan Doları ile Türk Lirası arasındaki değer hareketi* son dört yılda TL aleyhine %79’u buldu. Dört yılda Amerikan ekonomisinin verimliliğinin, ürettiği katma değerin veya kredibilitesinin Türk ekonomisi karşısında %80 oranında değerlendiğini gösteren bugünkü kur ve rezerv para sisteminin anlamını en az Bitcoin kadar yitirdiği anlaşılmıyor mu? Düşünün ki; Türkiye hem devlet hem de özel sektör olarak milyarlarca dolarlık borcunu yeni değerlemeye göre ödemek zorundadır. Dolar üzerinden yapılan mesela petrol alımı, hem petrolün varil fiyatının dolar cinsinden artışından, hem de doların TL karşılığının tırmanışından etkilenmektedir.

‘Bitcoin’ ilham vermeli

Bitcoin veya diğer kripto paralarla ilgili yapılan uyarılar doğrudur ve yerindedir. Bu uyarıların miktar-değer ilişkisi, referans değerinin bağımsızlığı alanlarında uluslararası para sisteminin tümü için geçerli olması ise tartışılması gereken asıl sorundur. Kara para gibi sistemin regülasyonundan kaçarak sanal parayı kullanan ekonomik aktörler de Bitcoin kullanmayı teşvik ediyor.

Öte yandan Bitcoin, aslında bir muhalif duruş, bir eleştirinin su yüzüne çıkması olarak da okunabilir.

Kudüs’te, Suriye’de, Irak’ta tıkanan uluslararası rejimin önderleri, parasal otoritenin de sarsılmasını elbette gözlemliyorlar. Dünya ekonomisinde ihtiyaç duyulan, kripto para kullanımının nereden kaynaklandığının tespit ve ilanı, ardından ikame para sisteminin ihdası olmalıdır.

Mevcut rezerv paraların fiyat-değer tespiti, güvenilirlik, uluslararası ticareti adil ve rekabetçi hâle getirip refahı artırma fonksiyonlarını yerine getiremediği ortadadır. Gelişmekte olan ülkeleri giderek fakirleştiren, gelişmiş olanları ürettiklerinin üzerinde nemalandıran mevcut para sistemi, sanallık konusunda Bitcoin’le boy ölçüşmeye adaydır.

 

* 2013 yılı sonunda 1 Amerikan Doları 2,13 TL idi, 19 Aralık 2017 tarihinde 3,83 TL; Döviz kuru IOS Merkez Bankası uygulamasından alınmıştır.