15 Temmuz’un Ardından: Mali Derinlik

marco-de-angelis15 Temmuz darbe girişimi ile birlikte son üç yıl içerisinde bir ülke ekonomisinin yapısını, göstergelerini derinden etkileyebilecek olayların neredeyse tamamı yaşanmış oldu.

Gezi olaylarından başlarsak, 17/25 Aralık ve sonrasında yerel seçimler, yerel seçimlerin hemen ardından Cumhurbaşkanlığı seçimi, 2015 Haziran’ında genel seçimler ve hükümet sorunu ile birlikte bir sonraki Kasım seçimine dek devam eden terör olayları, sonrasında yine büyüklü küçüklü terör saldırıları, yurt içindeki yoğun güvenlik operasyonları ve FETÖ’cü darbe girişimi… Aynı zaman diliminde uluslararası ekonomiyi derinden etkileyen Amerikan Merkez Bankası FED’in inişli çıkışlı değerlendirmeleri de oldu. Tüm gelişmekte olan ülkelerle birlikte Türkiye ekonomisinin de etkilendiği fon akımındaki istikrarsızlık sinyallerinin ardı arkası kesilmedi son üç yıldır.

EKONOMİK GÖSTERGELER 2013 2014 2015 2016
Kişi Başına GSYİH (Dolar) 10.822 10.390 9.261 9.364 (Orta Vadeli Plan)
İşsizlik 9 9,9 10,3 9,4 (Mayıs)
Enflasyon (Yılsonu TÜFE) 7,4 8,17 8,81 8,79 (Temmuz)
Faiz Dışı Bütçe Dengesi /GSYH; (%) 2 1,6 1,6 1,4
Kamu+Özel Kesim Dış Borç Stoku(Milyar Dolar) 388,2 402,4 397,9 411,5 (1.Çeyrek)
12 Aylık Cari Denge /GSYH; (%) -7,9 -5,8 -4,5 -4
Merkez Bankası Dolar Kuru (ABD Doları; Döviz Alış) 1,7963 (Nisan) 2,3269 2,9181 2,9544 (Ağustos)
Kredi/Mevduat Oranı 107,1 114,8 117,2 116,8

Kaynak: http://www.mahfiegilmez.com/p/gostergeler.html; http://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/tcmb+tr/tcmb+tr/main+menu/istatistikler/doviz+kurlari/gosterge+niteligindeki+merkez+bankasi+kurlarii

Yukarıdaki tüm göstergelerin anlam kazanabilmesi ancak döviz kuru ile yeniden değerlendirilmesi ile mümkün. Gezi olaylarının hemen öncesindeki 30.04.2013 tarihli Dolar Kuru ile (1,7963), 31.08.2016 tarihinde 1 Amerikan Dolarının TL karşılığı arasında (2,9544) %64,47 fark var.

Çetin geçen üç yılın ardından Türkiye ekonomisinin kayıpları ile kazançları aynı sepette gibi görünüyor. Bu süreçte büyük kayıpların yaşanmaması ekonomide kırılganlığın azaldığını fakat aynı zamanda siyasi atmosferin ekonomi üzerindeki vesayetini devam ettirdiğini gösteriyor. Veriler, Dolar Bazında Kişi Başına Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’da kayıp olduğunu işaret ediyor. Özel sektörün yatırım ikliminin koşullardan olumsuz etkilendiği, büyümenin tüketim üzerinden gerçekleştiği net olarak anlaşılıyor.

Üst üste gelen siyasi krizlerin kısa vadede ekonomiyi derin bir çöküşe itmediği son üç yılın getirisi Türkiye ekonomisinin artık finansal araçlar ve aracılar bakımından belirli bir derinliğe ulaştığının anlaşılması olarak not edilmeli.