Bir İyi Bir Kötü Haberim Var

Ekonomi ile ilgili haberleri tararken karşılaştığım olumlu haberlerden biri cari dengenin pozitif yönde hareket ettiği yönündeydi. Bu haberi tek başına okusaydınız, yıllardır üzerinde düşünülen bir sorunun hal yoluna girdiği yorumunu yapabilirdiniz. Fakat diğer ekonomi haberleri ile birlikte değerlendirdiğinizde, çeşitli versiyonları olan bir fıkrayı hatırlamadan edemezsiniz. Hani ‘Baba, sana bir iyi bir kötü haberim var, önce hangisinden başlayayım’ fıkraları vardır ya…

Cari açık azalıyor, çok güzel. Ama, küçük bir sorunumuz var: İthalat yapamıyoruz.

Cari açık azalıyor, ama en son 2001 yılında cari fazla vermiştik. Ekonomi dibe vurmuş, ithalat yapamaz hale gelmiştik. Ödemeler dengesi düzeliyor ama kapasite kullanımında %25’lik atıl kapasite sınırındayız. Dış ticaret açığı dengeleniyor, ancak, tüketici güveni son bir ayda %22 oranında düştü. Cari açık azalıyor ama sanayi üretimi bir ayda %5,5 azaldı.

Ekonomik değerlendirmelerle ilgili küçük başlıklardan bütünsel sonuçlar çıkarabilme becerisine iktisatta ‘terkip hatası’ deniyor. Yani bu tip yanlışlar o kadar çok yapılıyor ki, böyle bir kavramlaştırmaya gerek görülmüş. Örneğin, bireyler için tasarruflarını artırmak olumlu bir özellik iken, makroekonomik anlamda talep açığı olan, harcama düzeyinin artması gereken bir ekonomide tasarruf seviyesinin artması iyi bir haber değildir. Ancak siz, yarım-yamalak bir ekonomi bilgisiyle ikisini de aynı kaba koyabilir, işler iyi gidiyor diyebilirsiniz.

Yeri gelmişken diğer bir konuyu gündeme getirmek isabet olur. Ekonomik amaçların kendi aralarında da bazen çatışma olabilir. Mesela; Ekonomik büyüme ile işsizliğin önlenmesi birbiriyle çatışmaz ama enflasyonla mücadele ile ekonomik büyüme birbirleriyle çatışabilir. Bunlar arasında dengeli tercihler yapmak siyasi iradenin işidir. Yine, bir ülkede, ithal girdi bağımlılığı ile ihracat kabiliyeti arasında doğrudan ilişki var ise, cari açığın bu şekliyle azalması ya da 2001 örneğindeki gibi fazla vermesi her zaman tercih edilmeyebilir.

Ekonomik dengenin otomatik istikrar sağlayıcılar aracılığıyla sağlanabileceği tezi, yani müdahaleden uzak bir ekonomik yapıyı arzulamak, kendi içinde tutarlı argümanlar içeriyor. Ama, kaybolan koyunların çobanı aramaları ile çobanın koyunları araması arasında süreç ve sonuç yönünden fark vardır. Her şeyin ötesinde, siyaset arenası kriz atmosferini uzun süreye yayacak bir çözümün maliyetini üstlenemez. Sadece bizde değil, herhangi bir ülkede, suların kendiliğinden durulmasını beklemek cesur bir karar olur.

Önümüzdeki günlerde alınabilecek bir çok önlemin ortak özelliği, hükümetlerin, merkez bankalarının, uluslararası ekonomi kuruluşlarının herhangi bir şekilde piyasaya likidite zerk etmesi olacak. Ödeme sorunlarının aşılmasına katkıda bulunabilecek bu ve benzeri önlemlerin geri dönüşü, reel ekonomi ile nakit akışı arasındaki dengelerin kurulmasını kolaylaştıracak mı? hep birlikte göreceğiz. Bana sorarsanız ‘size bir iyi bir kötü haberim var’.