Bedelli askerlik veya n’olcak bu Yunanistan’ın hali?

Bedelli askerlik ile ilgili tartışmalar ile Yunanistan’ın içine düştüğü mali açmaz bir araya gelince, ister-istemez savunma bütçelerinin Yunanistan ekonomisi üzerindeki yükü konuşulmaya başlandı. Türkiye’de bu konunun ilgi görmesinin bir başka nedeni de; askerle ilgili görüş beyan edenler için yeni bir kaynağın gündeme gelmesiydi. Zira Türk insanının ilk siyasi konuşma egzersizleri-klişeleri arasında yer alan cümlelerin içinde, “şehrin en güzel yerleri askeriyenin” ya da “askerin sofrasında bir tek kuş sütü eksik” benzeri muhabbetler ayrı bir yer tutar. Benzer şekilde, “asker olmasa buraları çoktan beton yığınına dönerdi” yahut “sus oğlum paşa konuşuyor” dendiği zaman, teknik bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma imkânı veren bir konudur askerlik işleri Türkiye’de. Galiba Yunanistan’da da öyle…

Olası bir Türk-Yunan Savaşı genellikle yaz aylarında turistlerin üçüncü sayfalara katkıları dışında habersiz kalan Yunan medyası tarafından ortaya atılır. Yunanistan Hava Kuvvetleri “biz grevdeyiz, Ege’de devriyeye çıkmıyoruz” dediğinden beri bu görev Türk basınına düşüyor artık. Komşusunun sorumluluğunu yüklenmiş, üstlenilen görevi vakarla yerine getiren ekonomi basını, bedelli askerlikle Türkiye’nin savunma harcamalarını ilişkilendiriverdi ki, biz de bu gündemi kaçırmamalıyız.

Yunanistan’da düşmansız kalan politika alanı, ulus devlete çimento olsun diye, Kıbrıs soslu Ege Sorunu sayesinde milyarlarca dolarlık silah harcaması yaparken, şüphesiz bugünkü kriz günlerini öngörememişti. Ya da usulden bir “it dalaşı” veya “Kardak Krizi” ile neo-Ortodoks Yunan Milliyetçiliğini galeyana getirip üç-beş sene daha, Türk tehdidi sayesinde bir gayri iktisadi kamu maliyesini ayakta tutabilirdi: Gerekirse savaşmak pahasına! Ner’den mi biliyoruz bunları? Basına yansıyanlar doğruysa,  darbe planlayan Türklerin de, Ege’de bir uçak düşürmek ile hükümet düşürmek arasında ne denli yakın bir bağlantı olduğunu keşfetmelerinden.

İlk bakışta rakamlar, bedelli askerlik üzerinden orduya söz söyleyebilmek için Yunanistan’ın dışında bir referans kullanılması gerektiğini söylüyor. İki ülkenin farklı coğrafyalarda, birbirinden çok farklı nüfus yapılarında olduğunu bir kenara bırakırsak – geriye askeri bakımdan ne kalıyorsa – Türkiye’nin savunma harcamaları Yunanistan’dan fazla.

Ama, ayrıntıya inildiğinde, iki ülkenin askeri harcamalarının milli gelirlerine oranında, Yunanistan açık ara önde gidiyor. Sadece oran olarak değil, trend olarak da Türkiye’deki savunma harcamalarının milli gelire oranı giderek azalıyorken, Yunanistan’ınki artıyor. Sadece harcamaların oranı değil, harcamalar içerisinde en önemli bileşenlerden, silah ithalatı ve personel sayısının toplama oranında da Yunan toplumunun büyük bir fedakarlıkla karşı karşıya olduğu anlaşılıyor.

Bizce bedelli askerlik konusunda Türk Ordusu’na Yunanistan üzerinden bir eleştiri yöneltmek yerine,  Türk ordusunun bütçe denetiminde etkinliğin artırılması daha doğru bir yaklaşım olur. Bedelli askerlik alanında savunma hizmetinin niteliklerinden kaynaklanan bazı zafiyetlerin varlığı ise cabası.

Savunma hizmetleri, doğası gereği devlet tekelinde, tam kamusal mal ve hizmetler arasında sayıldığı için, bu hizmetin bedelini veya yararlarını ölçmek, askerlik görevinin fayda-maliyet analizini yapmak mümkün değil. Askere giden ve aynı birlikte görev yapan iki gencin, görevi yürütürken TSK’ye maliyetinin ne olduğunu hesaplayabiliriz ama savunma hizmetine sağladıkları faydayı ölçebilmemiz mümkün olamaz. Benzer şekilde, askerlik görevini yapan bir yükümlünün sivildeki iş hayatında üreteceği katma değerin vazgeçme maliyeti ölçülebilse de, ülke savunması için canını veren bir başkasının güvenliğe sağladığı yararı rakamla değerlendirmek hem doğru hem de mümkün değildir.

Elmalarla armutları kıyaslamak yerine, giderek azaldığı ve profesyonelleştiği belli olan askeri bütçelerin, siviller tarafından daha teknik bir şekilde izlenip denetlenmesini sağlamak akılcı gözüküyor. Bence birinci dereceden bir yurttaşlık hak ve ödevi olan “bütçe hakkı”, sadece askerlik için değil diğer alanlarda da önemli unutulmuş bir mükellefiyeti toplumun omzuna yüklüyor. Daha barışçıl ama caydırıcı bir savunma hizmeti için, müreffeh bir toplumun, hamasetten uzak eleştiri geleneğine sahip olması çok önemli.

Konuyu tartışmaya devam edelim.

Bedelli askerlik veya n’olcak bu Yunanistan’ın hali?” hakkında 3 yorum

  1. Ülkemizin 70 Cent ‘e muhtaç olduğu dönemde basın muhabirleri bir toplantıdan çıkan Başbakan’ a soruyor.
    Soru : -Efendim Ülke ekonomisi nereye gidiyor ? Hükümetin alacağı önlemler nelerdir ?
    Cevap: – Hora EGE’ ye açılacaktır. Ege bir Yunan gölü değildir. Başka Sorunuz vaamı !?
    Evet uğur hocam, Yunan ekonomisi battı diye bizde hemen gevşeme ve fırsattan istifade Askerliği bedelli yapalım senaryoları. Geçenlerde okudum, ismini vermek istemiyorum, Özal Hükümetlerinde görev almış bir eski bakan. Bedelli Askerlikten yana… Veya bir çok bu görüşe destek veren yetkililer – yazarlar v.s. Ben şahsen bedelli askerlikten yana değilim. Ama Askerlik süresinin kısaltılabileceği yönünde de iyimserim.Diğer yanda Askerlik görevini yapan evlatlarımızın, asli görevleri VATAN savunması olduğuna göre, Lojmanlarda Nöbet tutmalarına, Subay / Astsubay Gazino veya Ordu evlerinde garsonluk / bulaşıkçılık yapmalarına, bu gibi yerlerde çöpçülük – bahçıvanlık yapmalarına kısacası angarya iş yapmalarına da karşıyım. Nasıl ki bizler veya herkes gibi maaşlı olanlar da işlerini bir bedel karşılığı yaptırıyorsak, lütfen subay / astsubaylar da bu gibi işlerini Vatani Görevini yapan Mehmetçiğe bedavandan değil de, ücreti karşılığı bir başkalarına yaptırsınlar. Bakın o zaman Askerlik süresi nasıl kısalacak. Genelkurmayın, bu yönde kullanılan Asker Asker sayısı hakkında mutlaka bir istatistiği vardır. Ki bunlara özel servis şoförleri ve korumaları da dahil edilsin. Bakınız büyük kentlerde, üç ilköğretim talebesi için kocaman bir servis arabası görevlendiriliyor, şoförü ve koruması asker… Yakıt devletten. Servis Bedeli ? Yok. Buna benzer daha neler sayılabilir düşünün. İşte israf ve sözüm ona savunma bütçesinin yüksekliği.
    Yine asli konuya döndüğümüzde ise, Bedelli Askerlikten yana değilim. Bu ülke vatandaşı olan ve bu ülke nimetlerinden faydalanan her kişinin ( yasalar gereği sağlam ve erkek olan ) Askerlik vazifesini ifa etmesinden yanayım.
    Yunanistan’a gelince, merak etmeyelim ağabeyleri onları bir şekilde kurtaracaktır ama, dolaylı faturanın bir kısmı da ülkemize çıkacağa benziyor. Tüm dikkatler buraya yoğunlaşmalı, ihracatımız, çeşitli siyasi haklarımız koruma altına alınmalı, bu dönemden istifade ile Bedelli Askerlik gündeme gelmemeli. Turizm sektörüne dikkat etmeliyiz.
    Şimdi yazının başına dönüp 70 Cent ile HORA Araştırma gemisinin ne alakası var yorumuna dönelim. Türkiye ile Yunanistan ayrılmaz ikilidir. Bu ülkelerden hangisinde ekonomi bozulur veya siyasi yapı zayıflarsa, siyasiler derhal karşıt ülke tezini ortaya sürerler. Ekonomi bozuksa saldır diğer tarafa.
    Şimdi yazının başına dönüp 70 Cent ile HORA Araştırma gemisinin ne alakası var yorumuna dönelim. Türkiye ile Yunanistan ayrılmaz ikilidir. Bu ülkelerden hangisinde ekonomi bozulur veya siyasi yapı zayıflarsa, siyasiler derhal karşıt ülke tezini ortaya sürerler. Ekonomi bozuksa saldır Yunanistan’a… Peki Yunanlı bozdu ekonomiyi? Hayır. Yunanistan da işler karışır Ekonomi bozulursa saldır Türkiye ‘ye. Türkiye mi bozdu ekonomini ? Hayır. Bu sadece insanlarımızı aldatmak, beceriksizlik ve basiretsizliğin üzerini sıvamaktır. Ama sağduyulu ne Türk ve ne de Yunan vatandaşları buna prim vermemektedir.

  2. terörle mücadele eden bir ülkede bu dönemde bedelli askerlik çıkmasını beklemek gerçekten ne kadar mantıklı? her ne kadar bazı arkadaşlarımız şimdi tam sırası desede en azından ordu para kazanır silah alınır karakollar yaptırırlır vs. desede ben katılmıyorum. 30 yaşına kadar askerden korkup yapmayan bazı BABA ların oğulları 28 gün askerlik bile yapmazken benim kardeşlerim doğuda çatışacak yok böle bi dünya!!!

  3. Evet sayın hocam;
    Bizim ülkemizin ekonomisi kötü diyenlere artık gülüyorum nedeni çok basit Yunan vatandaşları ülke ekonomisini çökmesine siyasilerin paraları çalmasına bağlamışlar,demek ki bizde o kadar büyük bir ekonomi var ki yemekle bitmiyor 🙂 gerçi özelleşme çatısı altında o kadar çok yer satıldı ki onların paraları bitince biz ne yapacağız onu merak ediyorum.
    Saygılarımla

Yorumlar kapalı.